• BIST 97.546
  • Altın 144,163
  • Dolar 3,5678
  • Euro 4,0002
  • Kocaeli : 23 °C
  • İstanbul : 22 °C
  • Sakarya : 24 °C

Gerçek katiller hesap vermeli (2)

Mustafa Küpçü

Dünkü yazımızda, deyim yerindeyse, “ABD ile çuvala girişimizin” 1960’lı yıllarına kadar gelmiştik.

Bu arada, hemen belirtelim ki; 1957 yılına kadar Demokrat Parti (DP) ile çok yakın ilişkiler kuran, ülkemizi askeri üslerle donatan, stoklarındaki mallarını için kolay bir pazar bulan ABD’nin, bu tarihten itibaren DP ile ilişkileri bozulmaya başladı! Başbakan Menderes de, Sovyetler Birliği (SSCB) ile ekonomik ilişkiler kurmaya başladı ve 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi ile işine son verildi!

ABD’nin yeni dönem için uygun gördüğü kişi Demirel oldu. ABD ile ekonomik, siyasal ve kültürel ilişkiler gelişerek sürdü. Ancak; 1961 Anayasası ile “toplumsal uyanış ve emek kesiminin örgütlenerek güçlenmesi” ortaya çıktı. 12 Mart 1971 Muhtırası sonrası bu özgürlükçü Anayasa yok edildi. Ama ABD için bu da yeterli değildi. Türkiye’de toplum siyasal, sosyal ve kültürel açıdan bölünmeliydi!

“Milliyetçi Cephe” olayı, tıpkı DP dönemindeki “Vatan Cephesi” gibi, toplumsal ayrışmanın fitili oldu! Bir yandan da “Etnik ve mezhepsel kökenler” üzerine “toplum mühendisliği” çalışmaları başladı. Kitlesel ölümlere yol açan “Kahramanmaraş Olayları” gibi olaylar yaşandı.

ABD ve yandaşlarının oluşturduğu “Küresel Düzen” küçük küçük devletçikler istiyordu!  Çünkü, yurttaşları birbirine kenetlenmiş, ekonomik ve siyasal açıdan güçlü bir ULUS DEVLET, emperyalizm için uygun değildi! Etnik köken ve mezhepsel farklılıkları kaşıyarak, kitleleri birbirine düşürerek, “kışkırtıcı eylemler” düzenleyerek kitleleri birbirine düşman kılmak, çatıştırmak ve ülkeleri parçalamak, emperyalizmin çıkarınadır.

12 Eylül 1980 Askeri Darbesi ile bu son aşamanın temelleri atıldı!

Bu ülkede büyük kesimler, küresel düzenin çıkarlarına hizmet edecek “24 Ocak Ekonomik İstikrar Önlemleri Paketi” nin engelsiz gerçekleşmesi için bu darbenin yapıldığını hala anlayabilmiş değil!

Bu yeni düzenin “mimarı-teknisyeni” olmakla öğünen ve daha sonra “Demokrasi Havarisi” sayılan Turgut Özal, bu faşist dönemde “Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı” oldu! Ardından yapılan seçimlerde de kurduğu parti ile tek başına iktidar oldu.

Özal, en büyük gücünü “dinsel cemaatlerden ve feodal güçlerden” alıyordu! Bu dönemde, “Özelleştirmeler” adı altında yerli ve yabancı sermayeye “Kamusal Üretim Merkezleri” yani KİT’ler satılmaya başladı. Dolar kuru serbest bırakılırken, üst gelir grupları için lüks tüketim malları serbestçe girdi ülkemize. “Yeni zenginler” türedi!..

1984’den itibaren de PKK olayı ortaya çıktı! O günden bu güne süren iç çatışmada, on binlerce insanımız öldü, ülke ekonomisi büyük bedeller ödedi. Acılar yaşadık ve fakirleştik.

Bu arada ABD emperyalizmi, “terör” bahanesi ile Afganistan’ı işgal etti, Irak’a tecavüz etti, Suriye’yi, Mısır’ı, Kuzey Afrika ülkelerini karıştırdı, tarumar etti. Kan gövdeyi götürdü ve hala götürüyor! Zaman içinde somut olaylarla öğrenildi ki; terör gruplarını maddi-manevi destekleyenler de aynı ABD ve onun siyasal gücünü kullanan Çok Uluslu Şirketler!

Daha pek çok ayrıntıyı bu yazıda ele almadım.

Gelelim bu güne;

Türkiye, emperyalist güçler tarafından parçalanmak isteniyor. Bu, yaklaşık 100 yıllık bir hesap ve “Büyük Ortadoğu Projesi-BOP” un bir ileri adımı! Ülkemiz güçsüz kalsın, insanlar uyanmasın, etnik köken ve mezhep farkına göre toplum birbirini yiyip düşmanlıkları körüklesin diye Suruç’ta olduğu gibi Ankara’da da kitlesel katliam yapıldı.

Bu olaylarda kullanılan “Canlı Bombalar” önce akılları alınmış, cahil, zavallı birer piyon ve onlar da “aptal kurbanlar.”

Bu piyonları, o masum insan kitlesi arasına sokarak bu ahlaksız cinayetleri işleten alçaklar kimler?

Bu sorunun yanıtını aramalı ve bulmalıyız.

Ha, bir de şu var; “Güvenlik zafiyeti yok” demiş İçişleri Bakanı! O bu yalanı söylerken de Adalet Bakanının yüzünde “müstehzi bir gülüş”  oluşmuş! Suruç’ta da Ankara’da da, ciddi güvenlik önlemi alınsa, canlı bombalar yakalanır ve onca insan ölmezdi.

Güvenlik zafiyeti vardır ve Hükümet bu vahşetin sanıklarından biridir!

Yeter artık, UYANALIM!..

Bu yazı toplam 634 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim