• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Kocaeli : -3 °C
  • İstanbul : 4 °C
  • Sakarya : -3 °C

Esad devrilseydi “demokrasi” olacaktı, Mursi devrilince “darbe” oldu!

M.Tanzer Ünal

Siyaset böyle bir şey!
Sürprizlerle dolu…
Esad gitti gidecek derken, bir de baktık ki, Mursi gidiverdi.
Hem de öyle böyle değil, tepetaklak!
Ben onu bunu anlamam.
Demirel büyük adam!
Ne demişti, “Siyasette 24 saat bile uzun zamandır.”
Şuna bakın, son bir ayda neler yaşadık neler!
********
Şimdi tartışılan, konuşulan şu:
“Mısır’da darbe yapılmamalıydı, seçimle gelen seçimle gitmeliydi…”
Doğru mu? Doğru…
Darbeler, kabul edilemez. Kabul edilmemeli!
Klasik “demokrasi teorisi” dir bu.
Ancaaak…
Seçimle gelenlerin, demokrasiyi kalkan olarak kullanmaları, olmadık haltlar yemeleri doğru bir davranış mı?
Bu durumun da en az diğeri kadar sorgulanması şart!
“Ben sandıkla geldim, sandıkla giderim. Bu arada da istediğimi yaparım…”
Yok öyle şey!
Böyle bir demokrasi anlayışı olamaz!
Seçimle işbaşına gelen yönetimlerin, insanları ezmeye, insanlara zulmetmeye, salt sandıktan çıktım diye halkları mı var?
Olur mu böyle şey?
Sonra bu çifte standart neden?
Şeriat yanlısı Mursi, bir yıl önce, “Tahrir Meydanı”ndan iktidara gelmişti.
O zaman da Mübarek’in koltuğunu terk etmesinde Ordu’nun rolü vardı.
Musi’yi iktidara taşıyan o ayaklanma “demokrasi”ydi de…
Bir yıl sonra Mursi’yi iktidardan indiren bu ayaklanma neden “darbe” olsun?
Bir şey daha…
Bugün Suriye lideri Esad, koltuğunu terk etme zorunda kalsa, bunun adı “demokrasi” mi olacak?
Seçimse, Esad da seçimle geldi…
Demek, Esad devrilseydi “demokrasi”, Mursi devrilince “darbe”…
Samimi olalım!
Öyle “sandık” ve “demokrasi” gibi sihirli kelimelerin arkasına gizlenmeyelim.
“Demokrasi” kelimesinin arkasına bizim Başbakan da gizlenmedi mi?
“Demokrasi bizim için tramvay gibidir. İstediğimiz durağa gelince ineriz…”
Bu ifade, bir “itiraf”tır.
“Demokrasinin amaç değil, araç” olduğunun itirafı…
Nitekim, AKP ve Erdoğan, “demokrasi tramvayı” istedikleri durağa gelince, tramvaydan inmişlerdir.
Mursi de öyle…
Mursi de, bir yıllık yönetiminde, demokrasiyi “araç” olarak kullandığını göstermiştir.
“Tek adamlığa”…
“Diktatörlüğe” soyunmuştur.
Muhalifleri dışlamış, devletin tüm güçlerini elinde toplamış, demokrasiden sapmış, insanların yaşam tarzına karışır olmuş, özetle iktidarını devam ettirmek için yapılmaması gereken her şeyi yapmıştır.
Mursi’nin 4 Temmuz 2913’te Financial Times Gazetesi’ne verdiği şu demece bakın!
“Onlar bizi akşama kebap yapmadan, biz onları öğle yemeğinde yiyeceğiz…”
Kime söylüyor bunu?
Kendisine oy vermeyen yüzde 48’e…
Sonra da diyor ki, “Ben sandıkla geldim, sandıkla giderim.”
Eee, sandığın ortaya konulmasına daha üç yıl varsa, bu süre zarfında millet ezilmeye devam mı edecek?
Hangi millet olursa olsun, toplumlar “koyun sürüsü” mü?
İnsanlar “geri zekâlı” mı?
Hiçbir şey boşuna değildir.
Etki-tepki meselesi…
Toplumun fokurdamasına neden olacak işler yaparsan, toplum fokurdar…
********
O günleri hatırlayın!
Hüsnü Mübarek’in fotoğrafları üzerine “Firavun” yazan yüz binlerce gösterici Tahrir Meydanı’nı doldurduğunda, Başbakan Erdoğan, “Halka kulak ver!” diye Mübarek’e nasihat etmişti.
Ya şimdi?
Mısır halkı yine Tahrir Meydanı’nda…
Bir “Firavun”dan kurtuldu, bu defa bağnaz bir başka “Firavun”a esir oldu.
“Demokrasi ve İslam”ın arkasına saklanan Mursi, toplumu daha fazla ezmeye kalktı.
Halk tekrar ayaklanınca da, yeniden “demokrasi” şarkıları söylenmeye başlandı.
Mübarek’e karşı ayaklanan halk, “halk” idi de, Mursi’ye karşı ayaklanan halk, “halk” değil mi?
Böyle çifte standart olur mu?
İktidar sorumluluğu, sandıktan çıkıldığı an başlar ve tüm toplumu kucaklama çabası olarak devam eder.
Eğer sen…
* Toplumun tamamını değil de sadece sana oy verenleri kucaklarsan…
*Toplumu, bana oy verenler ve vermeyenler diye ayrıştırırsan…
*Sana oy vermeyenleri ezmeye kalkarsan…
“Sandık demokrasisi” tıkanır.
Karşı tepkiler, çığ gibi büyür…
Bu şartlarda “sandığı” ve “klasik demokrasi teorisi” ni ağzına sakız yapamazsın!
Yaptırmazlar…
İşine geldiği zaman “demokrasi” diyeceksin, gelmediği zaman olup biteni “darbe” olarak tanımlayacaksın.
Çağdaş demokrasiler, azınlığın haklarını da gözeten “çoğulcu” demokrasilerdir.
Eğer sen, azınlığı, sana oy vermeyenleri ezmeye kalkarsan, kendin gibi düşünmeyenlere “cihat” açarsan, onlar da demokrasiyi meydanlarda aramak zorunda kalırlar.
Mısır’da olup biten bu!
Başka bir şey değil…
Halka kulaklarını tıkayanlar…
Demokrasiyi “amaç” değil de “araç” olarak görenler…
Mısır’da olup bitenleri iyi incelesinler!

Bu yazı toplam 828 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim