• BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • Kocaeli : 17 °C
  • İstanbul : 23 °C
  • Sakarya : 17 °C

Fatih’in Rumeli’si, Türkiye’nin Kalekol’u

Mehmet Özmen

2007 seçimlerini şöyle bir hatırlayın.

Bu tarihte yapılan genel seçimleri her zaman farklı yorumlamışımdır. Çünkü belki de demokrasiye açılan en büyük kapıdır 22 Haziran seçimleri. 2002 yılında yüzde 6,5 seviyesindeki oyu ile baraj altı kalan Demokratik Halk Partisi, 2007 seçimlerinde bir uyanıklık yaparak bağımsız adaylıkları benimsemişti.

Bunun neticesinde DEHAP grup kuracak kadar vekil sayısı ile mecliste temsil edilme hakkını kazanmıştı. Aynı muhabbetler 2011 seçimlerinde de tekrarlanmış, bu kez bağımsız olarak 35 vekil ile BDP için mecliste ayrı bir temsiliyetin zemini hazırlanmıştı.

Ancak başta da söylediğim gibi 2007 seçimlerinin özellikle Kürt seçmen ve halk için ayrı bir önemi ve açıklamasının olduğunu düşünüyorum. Bana göre Kürt halkımız, bu seçimde belki de tarihte ilk kez iktidar yerine muhalefeti belirlemek üzere sandığa gitmiş ve bir yerde temsiliyet talep etmişti. Bunu yaparken de, Kürt halkı ile PKK arasına belli oranda bir çizgi çekmiş ve herkesin şu görüşü savunmasını istemişti:

“Her Kürt PKK’lı değildir, her PKK’lı da Kürt değildir…”

Bakın burası çok önemli ve bir o kadarda hassas bir konudur bana göre. Bir yerde gerçeklerin de dışa vurumudur. O dönemlerden itibaren başlayan ve zamanla gelişen, kimilerinin ise yerden yere vurduğu Çözüm Süreci bilindiği gibi ateşkes ile sonuçlanmıştı.

Uzun bir süredir terör nedeniyle bir şehit cenazesi gelmiyordu. Fakat geçtiğimiz günlerde PKK’nın merkezi durumundaki Kandil’den gelen bir söylem, sonrasında yaşanan saldırılar artık sürecin baltalanmaya çalışıldığını da gözler önüne serdi. Bu durum artık Kandil’in, terör suçu ile idam cezasına çarptırılan, daha sonra ise bu cezası yasal bir mevzuat değişikliği ile ağırlaştırılmış müebbet hapse dönüştürülen Abdullah Öcalan’ın güdümünden çıktığını gösteriyor.

Yani, Apo denilen bu zat başka telden, kandil ise ayrı telden çalıyor. Akılları sıra ateşkesi bitirdiklerini, buna gerekçe olarak da Türkiye’nin devam eden Kalekol ve Baraj inşaatlarını gösteriyor. Sizin anlayacağınız bir terör örgütünün yetkili bir teröristi, bir ülkenin kendi mülkiyetindeki bir projesini hayata geçirmesine karşı çıkma hadsizliğini gösteriyor.

Dahası, PKK’nın siyaset merkezi olan HDP’nin de işini zorlaştırıyor. Olası bir erken seçimde baraj altında kalma ihtimalini giderek güçlendiriyor.

Unutulmamalıdır, Fatih de İstanbul’u almadan önce Anadolu Hisarı’nın karşısına görkemli bir Rumeli Hisarı dikmişti.

Ve o dönemde de birileri (Bizans), kendi çapında Osmanlı’nın tepe yönetiminde oynamalar yapmaya çalışmış, bu çabası imparatorluğun sınırları içinde yaşayan toplumun sultanına sahip çıkması ile geri tepmişti. Yaptıklarının bedelini de ağır ödemişti.

Şimdi de Türkiye’nin mülkü olan bir bölgede, özellikle güvenlik amacı ile bir çalışma içine girmesi, Kalekol yapması, Barajlar kurması kimi, neden ilgilendirsin ki…

Bugün sözüm ona ateşkesin bitirilmesi tehditlerini yapanlar, düne kadar Çözüm Süreci’nden beklentileri olan insanlardı. Onların sergiledikleri bu tavır, “Ya bir gün gelip de benim elimdeki şekeri alıp gidersen” diyerek ağlayan çocuktan farksızdır. Şayet bu zamana kadar ki tavır ve davranışlarında samimiyseler bir an evvel bu çocukça tutumlarından vazgeçmelidirler.

Aksi halde’sini ise bu topraklarda yaşayan hiç kimse inanın düşünmek bile istemez. Hatırlatmakta fayda gördüğüm bir durum var.

Ne olur, Allah rızası için bu ülkenin sabrını zorlamayın, bu ülkenin dostluğunun birleştiriciliğinin farkına varın. Zira Türkiye’nin dostluğu güç verdiği gibi, düşmanlığı da azaplıdır.

Sanıyorum bunu kendileri de istemezler.

Bu yazı toplam 882 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim