• BIST 107.041
  • Altın 143,194
  • Dolar 3,5623
  • Euro 4,1506
  • Kocaeli : 31 °C
  • İstanbul : 32 °C
  • Sakarya : 31 °C

Farkında mıyız?

Banu Gürer


Bu seneki doktora öğrencilerimden iki tanesi yurtdışından geliyor.
Farklı ülkelerden gelen öğrencilerle ders işlemek, farklı kültürlerin ve tecrübelerin aktarımı açısından hayli zenginleştirici bir husustur.
Nitekim bu hafta son dersimizi yaparken Pakistan’dan gelen öğrencim çok ilginç bir anektod aktardı bize:
Türkiye’ye gelmeden önce memleketinde Türkçe kursuna gitmiş. Daha ziyade gençlerin ve öğrencilerin rağbet ettiği bu kursta kendileriyle beraber ders gören yaşlıca bir hanım da varmış.
Şaşırmış tabii.
Kendisinin ifadesiyle “bu yaştan sonra evinde oturmasını beklediği” bu hanıma “neden Türkçe öğrenmek için kursa geldiğini” sormuş.
Yaşlı hanım şöyle demiş: “Evladım, ben daha önce Türkiye’ye gittim, derler ki ‘Türkiye’ye bir kere gittiğin zaman seni tekrar tekrar çağırır orası’… O nedenle hazırlık yapıyorum…”
Bu cümle bizi hem şaşırttı hem de hayli etkiledi.
Zira Müslümanlar olarak biz böyle bir cümleyi özellikle bir yer için kullanırız: Kutsal topraklar.
Hac veya Umre ziyaretini yapanlar bilirler. Gidenler kendi aralarında daha yurda dönmeden “tekrar çağırılacaklarına” dair bir ümit beslerler.
Hatta oralarda bir eşyanın kaybolması bu ümidi arttıran bir işaret olarak kabul edilir.
Kaybolan şey adeta bir sonraki ziyaret için davetiyeniz olarak algılanır.
“Tekrar ziyarete çağıran” yerler olarak kutsal toprakların yanında bir Müslümanın “Türkiye’yi” de düşünmesi hakikaten insanı duygulandırıyor.
Üstelik bu düşünce bir inanış olarak aktarılmış.
İnsanların bu toprakların kıymetini ne kadar iyi anladıklarını gösteren çok güzel bir örnek...
Peki, biz bunun farkında mıyız?
Bu toprakların ne kadar kıymetli olduğunun;
Hem Doğu’nun hem de Batı’nın bu topraklara atfettiği önemin ve bu önemin bir boyutunun da kutsallık taşıdığının;
Bu toprakların bize yüklediği görevin ve bizlerden beklentilerin farkında mıyız?
Eskiden belki ama artık şüphelerim var…
Zira farkında olsak bölünmek yerine bütünleşmenin yollarını aramamız gerekmez mi?
Bu toprakların “ticari bir meta”dan çok daha fazlası olduğu bilinciyle hareket etmemiz gerekmez mi?
Bu topraklar ve dolayısıyla geleceğimiz için daha dikkatli ve uzun vadeli düşünmemiz, akl-ı selimle davranmamız gerekmez mi?
İnsanlar bazen bir nimetin içinde bulunduklarında onun kıymetinin farkına varamazlar. Ancak kaybedince veya başkaları onun değerini tekrar hatırlatınca nimeti idrak ederler.
Fakat o zaman da iş işten geçebilir. Ve o saatten sonra ne kadar hayıflansanız nafiledir.
Cenab-ı Hak bizleri bu hale düşmekten muhafaza eylesin ve tez vakitte basiretimizi ve ferasetimizi arttırsın…
Bu vesile ile birbirimiz için acıya değil, huzur, mutluluk ve hayra vesile olacağımız nice seneler niyaz ederim…





Bu yazı toplam 1264 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim