• BIST 89.695
  • Altın 145,882
  • Dolar 3,6126
  • Euro 3,9283
  • Kocaeli : 7 °C
  • İstanbul : 8 °C
  • Sakarya : 7 °C

Gerçek yiğit öfkesini yenendir (1)

Mehmet Sönmezoğlu

Öfke, fıtrî bir duygudur, bu itibarla her insan öfkelenebilir, ama önemli olan öfkeyi kontrol edebilmektedir. Kızgınlık anında sabretmek, öfkesini yenebilmek ve insanların hatalarını affetmek takva sahibi olgun mü’ninlerin özelliğidir.

 

Öfke, kontrol edilemediği zaman ferdî ve toplumsal pek çok zarara sebebiyet veren bir davranıştır. Öfkenin din ıstılahındaki karşılığı “gazap”tır. Sözlükte “kızmak, öfkelenmek; kızgınlık, öfke duygusu” anlamına gelen gazap genellikle rızâ ve hilim kavramlarının karşıtı olarak kullanılmaktadır. Bir ahlâk kavramı olarak ise acı veren kötü bir davranışın kişinin ruhunda uyandırdığı kızgınlık, intikam alma duygusu ve cezalandırma isteği anlamında kullanılmaktadır. (Dini Kavramlar Sözlüğü, DİB. Yay. sh. 201)

 

Öfkenin zararları

Öfkelenmenin ferdî ve sosyal pek çok zararı vardır. Şeytan kalbi öfke ateşiyle kavrulan kimsenin üzerinde çok daha kolay etkili olur, ona her istediğini kolayca yaptırır. Onu sonradan pişmanlık duyacağı ve mahcup olacağı yanlış davranışları yapmaya sevkeder. Bu sebeple büyüklerimiz, “Öfke gelir göz kararır, öfke gider yüz kızarır” demişlerdir.

 

Aşırı şekilde öfkelenen kimse aklını tam olarak kullanamaz, basireti bağlanır ve muhakeme gücünü kaybeder. Bu durumdaki bir insanın doğru kararlar vermesi ve adil olması beklenemez. Bundan dolayı Peygamber Efendimiz (s.a.s.); “Bir hâkim öfkeli iken, iki kişi arsında hüküm vermesin” (Tirmizî, Ahkâm, 7) buyurarak, mü’minleri öfkenin etkisiyle yanlış şeyler yapmaktan sakındırmıştır.

 

Öfkelenen insan normal düşünme ve hareket etme yeteneğini kaybeder. Doğru düşünemediği için de ne konuştuğunu bilmez, ağzından çıkanı kulağı duymaz hale gelir. Kişi böyle durumlarda söz ve davranışlarıyla başkalarını kırıp incitebilir, en kötüsü de Allah korusun kendisini dinden, imandan çıkaracak sözler sarfedebilir. Yani öfkeli kişi, “öfkeyle kalkan zararla oturur” sözünde olduğu gibi hep zararlı çıkar.

 

Öfkesini kontrol edemeyen insanlar çok basit nedenlerle kavga ederler ki, bunların sonu çoğu kez yaralama ve kan dökmeye kadar varabilmektir. Kontrol edilemeyen öfkenin sonucunda nice aile dramları yaşanmakta, akraba ve komşular arasına kin ve düşmanlık girmekte, nice cinayetler işlenmekte, toplumda huzur ve güven ortamı bozulmaktadır. İşte bir anlık öfke ateşinin meydana getirdiği maddî ve manevî zararlar saymakla bitmez. Dinimiz öfkemize yenik düşerek yanlış davranışlarda bulunmamamız konusunda bizleri uyarmakta; bizleri öfkemizi kontrol etmeye ve affedici olmaya teşvik etmektedir.

 

Hz. Peygamber (s.a.s.), kötülükleri daha baştan önlemek maksadıyla Müslümanlara özellikle de çabuk öfkelenmeye müsait olanlara öfkelenmemeyi tavsiye etmiştir. Bir adam Hz. Peygamber (s.a.s.)’e gelerek, “Bana öğüt ver” dedi. Peygamber Efendimiz, ona “Kızma!” buyurdu.  Adam dileğini bir kaç defa tekrarladı. Hz. Peygamber (s.a.s) de her defasında “Kızma!” buyurdu.   (Buharî, Edeb, 76)

 

Öfkenin Zararlarından Korunma Yolları

Öfke anında nefsine hâkim olmak ve sabretmek oldukça zordur. Bu nedenle en baştan öfkelenmemeye çalışmak, herşeye rağmen öfkelenildiğinde ise öfkeyi kontrol etmeye gayret etmek gerekir. Öfkeyi kontrol etmek ve zararlarından korunmak için şunlar tavsiye edilmektedir:

 

  1. Allah’a sığınmak: Allah’a sığınmak, yani halk arasında “eûzü” olarak bilinen, “Eûzü billâhi mine’ş-şeytânirracîm: İlâhi rahmetten kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım” sözünü söylemek öfke ve kızgınlığı giderir. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır: “Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah’a sığın. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” (Fussılet, 41/36)

 

Öfkeyi körükleyen şeytan olduğundan ondan Allah’a sığınmak suretiyle öfke ve kızgınlığı kontrol altına almak mümkün olmaktadır. Hz. Peygamber (s.a.s.) bir gün birbirlerine sövüp duran iki kişinin kavgasına şahit olmuş, bunun üzerine şöyle buyurmuştur: “Ben bir söz biliyorum, eğer bu kişi onu söylerse, üzerindeki bu kızgınlık hali geçer. Eğer o, “Eûzü billâhi mine’ş-şeytânirracîm: İlâhi rahmetten kovulmuş şeytandan Allaha sığınırım” derse, üzerindeki hâl kaybolur.” (Müslim, Birr, 109)

 

  1. Duruş şeklini değiştirmek: Peygamber Efendimiz (s.a.s.), “Biriniz öfkelendiğinde,  ayakta ise otursun. Yine sakinleşmezse yanı üzerine yatsın” (Ebu Davûd, Edeb, 3) buyurarak, öfkelenen kimsenin o andaki duruş şeklini değiştirmesini tavsiye etmiştir. 

 

(Haftaya devam edecek)

Bu yazı toplam 804 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim