• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • Kocaeli : 14 °C
  • İstanbul : 25 °C
  • Sakarya : 15 °C

Farklılıklar sadece kültürümüz değil, aynı zamanda gerçeğimizdir

Mehmet Özmen

Çocukluğumuzdan itibaren konuşma konusunu açıkçası bize has ve kimseyi ilgilendirmeyen bir kültür gibi algılarız. Kendimizce bir konuşma düzenimiz vardır. Kullanılan lisan kimi zaman herkesin anladığı ortak bir dil, kimi zaman da kimsenin birbirini anlamadığı aykırı bir hal alır.

Fakat tarihte bu dil mevzuu o kadar çetrefilli bir hal almış ki, artık sömürge için araç olarak kullanılmaya başlamış.

Ve doğru ifadelerle yazan tarihlerin hemen hemen tamamında ‘dil’in en büyük sömürge aleti olarak kullanıldığını, hatta savaş sebebi olarak dahi görüldüğünü okumuşuzdur.

Farklı bir durumdur bu dil konusu. Dedim ya en büyük sömürge aracıdır diye…

Bugüne kadar bir avuç İsrail’in elinde oyuncak olmuş bir Amerika Birleşik Devletleri’nin resmi dilinin İngilizce olması, herhalde Büyük Britanyalılar için büyük bir övünç kaynağıdır.

Türkiye sınırları içinde de bu konu, yani dil mevzuu çokça ele alınmıştır. Bu konuda büyük tartışmalar yaşanmıştır. Olağanüstü yasaklar bu konuda uygulanmıştır.

Devletin dili Türkçe’dir. Ancak yaşadığı ortam gereği tek kelime bile Türkçe bilmeyen bir insana bildiği (kendi) lisanını kullanmayı yasaklamak, herhalde en büyük zulümdür. Hemen bir örnek aktarayım sizlere…

Vatani hizmetimin acemilik dönemlerinde bir askerle aynı vakit teslim olduk. Çocuk askere gelmiş, ama nasıl bir geliş, siz gelin ona sorun.

Öyle bir beden dili var ki, “Ben neredeyim, burası neresi, bu kadar yeşil kıyafetli insan kimin nesi?” diye kendince sorular üretiyor. Ağzında tek kelime Türkçe yok. Vücut yapısı bulunduğu ortama göre. Fakat pek ayak uyduramayacak, belli…

Haliyle Türkçesi olmadığından, okuma yazması da bulunmuyor. O zamana kadar gördüğü insan sayısı sadece köyündeki nüfustan ibaret. Derdini anlatacak, fakat başaramıyor. Bizim doğu insanında duygusallık vardır. Mahcubiyet hissetti mi içine atar bütün sorunlarını. Bu da kısa zamanda hastalık olarak dışa vurur.

Bu çocukta da böyle oldu. Gelişinin ikinci gününde çocuk hastanelik oldu. İnanın Türkçe bilmediğinden ve çok bizim doğulu Kürt halkımızın yaşadığı en belirgin insansı vasıflarından biri olan mahcubiyetinden hastalandığını bile söyleyemiyor. Neyse ki biz olağanüstü yükselen ateşinden ve yarı baygın halinden anladık da, kendisine ilk müdahalenin yapılmasını sağladık.

Tabi bizim şansımız çevremizde hem Türkçe hem de Kürtçe bilen insanların olmasıydı.

Fakat sonrasında bu çocuğa öyle bir tedavi uygulandı ki, o köyünden gelen, Türkçe bilmeyen, derdini anlatamayan, zayıf, çelimsiz, mahcup genç gitti, yerine bırakın Türkçe öğrenmeyi, okuma yazmayı bile sökmüş, kendine güveni gelmiş, kilo almış, artık askeri spora uygun hale gelmiş bir vatan evladı çıktı.

Ya da Kürtçeden başka dil bilmeyen annesinin sesine hasret kalan ve ‘Yasak’ diye bu dili kullanmasına izin verilmeyen başkaları…

Elbette bir ülkenin tek dili olur. Sadece bir resmi dil evrak üstünde kabul edilir. Fakat Kürtçeden başka bir dil bilmeyen insanların da yaşantılarına set çekilmemeli. Ülkemiz içindeki tüm farklı yapıları, dilleri hoşgörü ile kabul etmeliyiz.

Aydın’ın Efe’si nasıl bizimse, Diyarbakır’ın zılgıtı da bizimdir.

İstanbul’daki bir şehit annesinin sessiz sedasız bıraktığı gözyaşı ile Van’daki şehit annesinin ağıtı aynı şeyi anlatır bize.

Resmi dilimiz sadece Türkçedir, ancak Kürtçe de bu topraklarda vardır.

Kimse unutmasın ki, Türk’ün Kürt’e, Kürt’ün Arab’a, Arab’ın başka bir ırka üstünlüğü yoktur.

Üstünlük ancak ve ancak takva iledir…

Bu farklılıkları sadece zenginliğimiz olarak değil, gerçeğimiz olarak da görmeliyiz…

Bu yazı toplam 622 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim