• BIST 89.282
  • Altın 145,910
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • Kocaeli : 6 °C
  • İstanbul : 11 °C
  • Sakarya : 6 °C

Ersin Taranoğlu’nun yeni hayatı…

M.Tanzer Ünal

Ersin Taranoğlu’nu tanıyor musunuz?

Pek tanıdığınızı sanmıyorum.

Tanıyanlar bile,“yeni hayatıyla” tanımıyordur.

Tanıyanlar, Ersin Taranoğlu’nun…

*Sakaryalı olduğunu…

*ANAP’tan18, 19 ve 20’inci dönem milletvekili seçildiğini…

*Partisinde genel başkan yardımcılığı görevinde bulunduğunu…

*Orman Bakanı ve Spor Bakanı olarak görev yaptığını…

*Sempatik, insan ilişkilerinde başarılı biri olduğunu…

Bilirler.

Ben size “siyasetçi Ersin Taranoğlu” nu anlatmayacağım.

Zaten O artık siyasetçi de değil.

Üç dönem milletvekilliği yaptıktan sonra siyasete noktayı koymuş.

Nasıl başarmış bilmiyorum, ama başarmış…

Siyaset dışında da bir yaşam olduğunu keşfetmiş, arkasına bakmadan yeni hayatını yaşamaya başlamış…

 

***

 

Kendisini siyasete atıldığı yıllardan beri tanırım.

Ara sıra sohbet ederiz.

Ne zaman arasam, “Ankara’dayım” der.

En son bayramın birinci günü telefonla konuştuk, yine “Ankara’dayım” dedi.

İki gün sonra “bizim Ersin”in foyası ortaya çıktı.

Hürriyet Gazetesi’nde Şükrü Küçükşahin’in “Ersin Taranoğlu’nun yeni yaşamı” ile ilgili röportajını okuyunca, yaptıklarına inanamadım.

Benim tanıdığım Ersin Taranoğlu gitmiş, bambaşka bir Ersin Taranoğlu gelmiş.

Yaşam tarzıyla…

Yaşama dair görüşleriyle.

Tekne kullanıyor…

Dalıp balık avlıyor…

Kayak yapıyor…

Tenis oynuyor…

Dünyayı geziyor…

Yoga yapıyor…

Motosiklet kullanıyor…

Rüzgar sörfü yapıyor…

Briç kurslarına devam ediyor…

Ut dersi alıyor…

Dağcılık yapıyor…

Paraşütle atlıyor…

Daha hangi birini saysam!

Röportajı bir solukta okuyup bitirdim, açtım telefonu kutladım.

“Yahu ne biçim adamsın, bu yaptıklarını benden neden gizledin?” diye sordum.

“Seni kıskandırmak istemedim” dedi.

“Neredesin? Sakın yine Ankara’dayım deme” diye çıkıştım.

İtiraf etti, Göcek’te teknedeymiş.

14 metrelik bir yelkenli almış.

Kaptan tutmamış, kendisi kullanıyormuş.

“Sahi mi” dedim, “İnanmazsın ama Atina’ya bile gittim” cevabını verdi.

“Biz Barbaros’un torunlarıyız” diye de espri yaptı.

Helal olsun!

Bence, Ersin Taranoğlu’nun yaptıklarını siyasete bulaşanların yüzde 99.9’u yapamaz.

Çünkü siyaset, “tedavisi zor bir hastalık” tır!

Yakalanan, kendini zor kurtarır.

 

Bu yazıyı neden yazdım?

Yazıyı buraya kadar okuduysanız, devamını da mutlaka okuyun!

Yazının uzunluğu gözünüzü korkutmasın.

Çok şey öğreneceksiniz.

İnsanın, yaşı kaç olursa olsun yaşamını yeni baştan planlayabileceğini göreceksiniz.

“Ne iyi yapmış” diyeceksiniz, “Acaba ben de yapabilir miyim?” diye düşüneceksiniz.

Karar vermenin, yola çıkmanın, azmetmenin, hedef koymanın ne kadar önemli olduğunu anlayacaksınız.

Kim bilir, içinizden Ersin Taranoğlu’nu örnek alıp “yeni bir hayat” kurmaya karar verenler de çıkabilir.

İşte bu yazıyı bunun için yazıyorum.

“Komşu oğlu” Ersin Taranoğlu’nu daha yakından tanıyın istedim.

 

Neden yeni bir hayat?

“Neden mi; bir tane hayat olduğunu, hayatın da bir sonu olduğunu, siyasetin dışında da bir hayatın varlığını hem de çok güzellikler barındırdığını fark edince bunları yaşamak istiyorsunuz. Maalesef siyasette Türkiye’de -bütün siyasetçiler için geçerlidir- perde iniyor gözünüze, dışınızdaki hayatı görmüyorsunuz. Bir fanusun içinde kalıyorsunuz. Gerçeklerin dışında yaşıyorsunuz. Ben neyi özlüyorum biliyor musunuz? Benim başbakanım akşam saat 18.00’da sıkılacak, yorulacak gidip bir kafeye oturacak kahvesini içecek, pastaneye gidecek tatlısını yiyecek, dondurmasını kaşıklayacak, hem de korumasız. Bir vatandaş gibi yaşayacak yani. Onun bu görüntüsü siyasete yansır, siyaset de daha güzel olmaya başlar. Türk insanı ruhuna yatırımdan uzak. İnsanın dinginliğinin ise ruh-zihin-beden dengesinden geçtiğini öğrendim.”

 

Ruha yatırım eksik

“Nereden öğrendiniz?”

“Yogadan…”

“Yani yoga da yaptınız...”

“3 yıldır yapıyorum, hâlâ da devam ediyorum. Bu üçlünün birlikteliği sağlanmaz, birlikte doyurulmazsa ruh ile beden farklı yerlerde oluyor. Dolayısıyla bu da dengesizlik ve çatışma yaratıyor. Bizim toplumumuzun gelir seviyesi arttı, daha güzel yerlerde yemek yiyor, daha güzel giyiniyor tamam; ama daha mutlu değil. Sebebi, daha güzel yemek yemek maddi yatırım, daha güzel giyinmek dışa yatarım. Ama ruha yatırım eksik. Kitapevlerine gidiyorsunuz, kişisel gelişim kitaplarının hem sayısı hem de satışı arttı. Çünkü toplum arayış içinde. İç dünyasına yatırım yapmak istiyor…”

“Bu hayata bakışı siyasetin dışına çıkınca mı anladınız?”

“Evet, biz siyaset yaptığımız yıllarda toplumu görmüyormuşuz. Bugünkü siyasetçiler de görmüyor. Zaten bu gerilimin sebebi de idare edenle edilenler arasındaki bilek güreşi. Şimdi ben halkın içinde her türlü insanla bir araya gelebiliyorum. Siyasette ise yalnız partililerimizle bir araya geliyorduk. Oysa onların dışında da insanlar var, onların hayatları var ve size oy vermeseler de varlar. Ya siz onlardan ya da onlar sizlerden etkilenir. Birbirinizi anlamak için görüşmek, konuşmak lazım. Şimdi ben dünyayı geziyor ve görüyorum. Paris’te Eyfel Kulesi’nin altında huzuru, güveni hissediyorsunuz, ülkenize dönünce gerginliği görüyorsunuz. Kaldırım da sokak da park da ona göre; bir kargaşa, kontrolsüz bir koşuşturma var. Batı’ya gidiyorsunuz insanlar daha relaks, daha kontrollü…”

 

Hülya Avşar tenise başlattı

“Siyaset bitince hangi hobilere başladınız?”

“Kayağı daha önceden yapıyordum. Ama sonradan Spor Bakanlığı’nın da katkısıyla tenis ve yürüyüşü ilerlettim. İtiraf edeyim tenise de şöyle başladım: Hülya Avşar benimle tenis oynamak istemişti, bilmediğim için bunu gerçekleştiremedik. Onun etkisiyle tenise başladım ama görevim doldu, o maçı bir daha yapamadık. Siyasetten sonra yelkene başladım. Ardından rüzgâr sörfü öğrendim. Tek yıldız balık adam oldum. Paraşütle atlamaya başladım. Şimdi de motosiklet kullanma ve briç kursları alıyorum. Dağcılığım var artık; 2005 ve 2010 yıllarında Ağrı Dağı’nın zirvelerine çıktım. Şimdi de hedefimiz, 2016’nın şubat ayında Afrika’nın en yüksek dağı Kilimanjaro’nun zirvesine çıkmak. 2017’de de Everest’in ana kampına çıkacağız.”

 

Her koyda yazlığım var

“Niye bu hobiler?”

“Paraşütle neden atladım? Bir gün gazetelerde haber okudum, Baba Bush 90’ıncı yaşını paraşütle atlayarak kutlamış. O zaman 60 yaşındayım. O atlıyor da ben neden atlamıyorum dedim ve başladım atlamaya. Yani demek istediğim şu: İnsan çok güçlü bir varlık, sonsuz güçleri var; ama neyi yapabileceğinin farkında değil. Bu tip uğraşlar insana bu özgüven veriyor. Melekelerimizin farkında değiliz. Keşke bunları gençlik yıllarımdan itibaren yapabilseydim ve keşke çocuklarıma yaptırabilseydim, bakan olarak ülkemde bunları geliştirmek için çok daha fazla çalışsaydım, çabalasaydım.
Çeşme’de milletvekili yazlığında evim vardı. Baktım hep aynı komşular, aynı yüzler, aynı yerler. Sattım evi, 14 metrelik yelkenli bir tekne aldım. Şimdi Türkiye’nin her koyunda yazlığım var.”

 

Öğrenmeye devam

“Başka neler yaptınız?”

“İsveç’e, Aurora Borealis’ye gittim Kuzey Işıkları’nı seyretmek için. Grönland’a gittim. Buzulların erirken birbirlerine değdiklerini, değerken çıkan sesin aynen gök gürlemesi olduğunu burada gördüm, duydum. Yani günde yüzlerce kez gök gürültüsünü yaşamak... Doğa bu işte. Aynı zamanda buzulların erimesini nasıl bir çevre tehdidi yarattığını da bizzat görmüş oldum.”

“Yapacağınız yeni bir şey kaldı mı?”
“Bakın, bir şey kalmadıysa ölüm yakındır, hayat bitiyordur. Hayat öğrendiniz kadar uzun, öğrendikleriniz kadar da gençtir. Onun için öğrenmeye devam. Dediğim gibi yeni planlar yaparken, briç ve motosiklet kursları da sürüyor. Ayrıca yine çok severek öğrenmeye başladım bir şey daha var. İsmail Oytun ustadan ut dersleri alıyorum”.

 

“Örtülü”yü piyanoya harcardım

“BEN bir daha siyasete dönmem; ama dönsem, başbakan olsam, Başbakan’ın elinde örtülü ödenek var değil mi? Bir sene 10 bin çocuğa piyano öğrettiririm. Bir sene 10 bin çocuğa saz çalmayı, sonra bir sene ut çalmayı... Yani müzikle gelişimini sağlarım. Örneğin her sene, her ilçede 10’ardan 10 bin çocuğa tenis, kayak öğrettirirdim. Bu tip şeylere yatırım yaparım.”

 

Hobisiz toplum AVM’ye gider

“AÇIK söylüyorum S harfinde siyasetin dışında her şeyi yapıyorum, T harfinde de Türkiye dışındaki her şey... Çünkü Türkiye gerilim içinde, mutluluğu yakalamak çok zor. Bunu yurtdışına gidince daha iyi anlıyoruz. Türkiye’de, ben de dahil herkes, mutluluk nedir, öncelikli midir diye sormuyoruz. Hayat, ev-Meclis-parti ve seçmen arasında gidip geldi. Oysa hobisi olmayan toplum gerginlikten kurtulamaz. Çünkü hobiler ortak paydaları oluşturur. Arkadaşsan arkadaşlığını, sevgiliysen sevgini, aileysen aile bağlarını korur, yaşatır, güçlendirir. Bugün AVM’lerin kalabalık olmasının nedeni de hobilerinin eksikliğidir. Çünkü ortak yaşanacak bir şey yok, tek kalan AVM’de bir araya gelip yemek yemek, sinemaya gitmek, alışveriş yapmak.”

 

Kendisini sevmeyen başkasını sevemez

“BİR ömrü 75 yıl sayarsan 3 tane 25’ten ibarettir. İlk 25’te sizin tesiriniz yok; bebeksiniz, çocuksunuz. Okur, eğitim yapar, askere gidersiniz... Sizi hep başkaları yönlendirir. İkinci 25’te ise mesleğiniz size hâkimdir. Sonucu kariyerdir, kariyer için yaşarsınız kendinizi fark etmez, yaşamazsınız. Aynada gördüğünüz de kariyerinizdir, kendiniz değildir. Son 25 ise insanın kendini keşfettiği ve fark ettiği yaştır. En kıymetli şeyin kendiniz olduğunuzu anlarsınız. Zaten bunu fark ettikten sonra her şeye daha çok değer vermeye başlıyorsunuz. Çünkü kendisini sevmeyen başkasını asla sevemez, kendisine değer vermeyen başkasına asla değer veremez, kendine yatırım yapmayan başkasına asla yatırım yapmaz. İşin sonu ve aslı evreni fark etmenizdir. Evreni fark edince Ersin Taranoğlu’nun çok küçük bir parça olduğunu anlarsınız. Mutluğun yolunun buradan başladığını görürsünüz.”

 

Kitap, müzik ve sporda KDV’yi sıfırlayalım

“BAKIN şuraya vardım: Sanat, kültür ve spora ülkenin yatırım yapması lazım. Bu insana yapılan yatırımlardır. Bunun için de Sayın Başbakan’dan ricam var. Gelin bir sene kitaptaki KDV’yi sıfırlayalım, okumayı teşvik için. Bir sene opera, bale, konser gibi müzik faaliyetlerinde KDV’yi sıfırlayalım. Bir sene müzik aletlerinde sıfırlayalım. Bir sene spor için bunu yapalım. Eski bir siyasetçi olarak söylüyorum; evet otobanlar yaptık, daha iyileri de yapılır. Ama buraya yatırımın zamanı geldi.”

 

ha-009.jpg

Bu yazı toplam 1399 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim