• BIST 107.901
  • Altın 151,680
  • Dolar 3,6982
  • Euro 4,3411
  • Kocaeli : 22 °C
  • İstanbul : 21 °C
  • Sakarya : 22 °C

Farkında mısınız mahrum kalıyoruz?

Bilgutay Bağdat

Evvelsi gün sosyal medyada geziniyordum. Bir fotoğraf gördüm. Beni çok eskilere çocukluğuma götürdü.

Karamürsel’in Dalyan mevkii vardır. Eski İzmitliler, Karamürselliler kadar iyi bilirler. Dalyancı Remzi amcanın evinin tam karşısında yolun üstünde bahçemiz bulunuyordu. Şimdi yerinde bir sürü bina var (bunun vicdan azabını içimde hissediyorum).

Bahçemizdeki kulübenin balkonuna uzanan bir Ereğli kirazı ağacımız vardı. Kirazın bir kısmı sarı ile pembe arası güneşi gören kısmı ise kırmızıya çalan renkte olurdu. Çok meyve verir, dallar ağırlıktan kırılma noktasına gelirdi.

Çok narin bir kirazdı. Tadı bal tadında olurdu. Balkona çıkıp ağacın dalına ağzımızı uzatır ellerimizi kullanmadan yerdik kirazları. O kadar güzeldi.

Fotoğrafı yayınladım, tam bir anda o günleri bilen 150 kişi beğeniverdi. Herkes eski günleri özlemiş.

Biliyor musunuz avukat oğlum Tarık Can da, iç mimarlık okuyan oğlum Asutay da yeğenlerim Özlem, Sibel, İsmihan, Halil, Tarık, Banu, Ceylan, Didem ve Cihan çocukluklarında o ağaçtan ellerini kullanmadan kiraz yediler. Ne şanslılar ve ne şanslıydık.

Şimdi adı bilmem ne olan İtalyan, İsrail, Hollanda kırması kirazlar var ortalıkta. O tatların yerini alıyor mu? Hayır! Tat var. Var ama eksik ağızda o eski tat ve zevki vermiyor.

Çocukluğumdan hatırlarım babam Ziraat Odasını kurmuştu birçok arkadaşı ile beraber. Boşa kürek sallamak, koltuk makam için ya da açılışlarda, falancalarda, filancalarda boy göstermek için değil iş yapmak için kurmuşlardı. Köylüye doğru ilaçlamayı göstermişlerdi. Modern tarım aletleri kullanmayı öğretmişlerdi. Yabancı büyükelçiliklerden buldukları filmleri her hafta sonu köylerde gösterirler ve anlatırlardı. Büyük bir mücadele verirlerdi.

Eskiler hatırlar; Karamürsel’de şeftali, kiraz festivalleri yaparlardı. Festivallerde en iyi kiraz seçilir, moral eğlenceleri yapılırdı. Biliyor musunuz İznik’in ünlü üzüm zamanı yapılan İznik Panayırı Karamürsel örnek alınarak yapılmış ve geliştirilmişti. Köylü, bağ, bahçe işi yapanlar altın çağını yaşardı. Meyve Mahsulleri Üreticileri Derneği kurarak mahsullerin doğru fiyata pazarlanmasını sağlamışlardı. Kabzımallarla müthiş mücadele etmişlerdi.

Şimdi bakıyorum da Karamürsel Ziraat Odası var. Var da ne iş yapıyor bilen yok. Ha babam de babam yer değiştiriyor. Oda başkanını sadece gazetelere servis edilmiş protokol sıralarında otururken görüyoruz, ha bir de sahilde gezerken.

Bunun yanında Allah var; bol bol belge veriyorlar, haklarını yemeyelim. Tabi verdikleri belgelere para alıyorlar. Kim ne ilaç kullanıyor, hangi arazide hangi cins meyve yetişir. Var olan arazilerde azalma var mı? Bilgileri olduğunu sanmıyorum. Bu konuda bir açıklamalarına da rastlamadım. TEMA Karamürsel temsilcisi Nilgün abla ( Nilgün Önal) onlardan fazla ve tek başına çalışıyor inanın. Bugün yok olan kirazdan bahsettik.

Avukat Yusuf Turna’nın bahçesinde yetişen ve bizlere nispet olarak yayınladığı bizlerin yemek için bulamadığı Pazarköy’ün o meşhur papaz erikleri yarın yok olacak. Yeni bilmediğimiz cinsler çıkacak.

Eskinin tadı Mürdüm Eriği nerde? Ya! Bosna Eriği? Altınova, Subaşı ve Tokmak’ın hatta Hersek’in elmaları, elma bahçeleri nerde? Eskiden şeftali bahçelerine girerdik samimi söylüyorum olgunlaşmış şeftalilerin incecik tüylü kabuğunu bıçak falan kullanmadan aşağı doğru tırnak uçlarımızla çeker soyar bal tadındaki içini yerdik. Hem de suyu yanaklarımızdan akar aman üzerimize gelmesin diye de hafif öne eğilirdik. Doyamazdık yemeğe.

Belki değişen toprak yapısı ile belki karşı kıyıdaki sanayinin verdiği zarar ile eski toprakları bulamayız. Ama var olan arazileri korumalıydık. Şimdi kaçı bize ait?

Ben bu sene salamura yapmak için zeytin bulamadım. Karamürsel ve çevresi zeytin yatağı iken zeytin bulamadım. Zeytin nerden geliyor biliyor musunuz?

Tarımsal alanlara, bağ ve bahçelere önem veren İznik’in Boyalıca’sından geliyor. Piyasa artık onların elinde, İznik’e bir gezmeye gidin yıllar öncesi ne ise şu anda da aynıya yakın tarım arazileri. Ve bol para kazanıyorlar.

Kaytazdere’de koca bir soğuk hava merkezi kuruldu yıllar önce neden? Çünkü mahsul çok ve soğuk hava deposu sahipleri mahsulü alıyor şokluyor, Avrupa ülkelerine satıyordu.

Şimdi İpek Kağıt fabrikasının deposu. Demek ki arazileri öldürdük.

Yerli tohum bırakmadık. Bazen köylerde takas yapılıyordu o da yasaklandı. Artık Ziraat Odasına seslenmiyorum. Sayın TEMA Kocaeli’nin neferi Nermin Tol Hanım ve Karamürsel temsilcimiz Nilgün abla ne olur siz ilgilenin. Yeni yeni zeytin alanları yapılmasını sağlayın, yoksa zeytin ve zeytinyağı yok olacak ve biz ilaç olan bu meyveden ve yağından da mahrum kalacağız.

Bu yazı toplam 1966 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim