• BIST 83.067
  • Altın 146,783
  • Dolar 3,7897
  • Euro 4,0443
  • Kocaeli : 3 °C
  • İstanbul : 4 °C
  • Sakarya : 3 °C

Ermeni Meselesi

Nihal Özgirgin

Türk devlet tarihine baktığımızda 19. yüzyıl ile başlayan ve 20. yüzyılın ilk yarısına kadar devam eden olayların son yirmi yıldır neticeye vardırılmak istendiği görülmektedir.

Bu meselelerden biri de Ermeni meselesidir.

Bugün birçok insanımız kendi yaşadığı çağdaki değerlerle tarihi yargıladığı, dolayısıyla sorunlara tarafsız bakamadığı için kafaların karışık olduğu bu meseleyi gelin tarihi verilere bakarak inceleyelim:

Tarihte bazı milletlerin kendi devletlerini kurmaktan ziyade genellikle teba olarak yani hakim bir gücün kanatları altında yaşamak suretiyle tarih sahnesinde yer aldığı görülür.

Bu milletlerden biri de Ermenilerdir.

Zira Türkler Anadolu topraklarına adım attığında Ermeniler Bizans’ın hakimiyetinde yaşamakta idi. Daha sonra Türklerin hakimiyeti altında yaşamaya başlamışlardır.

Osmanlı hakimiyeti içerisinde Ermeni milleti daha önce elde edemedikleri imkanlara sahip olarak devletin yönetim kadrosunda yer almışlar ve “millet-i sadıka (sadık millet)” adı altında uzun yıllar huzur içerisinde yaşamışlardır.

Ancak bu huzur ortamı 19. yüzyıla gelindiğinde ve Osmanlı devleti büyük toprak kayıpları yaşamaya başladığında değişmiştir.

Özellikle 93 Harbi olarak anılan 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı esnasında yaşanan hezimet bugün birçok meselenin temel alt yapısını oluşturmuştur.  

Fatih zamanından beri Katolik Hıristiyan devletlere karşı Ortodoks Hıristiyanların hamisi durumundaki Osmanlı İmparatorluğu, bu misyonundan ayrılmak zorunda kalmıştır.

Nitekim 1888 Berlin anlaşmasının şartlarından biri “Rusya, Fransa, İngiltere ve Almanya “Osmanlı Ortodokslarını” himaye edecektir” şeklindedir.

O günün şartlarında Osmanlı’da yaşayan Ortodoks çoğunluk Ermeniler olduğu için bu anlaşma maddesinden güç ve “himaye” alan Ermeniler, Hınçak ve Taşnak örgütlerini kurmuş ve “Büyük Ermenistan” siyasi fikri ile Doğu Anadolu’da silahlı mücadeleye başlamıştır.

I. Dünya Savaşı esnasında yedi cephede birden çarpışan Osmanlı devletinin askeri güç zafiyetinden yararlanan Ermeniler özellikle Rusya’nın himayesi ile Doğu cephesinde Ruslarla işbirliğine giderek, savaş sonunda kurmak istedikleri Ermenistan devleti için etnik temizlik hareketine girişmişlerdir.

Doğu cephesi kumandanı Kazım Karabekir anılarında bilhassa Erzurum’da yapılan katliamların “insanı insanlığından utandırdığı”nı ifade etmektedir.

O dönemde yapılan katliamlarla 518 bin 301 Müslüman Türk katledilmiştir.

I. Dünya Savaşı sonrası Ermenileri Berlin anlaşması şartları doğrultusunda himaye eden devletlere bakıldığında;

Almanya’nın Osmanlı ile ittifak halinde savaşa girip kaybettiği,

İngiltere ve Fransa’nın kazanan taraf olduğu için Osmanlı topraklarını işgal ettiği,

Rusya’nın ise Bolşevik ihtilali nedeniyle Osmanlı toprakları üzerindeki haklarından vazgeçip Gümrü anlaşması ile bugünkü sınırların çizildiği görülmekdir.

Ermenilerin himayeci devletler tarafından ortada bırakılmasına mukabil uzun yıllar beraber yaşadığı millete karşı savaş sırasında yaptıkları katliam “tehcir” neticesini doğurmuştur.

Kaldı ki tehcir yani “göç ettirme” durumu 19. yüzyılda devletlerin yaygın olarak, bilhassa Türk milletine karşı, gerçekleştirdiği bir uygulamadır.

Nitekim 93 harbi ve Balkan savaşları esnasında Türk milletinden 5 milyon kişi tehcire uğrayarak ağır kayıplar vermiştir.

Ermenilerin de tehcir esnasında özellikle Doğu Anadolu’daki aşiretler ve çeteler tarafından saldırıya uğradıkları görülmektedir.

Bu saldırılar sonrasında İngiliz Kraliyet Mahkemesince yargılanan Osmanlı devleti ise beraat etmiştir.

Dolayısıyla savaş ortamında ve ardından yaşananları soykırım olarak adlandırmak savaşın sonuçlarını en ağır şeklinde yaşayan Türk milletine karşı yapılan en büyük hakarettir!

Ve Ermeni meselesi aslında bir milletin kendisinin değil de başkalarının himayesi ile devlet kurma hayallerinin sonuçlarını göstermesi açısından önemlidir.

Bu nedenle bugün soykırım iddiaları ile Türk milletinden özür, tazminat ve toprak talep eden Ermenilerin bu taleplerini kendilerine “sadık millet” diyen Türklerden ziyade, onları “himaye etmeye” soyunup menfaatleri bittiği an da ortada bırakan “hamilerinden” talep etmeleri daha yerinde bir karar olacaktır!

Saygılarımla…

Bu yazı toplam 1366 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Nalan Altıntaş
30 Nisan 2015 Perşembe 11:22
11:22
Kısacası, "besle kargayı oysun gözünü" misali ermeniler değer gördükleri insanlara ihanet etmişler ve o kadar yüzsüz basitler ki hala utanmadan soykırımın kendilerine yapıldığını iddia ediyorlar....
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim