• BIST 107.439
  • Altın 142,531
  • Dolar 3,5528
  • Euro 4,1372
  • Kocaeli : 34 °C
  • İstanbul : 31 °C
  • Sakarya : 34 °C

Gagavuz Türkü, Kocaeli’de ilk Rus tercüme bürosu açtı

Gagavuz Türkü, Kocaeli’de ilk Rus tercüme bürosu açtı
Dünya üzerindeki sayıları 250 bin kadar olan Gagavuz Türklerinden biri olan Sevilay Nistor’un Kocaeli’nin ilk Rus çevirmeni. Çocuklarının isimlerinin birleşimi olan Timsa tercümanlık bürosunda hizmet vermeye başladı.

Ukrayna’da başlayan, Moldova’da devam eden ve oradan Türkiye’ye varan bir hikaye Sevilay Nistor’un hayatı. Asıl adı Tanya olan Sevilay Hanım, 20 yaşındayken Türkiye’ye geldiğinde Sevilay ismini aldı. Moldova’da Eczacılık okuyan Sevilay Hanım, Türkiye’ye geldikten sonra Türkçesini geliştirerek Kocaeli’nin ilk Rus tercümanı olarak çalışmaya başladı. 2001 yılından bu yana tercümanlık yapan Sevilay Hanım Yenişehir Mahallesi Ova Sokak adresinde Timsa adındaki tercümanlık bürosunu geçtiğimiz hafta hizmete açtı. Genç girişimci Sevilay Nistor, 16 dilde tercümanlık ve çeviri hizmeti veriyor. Şimdi sizi Sevilay Hanım’ın başarı öyküsüyle baş başa bırakıyorum.


Kendinizden bahseder misiniz biraz?

1979’da Ukrayna’da doğdum. Sonra ailecek Moldovya’ya geçtik. Annem Ukrayna doğumlu, babam da Moldavya’daydı. Biz de Moldovya’ya taşındık. Biz Gagavuz Türküyüz. Orta Asya’dan göçen Gökoğuz Boyu’ndanız. Dilimiz Türkçeyle neredeyse aynı. Biz öz Türkçe konuşuyoruz. Anadolu’da kullanılan dil bizim konuştuğumuz Gagavuzca ile neredeyse aynı. Geleneklerimiz ve kültürümüz de Türkiye’ye çok benziyor. 1991 senesinde Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra bizim orası çok kötüleşti. İş imkanları oldukça azaldı. Annemler iş piyasasına girmeye çalıştılar. Mafyalar da çoğaldı. Sonra annemler de 1998 yılında Türkiye’ye gelmeye karar verdi. Neden Türkiye? Çünkü Oğuz Türkleri olduğumuz için kültürümüz buraya çok yakın ve Türkçeyi de biliyoruz. İlk olarak İstanbul’a geldiler. 1999 yılında kız kardeşlerim Işıl ve Inna ile birlikte biz de geldik. Sonrasında annemler Kocaeli’de iş bulunca Kirazlıyalı’ya taşındık.

 

“KOCAELİ’NİN İLK RUS ÇEVİRMENİ BENİM”

Hangi bölümden mezunsunuz? Tercümanlık işine nasıl başladınız?

Ben Eczacılık Fakültesi’nde okuyordum, buraya gelmek zorunda kalınca Türkiye’de denklik olmadığı için devam edemedim bölümüme. İstanbul’dan Kocaeli’ye geldiğimizde Kirazlıyalı’da Mehmet Barut bizim komşumuzdu. Kendisi Çağ – Çeviri Bürosu’nun sahibidir. Ben geldiğimde Rusça, Ukraynaca ve Türkçe biliyordum. Ancak Türkçem çeviri yapacak kadar iyi değildi. Sonra Mehmet Bey bana Kocaeli’de Rus çevirmenin olmadığını söyledi. Bana Türkçeyi öğretebileceğini ve bu işi yapabileceğimi söyledi. O bana Türkçeyi ve çeviriyi öğretti, ben de ona Rusça öğrettim. O zamandan beri yani 2001 senesinden beri de çevirmenlik yapıyorum. Kocaeli’nin ilk Rus çevirmeni benim. 2005 yılında Derince’de bir çevirmenlik bürosu açmıştım. Sonra kızım Sabriye doğdu. Üç sene işlettikten sonra 2008 yılında da oğlum Timuçin dünyaya geldi. Ben de çocuklarım büyüdükten sonra bu işi yapmak istedim ve 2008 yılında bu büroyu kapattım.


Bir kadın girişimci olarak yeniden tercüme bürosu açmışsınız. Bu iki çocukla büyük cesaret değil mi?

Evet öyle aslında… O zaman çocuklarım için bırakmıştım ancak şimdi ikisi de okula gidiyor bu yüzden bu işi daha kolay yapabileceğimi düşündüm. Bir işe başlamak çok zor. Başlamaya cesaret ettikten sonra gerisi geliyor. Şimdi çocuklarımın biri 9 biri 7 yaşına geldi. Ben de yeniden kendime bir tercüme bürosu açtım. Kendi ayaklarının üzerinde durabilmek çok önemli bir şey.

 

Tercümanlık büronuzun adı ne anlama geliyor?

Adının ne olacağını çok düşündüm sonra kızım Sabriye ve oğlum Timuçin’in isimlerinin birleşiminin olmasına karar verdim. Böylece Timsa Tercümanlık Bürosu ortaya çıktı.

 

“TÜRKİYE’DE KADINLARI CİDDİYE ALMIYORLARDI”

İş hayatınızda Kocaeli’de zorluk çektiniz mi?

Yaşadım aslında. Türkiye’de kadınları çok fazla ciddiye almıyorlar. Yabancı olduğum için, bir de kadın olduğum için tercümanlık yaparken bile sorduğum sorulara yanıt vermiyorlardı mesela. Eskiden bu durum çok daha fazla oluyordu ancak son senelerde bu durum daha iyileşti.

 

Geldiğinizde Türkçeyi bu kadar iyi konuşamadığınızı tahmin ediyorum. En çok zorlandığınız konular neler oldu?

Türkçe lastik gibi bir dil. Türkiye’de ilk öğrendiğim kelimelerden biri günaydındı. Bunu öğrenmem nedense iki hafta sürdü. Bir türlü telaffuzunu yapamıyordum çok zor gelmişti bana. Eskiden minibüslerde durması için basılan düğme yoktu biliyorsunuz ki. Bu yüzden “Müsait bir yerde inebilir miyim?” demek zorundaydık. Bu cümleyi kurmak gerçekten çok zordu elime yazıyordum sürekli ama siliniyordu da. “İnecek var!” diye bağırıyorduk son anda. Bu yüzden sesimi duyuramadığım zamanlar çok oldu. Çok kez kendi ineceğim yerden bir iki durak sonra inmek zorunda kaldım.


Gagavuz Türkleri ile Türkiye’deki Türklerin benzerlikleri neler?

Kültürlerimiz çok benziyor aslında. Bizde de selamlaşma vardır, bayramlarda büyükler ziyaret edilir. Evlilik olacağı zaman ilk önce kız istenir, sonra nişan yapılır, en son düğün yapılır. Evlenecek olan kız mesela sandıklarla çeyiz hazırlar. Anneannemin çeyizleri hala sandığında duruyor. Artık tabi bunlar yapılmıyor ama eskilere baktığımızda bunlar Türkiye’de de varmış bizde de var. Bunun dışında Hıdrellez var mesela biz de baharın gelişini ateşten atlayarak kutlarız. Röportaj : Hilal GÜDÜCÜ

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim