• BIST 82.252
  • Altın 148,354
  • Dolar 3,8176
  • Euro 4,0790
  • Kocaeli : 3 °C
  • İstanbul : 4 °C
  • Sakarya : 3 °C

Gerçek dostluklar öldü!

Mesut Akbulut

Dostluk üzerine yazılan aşağıdaki hikayeyi okuyanınız vardır...
Hikayede yazılan dostluklar, maalesef artık “mazide” kaldı.
Yeni dönemde menfaat dostlukları çıktı piyasaya…
Artık herkes birbirinin dostluğuna “kuşkuyla” bakar oldu.
25 yıllık dostunuz bile size “kazık” atabiliyor.
Bayram münasebetiyle “gerçek” dostluğu hatırlama adına aşağıdaki hikayeyi okumanızı “tavsiye” ediyorum.
**
Çok samimi iki dost ve arkadaşlardı. Fakat bir tanesi çok “kurnaz” atılgan ve hareketli, diğeri ise çok saf, “dürüst” ve sessizdi. Bir gün kurnaz olan arkadaş, diğerinin yanına giderek işlerinin bozulduğunu söyler ve kendisinden “para” ister. Samimi dostu, onu hiç kırmaz ve elindeki bütün parayı arkadaşına verir. Arkadaşı bu parayla işlerini düzeltir. Bir süre sonra “kurnaz” olan yine arkadaşının yanına gider ve arkadaşının evlenmek üzere olduğu nişanlısını çok beğendiğini ve kendisine vermesini ister. Arkadaşı çok şaşırır, ne diyeceğini bilemez. Fakat aralarında o kadar kuvvetli bir sevgi vardır ki, arkadaşına “hayır” diyemez, nişanlısını arkadaşına verir.
***
Zaman içinde, saf olanın işleri bozulur ve birden arkadaşı aklına gelir. Ben ona sıkıştığında iyilik yapmıştım diyerek arkadaşının iş yerine gider ve kendisine çalışması için iş vermesini ister. Arkadaşı ona iş vermez. Bizimki pişmanlık ve üzüntü içinde geri döner ama yine de arkadaşına kızamaz. Bir gün sokakta dolaşırken yanına hasta ve yaşlı bir “adam” yaklaşır. Fakir olduğu için ilaç alamadığını söyler. Bizimki yaşlı adamcağıza acır, istediği “ilaçları” alır ve adamcağıza verir. Kısa bir süre sonra yaşlı adamın öldüğünü duyar. Yaşlı adam çok zengindir ve bütün mirasını kendisine bırakmıştır.
***
Saf adam artık zengindir. Biraz da sevdiği dostuna olan kırgınlığıyla dostunun iş yerinin karşısında bir ev alır ve oraya yerleşir. Bir gün evinin kapısını “dilenci” bir kadın çalar. Yaşlı kadın çok aç olduğunu, kendisine yemek vermesini ister. Bizim saf hiç düşünmeden kadını içeri alır karnını doyurur. Kimsesi olmadığını öğrendiği kadına, kendisinin de yalnız olduğunu söyler ve “Bu evde birlikte yaşayalım, sen evin işlerini ve yemekleri yaparsın” der. Yaşlı kadın hiç düşünmeden kabul eder. Bir süre sonra yaşlı kadın bizimkine, kendine uygun bir kız bulup evlenmesini söyler. Bizimki böyle bir kızı nasıl bulacağını, kendisinin tanıdığı olmadığını söyler.Yaşlı kadın ona uygun bir kız tanıdığını ve kendisiyle görüştürebileceğini söyler. Görüşmeler sonucunda “evlenmeye” karar verir ve düğün davetiyeleri basılır. Bizimkisi kırgın olduğu halde çok samimi dostunu yine de unutamamıştır. Biraz da geldiği konumu görmesi açısından “samimi” arkadaşına da davetiye gönderir.
***
Düğün günü gelir çatar. Saf adam düğün salonunda bir şeyler söylemek isteğiyle mikrofonu alır ve başlar yaşadıklarını anlatmaya Eskiden çok sevdiğim bir “dostum” vardı. Bir gün işleri bozulunca benden borç para istedi elimdeki bütün parayı verdim. Evlenmek üzere olduğum “nişanlımı” çok beğendiğini söyleyerek benden istedi. Çok üzülerek onu da kendisine verdim. Çünkü biz gerçek dosttuk, onun üzülmesini istemedim. İşlerim bozulduğunda onun fabrikasına gittim ve çalışmak için kendisinden iş istedim. Bana iş vermedi. Çok üzüldüm, ama yine de arkadaşıma kızmıyorum. Çünkü biz gerçek dosttuk.
**
Bu konuşma üzerine “kurnaz” olan arkadaşı daha fazla dayanamaz mikrofonu eline alır ve başlar konuşmaya “Benim de bir zamanlar çok sevdiğim bir dostum vardı. İşlerim bozulduğunda kendisinden para istedim, bütün parasını bana verdi. Sonra ondan “nişanlısını” istedim, üzülerek nişanlısını da verdi. Nişanlısını istememin nedeni o kadının arkadaşıma layık olmamasıydı (Hayat kadınıydı). Kendisi çok saf olduğu için arkadaşımı o kadından bu şekilde kurtardım. İşleri bozulduğunda gelip benden iş istedi. Arkadaşımı kendi emrimde çalıştıramazdım, o yüzden iş vermedim. Günün birinde karşılaştığı “yaşlı adam” benim babamdı. Babam ölmek üzereydi, onu arkadaşımın yanına ben gönderdim ve “mirasını” ona ben bıraktırdım. Evine gelen “dilenci” kadın benim “annemdi”. Ona bakıp iyi yaşamasını sağlamak için gönderdim. Şu anda evlenmekte olduğu kız de benim “kız kardeşim”. Onu arkadaşımla “evlenmesi için” ben ikna ettim”. Değerli misafirler, işte biz böyle dostuz...
Hikayeyi okudunuz, sizin de hiç böyle bir dostunuz oldu mu?

Bu yazı toplam 1074 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim