• BIST 108.392
  • Altın 142,851
  • Dolar 3,5345
  • Euro 4,1192
  • Kocaeli : 28 °C
  • İstanbul : 21 °C
  • Sakarya : 28 °C

“Eyvah gençliğim”…

Banu Gürer

Bir toplumun umudu hiç şüphesiz gençlerdir…

Gençliğiniz ne kadar iyi yetişirse geleceğe o kadar umutla bakma şansınız olur.

Bu nedenledir ki hemen her devlet eğitim sistemine ciddi yatırım yapar.

Yapması gerekir…

Türkiye gibi genç nüfusun fazla olduğu ülkelerde ise bu durum daha da önemli hale geliyor…

Hem gelecek hem de gün için…

Zira gençliğin durumu, gelecek için olduğu kadar günün asayişi için de ayrı bir önem arz ediyor…

Türkiye özelinden konuşacak olursak:

Bu hafta esefle okuduğum üzere gençler arasında uyuşturucu kullanma yaşı 11’e kadar düşmüş…

Bu ne demektir?

Öncelikle 11 yaşındaki bir öğrenci uyuşturucuya “ulaşabiliyor” demektir…

11 yaşında uyuşturucuya alışabilen bir gencin geleceğe dair umut vaat etmesi söz konusu olabilir mi?

Bu alışkanlığından kurtulsa da kurtulana kadar geçen kayıp zamanın telafisi mümkün mü?

Bu vakalarla muzdarip kişilerin sayısının arttığını düşünürsek kayıp zaman aynı zamanda o topluma ait olmuyor mu?

Bu gibi sorunların çözümünde “bilinçli” insanların sayısının artmasının/arttırılmasının öneminden bahsederiz…

Peki nerede yetişecek bu bilinçli bireyler?

Genellikle okulda.

Şöyle bir düşünelim:

Okullarımızı düzenleyen eğitim sistemimiz uzun yıllardır belki de kendine has bir biçimde “daimi” bir değişim sürecine tabii tutuluyor…

Elbette her değişimin amacı “daha iyiye” ulaşmaktır.

Fakat daha iyiye ulaşmak amacıyla yapılan değişimlerin “gelişim” olabilmesi için belli esasları takip etmek gerekir ki bunlardan bir tanesi değişimlerin “kervan yolda düzülür” mantığıyla yapılmamasıdır…

Peki, yaparsak ne olur?

İnsanı hayrete düşüren haberlere şaşırmamaya başlarız…

Neyi mi kastediyorum?

Üniversite sınavlarında “sıfır çeken” öğrencileri…

Lise bitiren bir öğrencinin üniversite sınavından “sıfır” alabilmesi okulun öğrencinin “bilinçlenmesi” doğrultusundaki etkisine dair de bize bir ipucu vermez mi?

Ailelerin bilinçlenmesinde de öncülük edecek kurumların etkisi her geçen gün azalıyorsa her gün yeni okulların açılması geleceğe yatırım mıdır?

Yoksa kaynakların yanlış kullanılması mı?

Ve işin acı tarafı eğitimin kalitesini açılan okulların sayısına göre değil verilen eğitimin insanlara ne kattığına göre değerlendiremediğimiz müddetçe kaynak israfından da bolca bahsedeceğiz demektir…

Bir başka ifadeyle “eğitimli bireyin” tanımını alınan diplomayla değil o diplomanın insana ne kattığıyla değerlendirmeye başlamadıkça, kendine zarar vermeyi bireysel özgürlük adına makul gören insanlara da alışmamız gerekecektir…

Bir de bu zarara sebep olan kaynakların denetimi yapılamıyorsa gençlik bir umuttan ziyade endişe kaynağı olmaya başlayacak demektir…

İşte o vakit “vay halimize ve geleceğimize”!…

Bu yazı toplam 1015 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim