• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli : 6 °C
  • İstanbul : 9 °C
  • Sakarya : 6 °C

Gerçek cesur yürek

Tarık Bağdat

Ecel atı çok uzaklardan gelip bir yiğidi aramızdan çekip alalı üç yıl oldu.

Bir çınar daha kurudu. Büyük devlet adamı, babacan insan, kadim dostum merhum Rauf Denktaş’tan bahsediyorum. O, gençliğinde Beşparmak Dağları’nda canı koltuğunda bir direnişçiydi. Şimdi Beşparmak Dağları ona ağlıyor. Sadece Beşparmak mı? Dünyanın her yerinden O’nu sevenleri ağlıyor. Türk yurtlarının bağımsızlıklarını kazanması için içten, yürekten dua ederdi, çok kere de zulüm gören soydaşlarımız için gözyaşı dökmüştü.

Aman canım, “Rauf Denktaş “ işte deyip de geçmeyin. O, iç ve dış siyasette çok önemli bir markaydı. Çakalların köşe başlarını tuttuğu bu dünyada dik, diri ve iri durmanın sembolüydü. Türk dünyasının özü sözü bir, dev liderlerinin en önünde gideniydi.

O, aşılması mümkün olmayan ulu bir dağdı Kıbrıs’ta. Kurtlar sofrasında ada halkının payına düşeni almanın haklı mücadelesini veriyordu. Ateşten bir gömlek giymişti sırtına. Gerçeklerin sınırlarını zorlamış, çoktan aşmış bir efsaneydi o... KKTC’yi kurmuş, dünyaya tanıtmak için çok mücadeleler vermişti. Tabir caizse o, Kıbrıs’ın Atatürk’üydü. O, ömrü boyunca millî değerlerin arkasında adeta bir kale gibi durmuştu. Yüreği Anadolu’yla bir atıyordu. O, Kıbrıs’ın haklı davasını tüm dünyaya duyurmuştu.

Rahmetli dava arkadaşım; Rauf Denktaş mazlum milletlerin örnek aldığı bir liderdi.  Yaser Arafat Filistin için, Aliya İzzetbegoviç Bosna Hersek için ne ifade ediyorsa Rauf Denktaş da Kıbrıs için aynı şeyi ifade ediyordu. Üçü de mazlum halkların mücadelesine adamışlardı kendilerini.

Denktaş öldü. Türk dünyasını ayakta tutan bir koca çınarı daha devrilmiş oldu.

Kıbrıs, İngilizlerin sömürgesi iken o, Dr. Fazıl Küçük’le bağımsızlık mücadelesini başlatmıştı. Gözü dönmüş EOKA’cı Rumlara karşı direnişte bulunmak için Türk Mukavemet Teşkilatını o kurmuştu. Kıbrıs’ın bağımsızlığı uğrunda her gayreti göstermiş, defalarca ölümle yüz yüze gelmişti. O zaman başlayan haklı Kıbrıs mücadelesi son nefesini verene kadar sürmüştür. O, 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı’ndan sonra kurulan KKTC’nin kurucu cumhurbaşkanı olmuştu.

88 yıl dile kolay… Bu bereketli ömür Kıbrıs davasına adanmıştı. O, Türk milletinin gönlünde ve vicdanında taht kurmuştu. O, bu toprakta yattıkça bu toprak Türk’ün kalacaktır.

İlk tanışmamız gençlik yıllarımızdaydı. İkimizde cıva gibi delikanlılardık. Rahmetli İsmet İnönü odasında bizi bir araya getirmişti. İçinizde hatırlayanlar olacaktır; o sıralarda Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuştu. Ve, Rum tarafının anlaşmayı bozması üzerine 1963 Kıbrıs olayları başlamıştı. Rumlar, birlikte yaşadıkları Kıbrıs Türklerine karşı büyük baskıya, katliamlara girişmişlerdi. Üniversiteler ayakta, büyük mitingler yapıyorlardı. Benim de Rahmetli Denktaş ile katıldığım İstanbul üniversitesinin mitingi çok büyüktü, çok görkemliydi.. Türkiye’nin meseleye yaklaşımı her yönüyle ciddiydi. O dönemde başlayan dostluğumuz, kardeşliğimiz hiç bitmedi. Her zaman Karamürsel’e sessizce gelir birkaç gününü geçir ve Ada’ya dönerdi. Gelemediği zaman yaz meyvelerini buradan kendisine gönderirdik. Meyveyi ağacından koparmayı çok severdi.  

 Rauf Denktaş sadece Kıbrıslı Türkleri değil Türkiye’yi de olayın içinde tutmada büyük beceri gösteriyordu. Türkiye işin içinde olmazsa ana karadan adaya yerleşmiş soydaşlarımızın hepsini kaybetmemiz kaçınılmazdı. Ve 1963 yıllından itibaren Kıbrıs ve Denktaş ismi hep yan yana gündemde kaldı.

 Rauf Denktaş iyi eğitim almış bir müzakereciydi. Türkçe ’ye çok hakim olduğu kadar İngilizce ve Rumca ’ya da hakimdi.

Türkiye’ye çok bağlıydı. Zaman zaman Türk hükümetleriyle bazı konularda ters düşse de Türkiye’yi ana gibi, baba gibi korur ona dönük kem sözden kaçınır, ona zarar gelmemesi yönünde hep kendisini ortaya atardı.

 Büyük politikacıydı. Bunda aldığı eğitimin,  haklı davası uğruna verdiği samimi mücadelenin etkisi vardı. Anavatanını daima konunun içinde tutuyor, ilişkilerini dengeli olarak götürebiliyordu.

 Yürekli insandı. Yiğit insandı. Bunlar kendi kişisel özelliğindendi, arkasında Türk milletini hissetmesindendi. İngilizlerin meşhur “ Cesur Yüreği “ belki filmlerde hayaldi. Ama, Rauf Denktaş gerçek bir “ Cesur Yürek” ti. Komiteciydi, azınlıkta olmaya rağmen teşkilatlanabilmişti.

 Eğiticiydi, kendi toplumunun mücadele etmede eğitimli olmaları gerektiğini bilerek her türlü yokluğa rağmen toplumunun eğitiminin en yüksekte olmasına özen gösteriyordu.

 Büyük milliyetçiydi. Türkiye Cumhuriyeti dışında, Osmanlıdan kalan Türk öbekleri içinde en büyük milliyetçilerden biriydi, büyük adamdı.

 Bu özellikleri olamasaydı, yetişmiş, gelişmiş bir toplumun desteğine alamasaydı, Türk milletini arkasında hissetmeseydi yoktan bir vatan toprağı yaratılamazdı.

Yeri bir türlü doldurulamayan sevgili arkadaşım nur içinde yat.

Bu yazı toplam 2510 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim