• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Kocaeli : 4 °C
  • İstanbul : 6 °C
  • Sakarya : 4 °C

FETÖ, bağıra bağıra gelmiş de hepimiz uyumuşuz

M.Tanzer Ünal

 

Şimdi herkes 15 Temmuz darbe girişiminin sorumluluğundan kendini kurtarma derdinde.

Hukuken ve vicdanen…

Ama öyle yağma yok, ben sen o, biz siz onlar, hepimiz başımıza gelen bu “bela”dan sorumluyuz.

Ama az, ama çok!

Gördük, görmemezlikten geldik…

Gördük, ciddiye almadık…

Gördük, şahsi, siyasi ve ticari çıkarlarımız için kullandık…

Gördük, yeteri kadar mücadele etmedik…

Gördük, “Aman bana bulaşır” diye korktuk…

Öyle veya böyle, FETÖ Terör Örgütü gözümüzün içine baka baka bugünlere kadar geldi.

Neyse ki…

15 Temmuz gecesi elleri ayaklarına dolandı da…

Ülkemizi yönetenler iktidarıyla muhalefetiyle dik durdu ve diklendi de…

Milletimiz Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısıyla sokağa çıkıp hainlere dersini verdi de…

Ülke olarak, vatan olarak, millet olarak büyük bir tehlike atlattık.

“İp”ten döndük!

Verilmiş sadakamız varmış…

Allah bize acıdı!

FETÖ bağıra bağıra gelmiş de, hepimiz uyumuşuz.

Bakın, “FETÖ belası” nasıl bağıra bağıra gelmiş, bizler nasıl uyumuşuz, anlatayım.

 

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

 

16 yıl önce hazırlanan o iddianame

                                      *******

Belirli bir yaş kuşağında bulunanlar Nuh Mete Yüksel ismini iyi bilirler.

Bir zamanların ünlü DGM (Devlet Güvenlik Mahkemesi) savcısı…

Dinci kesim, Nuh Mete Yüksel’i hiç sevmezdi.

Çünkü Nuh Mete Yüksel’in hayatı; dincilerle, gericilerle, şeriatçılarla mücadeleyle geçmiştir.

Onlarca iddianame hazırlamış, vatan ve millet düşmanı bu gerici kesimle mücadele etmek istemiş, ancak başaramamıştır.

Her defasında önü, siyasi iktidarlar tarafından kesilmiştir.

Yargılamalardan sonuç alınamamıştır.

İşte şimdi size Nuh Mete Yüksel’in o mücadelelerinden birini anlatacağım.

Yıl, 2000…

Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, Fethullah Gülen hakkında yürüttüğü soruşturma sonunda dava açıyor.

Fethullahçı Terör Örgütü ile ilgili hazırladığı iddianamede çarpıcı tespitler var.

Hani bugün “Aaaa” dediğimiz, ağzımızı açık bırakan olaylar var ya, Nuh Mete Yüksel bu olayları 16 yıl önce görmüş ve belgelemiş.

İnanamazsınız…

Okuyunca sanırsınız ki, o iddianame 16 yıl önce değil de bugün, yaşadığımız son olaylardan sonra hazırlanmış…

O iddianamenin bazı satırbaşlarını sizlerle paylaşıyorum:

*Amacı devletin tüm sistemlerinde İslam hükümlerini egemen kılarak teokratik bir İslam diktatörlüğü kurmak. İslam devletini kurmak için okullarda beyinlerini yıkadığı gençlik ile oluşturacağı toplumu kullanmak. 

* Demokratik usuller kullanarak ılımlı İslam görüntüsü ile kamufle edilmiş yöntemi, kabul görmesine neden olan yurtiçi ve yurtdışındaki okulları vasıta olarak kullanıyor.

*Papa ile görüşerek sadece Türkiye de değil, dünyadaki Müslümanları ruhani lider olarak yönetmeyi amaçlıyor.

*Siyasi parti, kişi ve bazı devlet kadroları tarafından kabul görmesi nedeniyle, hedefine ulaşmada devlet rejimini istismar ederek, dini ve siyasi yapısını sürekli canlı tutan kaynağı belirsiz finans desteğine sahip.

*Bünyesinde bulunan vakıf, okul ve dershaneleri kullanarak eğitilmiş gençlerden oluşan bir taban oluşturdu.

*Devletin tüm kadrolarında, bütün bürokraside, Milli Eğitim’de ve emniyet teşkilatında kadrolaştı.

*Toplumun gerçeği görmesinin önünü ılımlı görünüşü ve demokrasi şemsiyesine sığınarak kesmeye çalıştı.

*Oluşturduğu ekiplerle köy ve semtleri dolaşarak zeki ve becerikli öğrencileri seçti. Evlerde, okullarda, kamplarda beyin yıkama metotları ile hedefine ulaşmaya çalıştı.

*Eğitim alanında devletten ileri imkanlara sahip.

*Önünde tek engel olarak gördüğü TSK’ya sızma politikasını sessiz ve derinden devam ettirdi, subay ve astsubay çocuklarını kendi okullarına ve dershanelerine kaydettirerek, yetiştirilen çocukları gizlilik içerisinde eğiterek askeri okullara soktu.

*Etkinleştirdiği polis camiasını gerektiğinde TSK’ya karşı kullanmak, TSK’nın içinde yapılanabilmek için ilk etapta askeri okullarda okuyan öğrenciler fiili hedef olarak belirlenmiş, türban takmayan bayanların askeri öğrencilerle evlenmeleri için gerekli alt yapıyı oluşturmuştur.

*Gülen, bu yöntem ve yapılanma ile 10 yıl içinde TSK içerisinde söz sahibi olacağı bir konuma gelmeyi planlamaktadır.

*Yandaşlarını tüm devlet ve sivil kadrolarına yerleştirerek kısa vadede bu kadroları işgal etmeyi, uzun vadede ise tam bir kontrol sağlayabilmeyi amaçlıyor.

*Atatürkçü, laik kesim içinde desteğini arttırmaya çalışarak, TBMM’de mutlak çoğunluğu elde etmeyi hedefleyerek, yeterli güce eriştiğinde, laik, demokratik, sosyal hukuk devletini ortadan kaldırarak şeriat devleti kurmayı hedefliyor.

*Oluşturduğu örgüt, devletin laik yapısını yıkmak amacıyla kurulmuş olup, istişare kurulu, bölge imamları, şehir imamları, semt imamları, ev imamları, bireysel imamlar gibi illegal bir yapılanma ile ülkeyi bir ağ gibi sardığı, yine bu yapılanmaya bağlı olarak yurtiçinde ve yurtdışında legal görünüşlü şirket okul ve vakıflara sahip bulunduğu, bu yapılanmalarla, büyük ve güçlü görünüm arz eden örgüt halk üzerinde bir manevi cebir ve baskı yarattı.

*Gülen’e göre askeriye, mülkiye, hukuk, eğitim, spor dünyası teşkilatlanılması gereken kurumlardır.

*Üniversitelerde bugün alt kadrolara sahip olma çabası içerisindeler, bugünün asistanı yarının doktoru, profesörü olacaktır.

*Yeni açılan üniversitelerin kadro ihtiyacını karşılamak üzere yurtdışına binlerce öğrenci gönderildi. Bu öğrencilerin devlete maliyeti senede 40 bin ABD doları. Şu anda devletin parası ile ileride devlet üniversitelerinde pozisyon verilmek üzere ABD, İngiltere, Fransa başta olmak üzere okuyan yüzlerce örgüt elamanı var.

*Türk girişimcilerden önce Fetullahçılar Türki Cumhuriyetlerdeki muazzam iş potansiyelinin farkına vardılar ve buradaki yatırımlarda en büyük payı elde ettiler.

                                               ********

Nuh Mete Yüksel’in 16 yıl önce hazırladığı iddianamenin özeti böyle.

Dikkatli okudunuz mu?

Bizim 15 Temmuz darbe girişiminden sonra gördüklerimizi, Nuh Mete Yüksel taaa 16 yıl önce görmüş.

Araştırmış…

Yazmış…

İddianame hazırlamış, dava açmış…

Sonuç?

Sonuç, yok!

Örtbas edilmiş, kapatılmış…

“Nuh Mete Yüksel hep zaten dindarlara iftira atıyor” algısı yaratılmış…

O günleri hatırlayın, hepimiz hatırlayalım!

Bütün bunları yaşamadık mı?

Nuh Mete Yüksel, adam gibi savcılık yaptığından, bu memlekette “istenmeyen adam” ilan edilmedi mi?

İşte o günlerin hatasını bugün çekiyoruz.

O yıllarda FETÖ’nün başı ezilseydi, bugün hepimizi üzen, pek çok aileyi yaralayan, şehitler verdiğimiz 15 Temmuz felaketini yaşamayacaktık.

 

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

 

Gülen’le ilgili 11 yıl önce verilen ve reddedilen araştırma önergesi

                                                        *******

Bir başka “gözümüze gözümüze sokma olayı” daha…

Yıl, 2005…

Tam olarak 15 Mart 2005…

Dönemin CHP Milletvekili Mustafa Gazalcı, 71 vekil arkadaşıyla birlikte Fethullah Gülen hakkında bir “araştırma önergesi” hazırlıyor.

Önergede özetle Gülen’le ilgili şunlar anlatılıyor:

“Fethullah Gülen okulları eğitim alanında kamu gücünden sonra ülkemizin, belki de dünyanın en büyük örgütlenmesidir. Bu kuruluşların laikliğe, öğretim birliğine aykırı eğitim yaptığı belirlenmekte, Fethullah Gülen tarikatının buralarda militan yetiştirerek devlette kadrolaşmayı amaçladığı ileri sürülmektedir.

Ayrıca Ankara’da 2001 yılında Fethullah Gülen hakkında “laik devlet yapısını değiştirerek, yerine dini kurallara dayalı bir devlet kurmak amacıyla yasadışı örgüt kurup, bu amaç doğrultusunda faaliyetlerde bulunmak” gerekçesiyle bir dava açılmıştır.

Kısaca bu konularda kamuoyunun aydınlatılması gerekir. Bu görev de en başta TBMM’ye düşer.”

Sonunda CHP milletvekillerinin verdiği bu araştırma önergesi ne olmuş biliyor musunuz?

AKP’lilerin oylarıyla reddedilmiş.

Halbuki, “Şunu bir araştıralım” denseydi, kim bilir belki bugünkü üzücü olayları yaşamayacaktık.

Demek ki, neymiş?

(Bu sözüm sadece AKP’lilere değil, aynı zamanda CHP ve MHP’lilere de…)

Bir başka parti veriyor diye, önergeleri hemen reddetmeyecekmişsin…

Ne olur araştırılsa, soruşturulsa da gerçekler ortaya çıksa!

Geçmişteki bu hatalarımızdan ders alalım.

 

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

 

FETÖ mü kendisini çok iyi gizlemiş, yoksa…

                                      *******

15 Temmuz darbe girişiminden sonra, darbeyi fark edemeyenlerin en fazla dile getirdiği “bahane”yi biliyorsunuz…

“Fethullah Gülen yıllarca kendini çok iyi gizlemiş…”

Böyle mi, yoksa yıllarca biz mi gözümüzü dört açmamışız?

Hangisi?

 

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

 

Yoksa “toplu af dileme töreni” mi düzenlesek

                                               *******

Milletten af dileyenler arasına eski Genelkurmay Başkanı Necdet Özel de katıldı.

“Yüreğim yanıyor, millet hepimizi affetsin!”

Necdet Özel “hepimizi” dediğine göre, milletten af dileyecek daha pek çok kişi var.

En iyisi, “toplu af dileme töreni” mi düzenlesek ne!

Yıllarca devleti ele geçirmeye çalışan FETÖ’yü fark etmeyenler…

Bu konuda kendisini kusurlu veya suçlu hissedenler…

Gelsinler bir araya, kendileri için tören düzenlensin, bir ritüel içinde milletten af dilesinler.

İsteyenler, sadece milletten…

İsteyenler, hem Allah’tan hem milletten…

      

Bu yazı toplam 3491 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim