• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli : 28 °C
  • İstanbul : 27 °C
  • Sakarya : 28 °C

Futbolda Galler ve İzlanda mucizeleri

M.Tanzer Ünal

Avrupa Futbol Şampiyonası maçlarını izliyor musunuz?

Şimdiye kadar izlemediyseniz, bence kalan maçları izleyin.

Futboldan hoşlanmıyorsanız bile izleyin…

Şunun şurasında 4 maç kaldı.

Bugünkü Fransa-İzlanda maçı…

İki yarı final ve final…

İzleyin diyorum, çünkü bu Avrupa Şampiyonası maçları bir garip geçiyor.

Banko takımlar, tepetaklak!

“Bunlardan bir şey olmaz” gözüyle bakılan ufak ülkelerin takımları ise, iddialı ülkelere saç baş yolduruyor.

Tüm dünya, İzlanda ve Galler mucizelerini konuşuyor.

Her iki ülke de, tarihinde ilk kez katıldıkları Avrupa Şampiyonası’nda tam anlamıyla destan yazdılar.

Galler, önceki akşam Belçika’yı 3-1 yenerek yarı finale kaldı…

İngiltere gibi futbolun beşiği sayılan ülkeyi 2-1 yenen İzlanda ise çeyrek finalde bugün Fransa karşısında.

Elerse, o da yarı finalde!

 

 

İyi de, bu İzlanda ve Galler de nereden çıktı?

 

Anlatayım…

Sevgili okurlarım, kısa adı UEFA olan Avrupa Futbol Federasyonları Birliği’ne 55 ülke üye.

Elemeler yapıldı, 55 ülkeden 24’ü Avrupa Futbol Şampiyonası’na katılmaya hak kazandı.

Biliyorsunuz, ülkemiz de, Selçuk’un uzatmalarda frikikten attığı son saniye golüyle 24 ülke arasına girmişti.

Sadece bir maç kazanabildik, grup sonuncusu olarak ülkemize kös kös geri döndük.

Bu 24 ülke arasında şampiyonaya ilk kez katılan ülkeler de vardı.

İzlanda, Galler, Slovakya, Kuzey İrlanda, Arnavutluk…

Dünya futbol kamuoyu, bu ülkelere, “Ya geldiler, ama grup maçlarında kaybolur giderler, elenirler” gözüyle bakıyordu.

Ne yapabilecekleri konusunda fikir sahibi değildiler, ciddiye almadılar…

Eh ne de olsa, en nihayet “hap gibi” iki ülke idi.

İzlanda’nın nüfusu 323 bin, İzmit’in nüfusundan daha az…

Galler’in nüfusu ise 3 milyon!

“Etleri ne butları ne, insanların hepsi futbol oynasa ne yazar” diye düşündüler.

 

 

İzlanda ve Galler’i tanıyor muyuz?

 

Her iki ülke de, öyle isimleri sık duyulan ülkeler değil.

Ön bilgi sahibi değilseniz, haritada arasanız yerini dahi bulamazsınız.

Yukarıda verdim, nüfus deseniz, kalabalık ülkeler değil…

Toprak büyüklüklerinde esameleri okunmaz, minnacık ülkeler…

Ekonomi deseniz, dünyaya yön verecek halleri yok…

Gezilmesi, mutlaka görülmesi gereken yerler arasında isimleri geçmez…

Eee, dünya kamuoyu yönünden bakarsak, bu nedenlerden dolayı, kim takar İzlanda’yı, kim takar Galler’i!

Ama şimdi İzlanda’yı da, Galler’i de bütün dünya tanıyor.

Vay be, İzlanda… İngiltere’yi şampiyonadan eleyen ülke!

Vay be, Galler… Belçika’yı yenerek yarı finale kalan ülke!

Bundan daha güzel, daha etkin ülke tanıtımı yapılabilir mi?

Mutlaka biliyorsunuzdur, ama ben yine de her ülke ile ilgili özet geçeyim.

GALLER…

Hani biz o coğrafyayı hep İngiltere olarak biliriz ya, aslında Galler de İngiltere gibi, Kuzey İrlanda gibi, İskoçya gibi “Britanya Birleşik Krallığı”nın birer ülkesi.

Britanya’nın güneybatısında…

Büyüklüğü, 20.761 kilometrekare.

Nüfusu, 3 milyon civarında.

Kişi başı milli gelir, 35.500 Dolar.

Birleşik Krallık’ın milli futbol takımı yok, krallığa bağlı 4 ülkenin ayrı milli takımı var.

İZLANDA…

İzlanda, Atlas Okyanusu’nun kuzeyinde bir ada.

Minik, minnacık bir Avrupa ülkesi…

Toplam nüfusu 323 bin.

İzmit’ten daha küçük…

Okyanusun ortasında yapayalnız bir ülke!

En yakın ülke, 350 kilometre uzaklıktaki Grönland.

İskoçya’ya 800, Norveç’e 1050 kilometre uzaklıkta.

Ekonomisi; tarım, hayvancılık ve balıkçılığa dayalı.

Kişi başı yıllık milli gelir, 50.270 Dolar.

 

 

Nasıl başardılar?

 

Biz, Galler ve İzlanda’nın Avrupa Futbol Şampiyonası’ndaki başarılarını “mucize” olarak değerlendiriyoruz, ama onlar başarılarına bu gözle bakmıyorlar.

Çünkü batı kafasında, batı mantığında “mucizelere” pek yer yoktur.

Onlar; planlarlar, hedef koyarlar, çalışırlar ve başarırlar.

Başarısızlık, onlar için bir “mucize”dir.

Beklenmeyen bir durumdur…

Sürpriz bir sonuçtur…

Otururlar, onu da araştırırlar.

Nerede hata yaptık?

Planlamada mı?

Adam seçiminde mi?

Çalışma yönteminde mi?

Çalışma süresinde mi?

Yoksa bilgi eksikliği mi?

Nerede?

Galler de İzlanda da, Avrupa Futbol Şampiyonası’na katılmayı “proje” olarak ele almışlar.

Proje, ayrıntılarıyla planlanmış ve uygulanmış.

Galler 14, İzlanda ise 16 yıllık projeyle bugünlere gelmiş.

Neler yapmışlar?

Önce tesislerini dört mevsim futbol oynanabilecek hale getirmişler.

Kapalı futbol sahaları yapmışlar…

Sonra futbolcuları yetiştirecek teknik adamları yetiştirmişler.

Spora ve futbola yatkın çocukların seçimine beş altı yaşlarında başlamışlar.

Fizik gücüne, teknik ve taktik eğitimine önem vermişler.

Çalışmışlar, çalışmışlar…

Başaramayan gitmiş, başarabilen kalmış.

 

 

Ve bugün ortaya çıkan sonuç

 

Bu şampiyonada şu dikkatimi çekti.

Futbolda artık “yıldız futbolcu” dönemi bitmiş.

Adı ne olursa olsun!

Efendim, filanca futbolcu iyi oynayacak, gol atacak da takım kazanacak…

Ya o gün gününde değildi de kötü oynadıysa?

İşte Ronaldo’nun halini gördünüz…

Hemen hemen bütün maçlarda gezindi durdu.

Kısaca…

Maçları, “takım oyunu” oynayanlar kazandı.

Galler ve İzlanda, işte bu nedenle başardı.

Her iki takımı dikkatle analiz edin…

Birbirinden üstün ve birbirinden düşük seviyede futbolcu bulamazsınız.

Fiziksel güç, teknik ve taktik yönünden hemen hemen birbirlerine eşittiler.

Bireysel değil, kolektif oynadılar.

Birbirlerini tamamladılar.

Özellikle İzlanda…

Şu futbolcu, başarı veya başarısızlıkta öne çıktı, diyemezsiniz.

Şampiyonada başarısız olan ülkelere bakın, takımlarının yarısı başarılıysa diğer yarısı dökülmüştür.

Başarının da bir nedeni vardır, başarısızlığın da…

Hiçbir şey sebepsiz değildir.

Efendim çok çalıştık da, çok güzel futbol oynadık da, yine de kaybettik…

Yok böyle bir şey!

 

 

Türkiye’nin hali

 

Madem konuya girdik, Türkiye ile bağlayalım.

Aslında başarısızlığımıza söylenecek söz yok!

Ne diyeceksin?

Türkiye’de liglerin başarısı yüksek de, milli takımın başarısı mı düşük?

Türkiye’de takımlar altyapılarına önem verip iyi futbolcular yetiştiriyorlar da, bu futbolcuların milli takıma seçimlerinde mi isabetsizlik var?

Suç Teknik Direktör Fatih Terim’de mi?

Futbolumuz, futbolu bilenler tarafından mı yönetiliyor?

Tesis sayımız yeterli mi?

Yurt dışında kaç futbolcumuz futbol oymayabiliyor?

Uluslararası şampiyonalar için şimdiye kadar nasıl bir proje ortaya koyduk?

Bu işi bilen kaç teknik adamımız var?

Konuşuyoruz eleştiriyoruz, ama hepsi laf!

İş dönüp dolaşıp yine genel ülke yönetimine geliyor.

Siyaseti iyi yönetemiyorsan…

Ekonomiyi iyi yönetemiyorsan…

Uluslararası ilişkileri iyi yönetemiyorsan…

Futbolu da iyi yönetemezsin!

Senin ülkende milli gelir 7-8 bin dolarsa…

Senin ülkende eğitim buysa…

Senin ülken borç harç içinde yaşıyorsa…

Senin ülken “yabancı futbolcu” çöplüğüyse…

Futbolda “uluslararası başarı” bekleme!

Tesadüfen katılırsın, rezil olur dönersin.

Başarı, her alanda olduğu gibi futbolda da…

*Çok çalışanındır…

*Planlı ve disiplinli çalışanındır…

*Bilimsel çalışanındır…

*Yürekli çalışanındır…

*Ekonomik yönden güçlü olanındır…

*Proje üretenindir…

*Hedef koyanındır…

Gerisi hikâye!

Öyle atmakla tutmakla, zart zurt etmekle bu işler yürümez.

                                               *******

Sevgili okurlarım, bugün saat 22.00’de oynanacak Fransa-İzlanda maçını ve önümüzdeki günlerde oynanacak yarıfinal ve final maçlarını mutlaka izleyin.

Futbolda artık tabular yıkılıyor.

Galler ve İzlanda bunun en güzel iki örneği!

Bu yazı toplam 1908 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim