• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 14 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 14 °C

Gemerek Mahkemesi MHP’de değişimi durduramaz

Ruhittin Sönmez

Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce MHP'de tüzük kurultayına gidilmesi için görevlendirilen 3 kişilik çağrı heyetinin yetkilerini kullanması, yerel mahkemeler (Sivas Gemerek ve Tokat Asliye Hukuk Mahkemeleri) tarafından ihtiyati tedbir kararıyla durduruldu.

“Yarı resmi Saray medyası” “Fetö’nün MHP kumpasını 5 mahkeme bozdu” diye sevinçle haber ver verdi. “FETÖ desteğini arkasına alarak MHP’de operasyon yapmayı planlayan parti içi muhalefet şokta” diye adeta zil takıp oynadılar. 
AKP’den ve Saray güdümlü medyadan bu kadar destek almak MHP yönetimi için yüz kızartıcı olmalı. 
***
KUMPAS BUNUN NERESİNDE?
“Kumpas” hikâyelerine sığınmaya lüzum yok. 
Olay çok açık: MHP’li delegeler son seçim yenilgisinden sonra demokratik bir talepte bulundular. 
Bu üst kurul delegeleri Devlet Bahçeli’yi başkan seçen delegeler. 
Genel Başkan adayı olan Meral Akşener, Sinan Ogan, Ümit Özdağ, Koray Aydın (Devlet Bahçeli’nin onayı ile) önemli görevlerde bulunmuş, partide ve toplumda karşılığı olan değerli ülkücüler. Hepsi mevcut yönetimle birlikte çalışmış eski arkadaşları.
Normal olan prosedür şu idi: Devlet Bahçeli talepleri kabul edip, seçimli kurultay yapar ve “kim seçilirse hepimiz O’nun liderliğinde devam edeceğiz” derdi. 
Kendisi de aday olurdu. Seçim sonucu oluşacak “ülkücü iradeye” de herkes saygı duyardı. Hepsi bu.
Kumpas bunun neresinde?
***
BU RÜZGÂRI HUKUK HİLELERİ DURDURAMAZ

Hukuki durum tartışmalı. 
Parti içi muhalefetin görüşüne göre, ihtiyati tedbir kararı veren (Gemerek, Tokat gibi) “yerel mahkemelerin kararları yok hükmündedir. Olağanüstü kurultay yapılacaktır.” 
Mevcut MHP yönetiminin ve AKP yandaşı havuz medyasının görüşü ise kurultay süreci Yargıtay’ın karar vermesine kadar durmuştur.
Bana göre ihtiyati tedbir kararı veren yerel mahkemeler yetkisiz olup verdikleri karar hukuka aykırıdır. Ama nihayetinde bir Mahkeme kararıdır. 
Kargaşaya son vermek Yargıtay’ın elinde. Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin kararı MHP yönetimi tarafından temyiz edildiğinden Yargıtay süratle dosyayı inceleyip kararını vermelidir.
Şimdilik hukuki tartışmayı bir yana bırakalım.
Önceden açıklandığı gibi 15 Mayısta kurultay salonuna 1200 üst delegeden mesela 800-1000 kişi ile izleyici olarak on binlerce MHP’li gelirse ne olacak? Bu delegeler toplanıp, kurultayı yapıp tüzüğü değiştirirse ve mevcut yönetimin gitmesi için iradelerini açığa vurursa ne olacak?
Milliyetçi Hareket Partisinin en yetkili ve gerçek sahiplerinin bu iradesine karşı “bu kurultay hukuka aykırı yapılmıştır, geçersizdir” denebilecek mi?
Mevcut genel başkan Devlet Bahçeli ve ekibi böyle bir çoğunluk iradesi karşısında koltuklarında oturmaya devam edebilirler mi?
Bana göre kitleleri arkasına alan hiçbir siyasi hareket ve lider durdurulamaz. 
Kitlelerin desteğini kaybetmiş hiçbir siyasetçi de hukuk hileleri ile ayakta kalamaz.
Devlet Bahçeli olağanüstü kurultay talebine karşı tavrı ile bunca yılda edindiği itibarını sıfırlamaya doğru gidiyor. İş bu noktaya giderse kendisine yakışmayan bir son olur.


GÜÇLER DENGELİ VE DENETLENEBİLİR OLMALI

Türkiye’de işçiler “grevli toplu pazarlık” hakkını ilk defa 1963 yılında kazandı.

1980 öncesi işçi sendikalarının çok güçlü olduğu, bu gücün sorumsuzca ve kontrolsüz bir şekilde kullanıldığı bir dönemdi. İşverenler yaptığı yatırımın finansı, işletmesi, rekabet, tahsilat gibi meselelerini düşünmekten önce işçilerin (çoğu siyasi nitelikli) eylemlerini düşünmek zorundaydı. 
Bu olumsuzlukların yanında sendikaların ciddi faydaları da oldu. Sendikalı işçiler önemli işçi hakları elde ettiler. Sendikalı işçiler insanca yaşama şartları, sosyal ve ekonomik haklar bakımından sadece sendikasız olanlardan değil, memurlardan da daha iyi duruma geldiler.
Bu sebeple 1980 yılına gelindiğinde sendikalı işçi sayısı 6 milyona yaklaştı.
1980 sonrası dışa açılan Türkiye ekonomisi verimlilik bakımından rekabette zorlanınca, maliyetlerin düşürülmesinin kolay yolu olarak işçi ücretlerinin düşürülmesi akla geldi.
İhtilal sonrası işçi sendikalarının kontrolsüz güç kullanımını engelleyen düzenlemeler yapıldı. Bu arada önemli işçi kazanımları da geri alındı. İlk yapılan düzenlemelerden biri, istifa halinde de alınabilen kıdem tazminatının sadece haksız çıkarılma durumunda verilmesine dairdi.
İhtilal şartlarına rağmen sendikalı işçi oranı 1984’de yüzde 56 idi. 1994 yılında sendikalı işçi oranı tarihimizin en yüksek değerine yüzde 69,3’e ulaştı.
AKP iktidarları başlangıcında yüzde 57 olan sendikalı işçi oranı bugün yüzde 12’ nin altına düştü. Sendikalı işçi sayısı bugün sadece 1,5 milyon kişi. Bunların çoğu da “sarı sendika” üyesidir.
Bu dönemde işçi haklarında çok büyük gerileme oldu. Modern kölelik şartlarında çalışan vatandaşlarımızın sayısı ve oranı ürpertici boyutlara ulaştı. İş güvenliği bir maliyet unsuru olarak görüldüğü için batı ülkelerinde görülmeyen iş kazaları -daha doğrusu iş cinayetleri- yaşıyoruz.
Modern ve gelişmiş ülkelerde patronlar veya onların atadıkları profesyonel yöneticilerle işçilerin “birlikte yönetişim” modellerine geçtiği bir dönemde biz temel işçi haklarını tartışıyoruz.
Ömrümün iki senesini sendikasız bir işyerinde, 27 senesini ise ülkemizin en büyük iki kuruluşu olan Petkim ve Tüpraş’ta, yani güçlü sendikaların olduğu işletmelerde, sendikalı olamayan (kapsamdışı personel/ yönetici) olarak çalıştım. 
Bütün bu tecrübelerimin ışığında kanaatim çok nettir: “Kontrolsüz güç kullanımı sınırlanmış” bağımsız, güçlü işçi ve memur sendikaları son derece lüzumlu ve faydalıdır.
İşveren ile çalışan arasında “silahların eşitliği” ilkesinin hayata geçirilmesi, çalışanların insanca çalışma şartlarına kavuşması ve modern demokratik bir ülke olmamız açısından şarttır. Bu da ancak bağımsız sendikalar vasıtasıyla olabilir.
Çünkü işveren ve işçinin güçleri; 
İktidar ile muhalefetin güçleri; 
Yasama, yargı ve yürütme güçleri 
Siyasi partilerin “seçilmiş krallarının” güçleri dengeli ve denetlenebilir olmazsa… 
Hukuk da olmaz, ekonomik ve sosyal gelişme de olmaz, toplumda huzur da olmaz. 

 

Bu yazı toplam 1519 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim