• BIST 97.533
  • Altın 145,687
  • Dolar 3,5750
  • Euro 3,9909
  • Kocaeli : 19 °C
  • İstanbul : 21 °C
  • Sakarya : 20 °C

Ergenekon’da esaret günleri sona ererken…

M.Tanzer Ünal

 

                                   

Kullanacağım kelimeler için peşinen özür dilerim.

Boktan yapılan kaleler, sidikle yıkılırmış…

Suç olmadan, suçlu olmadan “suç örgütü” yarattılar.

Adına “Ergenekon” dediler.

Atatürk’ün subaylarını darbeci, katil, rüşvetçi, PKK işbirlikçisi, Hizbullah’ın kurucusu ve terörist ilan ettiler.

Utanmadılar, sıkılmadılar…

Amaçları belliydi, Türkiye’yi teslim almak!

Türk Ordusu teslim alınmadan, Türkiye teslim alınamazdı.

Aslında bu oyun yeni değildi.

Büyük Türk milleti, tarihin değişik dönemlerinde, emperyalistlerin ve yerli işbirlikçilerinin benzer ayak oyunlarını çok görmüştü.

Nice vatan sevdalıları, “ihanet çeteleri” tarafından yargılanmıştı.

 Nasıl bugün “dünün muktedirlerinin zulmü” nü lanetliyorsak, “bugünün muktedirlerinin zulmü” de yarın aynı şekilde lanetlenecektir.

Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın!

                                                                                              ********

Atatürk, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının dönem dönem sıkıntılar çekeceğini bildiği için onlara şöyle seslenmişti:

“Dünyada hayat için, insanca yaşamak için bağımsızlık lazımdır. Bağımsızlık sahibi olmak için kuvvet sahibi olmak ve bunun için mevcudiyetini ispat etmek icap eder.

Kuvvet, Ordu’dur.

Orduyu imha etmek için mutlaka subayları mahvetmek, aşağılamak lazımdır. Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta engeller ve müşkülat kalmaz.

Şahsi ve özel hayatları itibariyle de subaylar, fedakârlar sınıfının en önünde bulunmak mecburiyetindedirler.

Çünkü düşmanlarımız herkesten evvel onları öldürürler. Onları aşağılar ve hor görürler. Hayatında bir an olsa bile subaylık yapmış, subaylık izzetinefsini, şerefini duymuş, ölümü küçümsemiş bir insan, hayatta iken, düşmanın tasarladığı ve reva gördüğü bu muamelelere katlanamaz. Dolayısıyla subay için ‘ya istiklal, ya ölüm’ vardır.”   

Aynen böyle davrandılar!

Atatürk’ün öngördüğü gibi…

Onurlarını kırdılar, aşağıladılar…

Birbirlerini hiç tanımayan insanları terör örgütü kurmakla suçladılar.

Suçsuz yere yıllarca zindanlarda tuttular.

Türkiye, emperyalistlerin kontrolündeki dikta rejimine teslim edildi.

“Astığı astık, kestiği kestik” günler geçirdik, geçiriyoruz.

Ordu mensupları, Cumhuriyet mitinglerine katılanlar, ulusal değerleri benimseyenler, ülkemizin birlik ve beraberliğini savunanlar, özetle ülkemizin aydınlık yüzünü oluşturanlar; halk düşmanı, darbeci, terör örgütü üyesi ilan edildi.

Sonra?

Sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’ne, ülkemizin çağdaş ve aydınlık insanlarına kumpas kuranların “kirli çamaşırları” ortalığa döküldü.

Allah, bu kötü niyetli kişilerin ellerini ayaklarına doladı.

Silivri yıkıldı, Ergenekon çöktü!

Hem de bir günde…

Kumpasçıların gerçek yüzleri ortaya çıktı.

Rezil oldular…

                                                                                              *******

Birkaç gündür, Silivri zindanından o tahliyeleri izlerken, Mustafa Kemal Atatürk’ün o sözleri aklıma geliyor:

“ Necip Türk milletine ve nesli atiye tavsiyem odur ki, sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki ve vicdanındaki cevher-i asliyi tahlil etmek dikkatinden bir an vazgeçmesin!”

Bana göre, milletimiz, sinesinde yetiştirdiği ve başının üstüne çıkardığı kişilerin kanını ve vicdanını iyi tahlil etmiş görünüyor.

“Türk milletini teslim alma oyunu”, ters tepti.

Panik başladı…

Suçlular, suçluluk psikolojisi içinde sağa sola saldırıyorlar.

Direnenler, kazandı…

Bundan sonra, vatana ve millete “ayak oyunu” oynayanlar düşünsün!

 

 

Arkadaşımın anlattığı Brejnev fıkrası…

                                               *****

Dün, uzun zamandır Rusya’da inşaat işleri yapan bir arkadaşım ziyaretime geldi.

İşlerinin yoğunluğundan Türkiye’ye seyrek gelebiliyordu ve gördükleri karşısında şaşkındı.

“Brejnev fıkrasını mutlaka biliyorsundur, ama yine de anlatayım” dedi, çayını yudumlarken başladı anlatmaya:

“Sovyetler Birliği döneminde Moskova’ya giden bir turist, otel odasında televizyonu açıp, dört kanallı devlet televizyonunda seyredilecek kanal aramaya başlamış. Birinci kanalda karşısına nutuk atan Brejnev çıkmış, kanalı değiştirmiş. İkinciye geçmiş, orada da aynı şey. Üçüncüye geçmiş, orada da Brejnev… Çaresiz dördüncüye geçmiş ve o kanalda karşısına çıkan spikerin şu sözlerini duymuş: “Ne o yoldaş, ötekileri beğenmedin mi yoksa?”

“Neden bu fıkrayı anlattın?” diye sordum domuzluğuna.

Cevabı…

“Türkiye, Sovyetler Birliği’nin eski halini geçmiş. Aynı şahıs 15 kanalda birden çıkıyor. Beğenip beğenmediğimizi soran da yok. Yazık bu memlekete!”

 

 

Demokrasi sandıkla oluyorsa…

                                               *********

AKP’nin şu demokrasi anlayışına bayılıyorum.

Sandık da sandık…

Sandığı dillerinden düşürmüyorlar.

“Size cevabımızı sandıkta vereceğiz…”

“Sıkıysa bizi sandıkta düşürün!”

“Eğer suçluysak, bize cezamızı sandıkta verin!”

Sadece sandıktan çıkmayı, “demokrasi” sanıyorlar…

                                                               ******

Dün o gazete haberini okuyunca güldüm.

Kuzey Kore’de de sandık ortaya konmuş, seçimler yapılmış.

Biliyorsunuz, Kuzey Kore tek adam yönetiminin en katı uygulandığı bir ülke.

Devlet Başkanı, parlamento için isimleri belirlemiş, seçmenler de gitmiş o isimler için oy kullanmış.

Sandıksa, sandık…

Şimdi sandık ortaya kondu diye, “Kuzey Kore’de demokrasi var” diyebilecek miyiz?

  

Bu yazı toplam 979 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim