• BIST 107.202
  • Altın 145,188
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • Kocaeli : 20 °C
  • İstanbul : 26 °C
  • Sakarya : 20 °C

Eski belediye başkanından deprem itirafı!

Mesut Akbulut

17 Ağustos 1999’da meydana gelen merkez üssü Gölcük olan depremin 16’ncı yıl dönümünü geride bıraktık. O acı günleri bir kez daha yad ettik. Depremin olduğu yıl, Gölcük’ün belediye başkanı İsmail Barış idi…

İsmail Barış, 1956 Gölcük doğumlu. Yüksek öğrenimini Kocaeli’de Sevk ve İdarecilik Bölümü ve Bursa’da İlahiyat Fakültesi’nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi’nde yüksek lisans ve doktora yaparak, “İktisat Doktoru” unvanı aldı.1994-1999 yerel seçimlerinde iki dönem Gölcük Belediye Başkanlığı’na seçildi. Bu görevini 2004 yılı yerel seçimlerine kadar sürdürdü. 2004 yılından sonra Başbakan Danışmanlığı görevini üstlendi. 2004 tarihinde Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'na Genel Müdür olarak görevlendirildi. Genel Müdürlüklerin kapanmasıyla bu görevden ayrıldı. 7 Haziran seçimlerinde AKP’den milletvekili aday adayı oldu. Şu anda Üsküdar Üniversitesi'nden öğretim görevlisi olarak görev yapmakta. Evli iki çocuk babası

**

Eski belediye başkanı Barış, önceki gün Kavaklı Mahallesi'nde hasarlı oldukları halde 16 yıldır yıktırılamayan Denizevler'in harabe görüntüleri önünde basına açıklamalarda bulundu…

Depremle ilgili duygu ve düşüncelerini dile getirdi…

Barış’ın açıklamaları itiraf niteliğindeydi…

Barış, o dönem kendisi ve devletin diğer kademelerinde bulunan görevliler dahil kimsenin depremlerle ilgili yeterli bilgi, birikimi ve araştırması olmadığı için, binaların da bilinçsizce inşa edilmesi nedeniyle çok fazla can ve mal kaybı meydana geldiğini söyledi.

**

 Barış’ı açıklamalarını birlikte okuyalım;

"O tarihlerde başkaları da benden farklı değildi. Bunun idraki ancak müthiş bir felaketle anlaşılabiliyor. Keşke daha önce bu bilgilere sahip olsaydık. Keşke bizim yapı deneticilerimiz, mimarlarımız, mühendislerimiz, müteahhitlerimiz, fen ve imar işleri müdürlerimiz, belediye başkanlarımız, belediye meclis üyelerimiz, Bayındırlık Bakanlığı çalışanları, o dönemki Afet İşleri Genel Müdürlüğü bu işin farkına çok ciddi bir şekilde varabilseydiler. Bunlar olmadığı için 17 Ağustos depreminde Gölcük'te 6 bin şehit verdik.

 **

'BİR KAT FAZLA YAPMAK İÇİN BİZİ ZORLARLARDI'

Depremde insanları binaların öldürür. Eğer biz ulusal anlamda, toplum olarak, sivil toplum örgütleri olarak depremin öncesinin hazırlıklarını, deprem anında alınması gereken tedbirlerin ve depremden sonra yapılması gerekenleri öğrenebilseydik, öğretebilseydik ve uygulayabilseydik o kadar can kaybı olmazdı.  Mutlaka depremler olacak, çünkü deprem bölgesinde yaşıyoruz. Fakat can kayıplarımız asgari düzeyde, neredeyse yok denecek kadar az olacaktı. Gölcük'te depreme biz halk olarak hazır değildik. Halkımızın çoğu bir kat daha fazla kat yapabilmek için belediye meclis üyelerini, belediye başkanlarını, imar işleri müdürlüklerini zorlarlardı. Hatta bu yüzden de başkanlara, müdürlere bozulurlardı, fazla kat vermedikleri zaman."

 **

'DEPREM ÖNCESİ VE SONRASI İYİ BİR SINAV VEREMEDİK'

Bütün bunlara baktığınız zaman deprem öncesi ve deprem sonrasında iyi bir sınav veremedik.  Deprem sonrasında Gölcük çok arada kalmış bir yerdi. Önümüz deniz arkamız Samanlı dağları. Gelecek olan yardımlar da Bursa tarafından gelenler Yalova'da, İstanbul tarafından gelenler Körfez ve İzmit tarafında, Ankara tarafından gelecek yardımlar da Düzce ve Sakarya tarafında kesildiği için Gölcük depremle baş başa kaldı. Donanma Komutanlığı'nın desteklerini görme şansımız yüksekti. Ama tersanede ve Donanma Komutanlığı'nın binalarında da hasarlar olunca herkes kendi derdine düştü. Donanma ile karşılıklı çok ciddi manada da yardımlarımız olmuştur. Ama orada da büyük hasar vardı."

 **

'DEVLET BİR HAFTA SONRA GÖLCÜK'E AYAK BASTI'

 "Devlet ancak gerçek manada bir hafta sonra Gölcük'e ayak basmıştır. O bir hafta içerisinde sularımız yok, yiyeceğimiz yok, artçı depremler devam ediyor ve insanlar tedirgin. Dün zengin olarak yatan insanlar o gün yiyecek ekmeği bulunmayan insanlar konumuna geldi. İnsanların bir kısmı cenazelerini alıp başka yerlere gitti. Cenazeleri gömecek yerlerimiz, onları kefenleyecek kefenlerimiz, onları yıkayacak suyumuz yoktu. Bir hafta sonra ancak birtakım şeyler devlet imkanları söz konusu olmaya başladı. Amatör bir radyocu yardımıyla kötü durumda olduğumuzu ve yardıma ihtiyacımız olduğunu söylediğimi, dünyaya duyurduğumuzu hatırlıyorum. Bu arada kaymakam değişti, kamunun yeniden yapılanmasıyla ilgili yeniden düzenleme yapıldı. Bir kaos vardı, bir kaos daha geldi."

 **

“YAKLAŞIK 20 ÜLKEYE MEKTUP YAZMIŞTIM”

"Avrupa Yatırım Bankası'ndan hibe kredi temin ettik. Ama 2002 Aralık ayına kadar bu krediyi alıp Gölcük'ün alt yapısını yapamadık. Yeni hükümetin kurulmasıyla krediyi temin edebildik. Yaklaşık 20 ülkeye mektup yazmıştım. Depremi anlatabilmek için deprem kenti oluşturup 'dünyadaki her ülkenin kendi mimari özelliğine uygun mahallelerden olsun' teklifimiz vardı. Bu ülkelerden 15 tanesinden olumlu cevap almamıza rağmen sayın 'Ecevit bir yardım yapılacaksa bizim tarafımızdan gerçekleşsin' demişti. Bu nedenle krediyi alamamıştık."

 **

'HUKUKİ SÜREÇ NEDENİYLE DEVLET BİNA YIKAMIYOR'

Gölcük'te yıkım kararı verilen hasarlı binalarda hukuki süreçleri devam edenlerin sıkıntı yarattığını da söyleyen açıklamasını şöyle tamamladı; :

"Onların hukuki süreçleri tamamlandıktan sonra yıkılmasıyla ilgili en küçük bir sıkıntı yok. Hukuki süreç varken yerel yönetim veya devlet bir binayı yıkamıyor. Bulunduğumuz  Denizevler bölgesinde, Yeni Köy’ün alt kısımları afete maruz alan söz konusudur. Bununla ilgili de süreç devam ediyor. İdari karar ve bilimin alması kurallar vardır. Bilim burada bina yapılır veya yapılamaz tereddütleri yaşanıyor. İskana müsait bir alan yok ve yer bunu kaldırmaz deniliyor. Burada yaklaşık 2 metre çökme meydana geldi. Batıya doğru gittikçe bu azaldı. 3 kilometrelik sahil şeridinde çökme oldu. Deprem öncesinde yükseklikten 2 metre aşağıda duruyoruz Denizevler bölgesinde. Buradaki vatandaşların sorunu çevresel açıdan da sorundur. Sahiller, günübirlik tesislerle vatandaşların rahat edebilecekleri imkana kavuşturuldu. Denizevler harabe. Gölcük merkezde yıkılan binaların kamulaştırılması ve onların yeniden hayata sokulmamasıyla karşı karşıyayız. Bu da dönüşümle çözüm noktasına doğru geliyor. Eski Gölcük'ün hareketliliği ile ilgili de bir takım sıkıntılar var. Yeni yerleşim bölgesinin yukarıya kayması, mevcut yerleşim bölgesinin aşağıda azalması nedeniyle hayat biraz durgun oluyor.”

**

Sayın Barış’ın açıklamaları böyle…

Çok samimi açıklamalar…

Barış’ın dediği gibi depreme hazırlıksız yakalandık…

Sadece vatandaşlar değil, devlet de, hükümet de depreme hazırlıksız yakalandı…

Dönemin Gölcük Belediye Başkanı İsmail Barış’ın bu açıklamaları dikkate alınmalı… Umarım o günleri bir daha yaşamayız…

Gerçekten de çok acı günlerdi…

is-002.jpg


 

SEDAŞ’tan cevap geldi!

Sevgili okurlar… İzne çıktığım gün Başiskele Barbaros Mahallesi’ndeki elektrik sorurunu dile getirmiştim. İzinde olduğum dönemde SEDAŞ Kurumsal İletişim Müdürlüğü, yazıma cevap göndermiş. SEDAŞ’ın gönderdiği cevabı birlikte okuyalım;

“Sayın Akbulut,

6 Ağustos Perşembe günü gazetenizde ‘‘Bu mahallenin lambaları iki aydır yanmıyor’’ başlığıyla yayımlanan haberinizi okuyup inceledik. Konu hakkında sizlere bir takım bilgiler vermek isteriz. Haberinizde de bahsi geçen Başiskele Barbaros Mahallesi’nde, ekibimiz yaklaşık 3 km uzunluğunda havai şebekeyi yer altına alma çalışması yürütmektedir. Çalışmamız şu anda son aşamasına gelmiş olup geriye kalan bağlantı ve enerji verme faaliyetleri de tamamlanmak üzeredir. Bunun yanı sıra 10 Ağustos Pazartesi günü itibarıyla bölgesel aydınlatma çalışmalarını başlatmış bulunuyoruz. 13 Ağustos Perşembe günü projemizin tamamlanmasıyla birlikte bölgedeki aydınlatma problemi de çözüme ulaşmış olacaktır.

 

Proje kapsamında yapılan altyapı kazı çalışmalarımız için yetkili belediyeden tüm gerekli izinler alınmış olup, projenin tamamlanmasıyla birlikte kazı yapılan bölgelerde belediye tarafından üst yapı düzenleme çalışması da ayrıca yapılacaktır. İlginize teşekkür eder, konuyu kamuoyunun bilgisine sunarız. Saygılarımızla.”

**

Duyarlı davranıp yazıma cevap verdiği için SEDAŞ’a teşekkür ediyoruz. SEDAŞ, verdiği cevapta 13 Ağustos itibarıyla sorunun çözüldüğünü söylüyor. Aksi bir durum varsa, mahalle sakinleri beni arayabilir veya mail gönderebilirler.

Bu yazı toplam 1828 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
566İCOK
18 Ağustos 2015 Salı 19:28
19:28
Bu kişi de aldanan ve aldatılan toplum arasındaki bir vatandaş ne yazık ki. Kendileri farkında değillerdi belki ama farkında olanların sayısı çok fazla idi. Ancak farkında olanlar ya susturuldu ya da "muhalefet ne söylerse yeridir" propagandası yaptılar. Şimdi keşke diyorlar ve hala kendilerini haklı göstermeye çalışıyorlar ya hayret.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim