• BIST 90.146
  • Altın 146,456
  • Dolar 3,6253
  • Euro 3,9342
  • Kocaeli : 14 °C
  • İstanbul : 14 °C
  • Sakarya : 14 °C

“Geleceği görebilmek!...”

Nihal Özgirgin

Gelecekte neler olacağını bilmeyi kim istemez!

Bu öyle bir istektir ki, insanlar geçmişten günümüze değin kendi hayatlarına dair gelecek olayları öğrenebilmek için gökyüzünü araştırmış, astroloji bilimini oluşturmuştur.

Burçlardan yararlanmaya çalışmıştır.

Toplumların geleceğinde neler olabileceğini tahmin edebilmek için en önemli bilim ise kanaatimce “tarih”tir.

Hatta Türk Tarih Kurumu eski başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun da ifade ettiği gibi “Tarih gelecek bilimidir.”

Bir toplumun Tarihi gelecek bilimi olarak kullanabilmesi için pek tabiidir ki önce onu bilmesi ve hakettiği önemi vermesi gerekir.

Milletlere bakıldığı zaman tarihi geleceğe yön veren bir strateji olarak kullanan en iyi milletin İngilizler olduğunu söyleyebiliriz.

Nitekim tarihe “güneşi batmayan ülke” olarak geçen İngiltere’nin kanaatimce bu ünvanı almasındaki en büyük etken de tarihi bir silah olarak kullanmasıdır.

Misal vermek gerekirse İngiltere tarihine bakıldığında ilk dönemlerde kendi içlerinde yoğun olarak bir iktidar savaşı yaşadığı görülmektedir. Bu savaşlardan sonra dünya demokrasi tarihinde önemli bir adım olan 1215 tarihli Magna Carta fermanı imzalanmıştır. Magna Carta ile ilk kez kralın yetkileri halkın lehine olarak kısıtlanmıştır.

Buna mukabil, Osmanlı’da padişahın yetkilerinin kısıtlandığı ilk önemli adım olan 1908 tarihli II. Meşrutiyet için, dönemin yöneticileri dış ülkelerden destek istediklerinde İngiltere’nin meşrutiyeti “desteklemediği” tarihi kayıtlara geçmiştir.

Kendisinin yaklaşık olarak yedi yüz yıl kadar uygulamaya başladığı bir demokratik hareketi o gün için Doğu milletlerinin başı olan Osmanlı’da istememesinin yegane sebebinin sömürgesi altındaki Müslümanların demokrasiye geçmesini engellemek olduğu açık değil midir?

Çünkü İngiltere kendi tarihinden de bildiği gibi demokratik toplumlar üzerinde hakimiyet kurmak zordur.

Dolayısıyla İngiltere dünya siyaseti üzerinde geleceğini sıkıntıya düşürmemek için meşrutiyete destek vermemiştir.

Nitekim uzun yıllardır dünya siyasetinde oyun kurucu olan İngiltere’nin özellikle doğu toplumlarına karşı uyguladığı en temel siyaset de demokratikleşme adına o toplumda kendi menfaatlerinin savunucusu olan “tek adamlığa” yönelik bir sistemin varlığını teşviktir.

Günümüzde İngiltere’nin siyasetini çizip ABD’nin uyguladığı, adına da “demokratikleşme uygulamaları” denilen Ortadoğu’daki siyasi hareketlere bakıldığında, bu hareketlerin demokrasinin en büyük kuralı olan halkın kendi kendini yönetmesinin önünün kesildiği kaotik bir ortamdan başka bir şey olmadığı görülmektedir.

İngiltere örneğinden hareketle bir ülkenin kendi geçmişinden yola çıkarak geleceğini nasıl belirlediği zannediyorum açıklık kazanmıştır...

Uzun ve hareketli bir tarihi geçmişe sahip olan ülkemizin tarihi gelecek bilimi olarak kullanmaktan ziyade “yargılama” aracı olarak kullanması ise bu minvalde hem düşündürücü hem de üzüntü vericidir.

Saygılarımla…

Bu yazı toplam 1391 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim