• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Kocaeli : -1 °C
  • İstanbul : 5 °C
  • Sakarya : -1 °C

Gerçek yiğit öfkesini yenendir (2)

Mehmet Sönmezoğlu
  1. Abdest almak: Öfke ateşini söndürmenin yollarından biri de abdest almaktır. Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulur: “Öfke şeytandandır. Şeytan da ateşten yaratılmıştır. Ateş ancak su ile söndürülür. Biriniz öfkelendiği zaman abdest alsın.” (Ebu Davûd, Edeb, 3)

 

  1. Susmak: Öfkeye hâkim olmanın en etkili yollarından birisi de susmaktır. Zira karşılıklı hakaret vb. kötü sözlerin söylendiği bir münakaşada sabredip karşılık vermemek çoğu kez kavganın büyümeden sona ermesini sağlamaktadır. Bundan dolayıdır ki, Hz. Peygamber (s.a.s.), “Biriniz öfkelendiğinde sussun” (Ahmed İbn-i Hanbel, I, 239) buyurmuştur.            

 

Meşru öfke

Dinimiz insanın yaratılıştan sahip olduğu öfke duygusunun tamamen yok edilmesini değil, bu duygunun kontrol altında tutularak hayra ve iyiliğe yönlendirilmesini istemektedir. Çünkü öfke tamamen kötü bir duygu değildir. Yani öfkenin gerekli görüldüğü ve meşru sayıldığı durumlar da bulunmaktadır.

 

Dinimizde kişinin nefsini tatmin için ve şahsî çıkarları için kızıp öfkelenmesi uygun görülmezken, İslam’a, Kur’an’a, Hz. Peygamber’e ve kutsal değerlere saldırı söz konusu olduğunda Allah için kızıp öfkelenmek meşru sayılmıştır. Hz. Peygamber (s.a.s.), Allah’ın koyduğu sınırlar çiğnendiği zaman öfkelenmiş ve böyle durumlarda öfkelenmekte sakınca görmemiştir. Bunun yanında zulüm ve haksızlık karşısında sessiz kalmayıp, tepki göstermek, zalime karşı tavır almak da övgüye değer bir “şecaat ve kahramanlık” olarak görülmektedir.

 

Öfkesini yenenlerin mükâfatı

Öfkelerine hâkim olarak dinimizin uygun görmediği bir davranış sergilemekten sakınan kimseler hem bu dünyada hem de ahirette kazançlı çıkacaklardır. Kur’an-ı Kerim’de bu kazanç, cennet ve mükâfatların en büyüğü olan Allah sevgisi olarak açıklanmıştır: “Rabbinizin bağışına ve genişliği göklerle yer arası kadar olan, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun. Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah iyilik edenleri sever.” (Âl-i İmrân, 3/133-134) Yine Kur’an’da, öfkelendiği zaman bağışlamak, mü’minlerin üstün özellikleri arasında sayılmıştır. (Şûrâ, 42/37)

 

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de mü’minleri kızgınlık anında öfkelerini yenip sabretmeye teşvik ederek şöyle buyurmuştur: “Gereğini yerine getirmeye gücü yettiği halde, öfkesini yenen kimsenin kalbini, Allah Teâlâ emniyet ve imanla doldurur.” (Ebu Davûd, Edeb, 3)

 

Öfkeyi yenip suçluyu affetme konusunda Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in sevgili torunu Hz. Hasan’ın başından geçen şu hadise çok güzel bir örnektir: Bir gün Hz. Hasan’ın kölesi elindeki yemek tabağını düşürerek Hz. Hasan’ın elbisesini kirletmişti. Cezalandırılacağını düşünen köle, Âl-i İmrân suresi 134. ayetinin, “Onlar ki, öfkelerini yenerler” kısmını okudu. Hz. Hasan köleye bakarak, “Öfkemi yendim” dedi. Köle bu defa ayetin “insanları affeder” bölümünü okudu. Hz. Hasan da, “Bağışladım” dedi. Bu cevap karşısında çok sevinen ve cesaretlenen köle devamla, “Allah iyilik edenleri sever”  diyerek ayeti tamamladı. Hz. Hasan (r.a.) bunun üzerine, “Ben de seni âzâd ettim” dedi ve onu hürriyetine kavuşturdu.

 

Hz. Peygamber (s.a.s.) öfkeyi yenmedeki başarıyı halk arasında övünç sebebi olan yiğitlik kavramıyla ifade etmiş,  kahramanlığın fizikî güç gösterisi ve kaba kuvvete başvurmak olmadığını, asıl yiğitliğin öfkeyi yenmek olduğunu bildirmiştir. Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulur: “Gerçek yiğit, güreşte rakibini yenen kimse değil; kızdığı zaman öfkesini yenen kimsedir.” (Buhârî, Edeb, 76, 102; Müslim, Birr 107, 108) Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bu hadis-i şerifinde mü’minleri, insanî ilişkilerde ortaya çıkan problemlerin çözümümde meşru olmayan yollara başvurmaktan sakındırmakta; insanın şecaat duygularını, güç ve kuvvetini hayra yönlendirmektedir.

 

Netice olarak; dinimizde nefsini tatmin için kızmak ve öfkelenmek doğru bulunmamış, haklı sebepler olsa bile kişinin şahsına yapılan bir kötülük karşısında öfkesine hâkim olup suçluyu affetmesi büyük bir fazilet sayılmıştır. Bununla birlikte dinimizin meşru kıldığı hususlardan taviz verilmesi veya dinî ve millî değerlere karşı suç işlenmesi durumunda gösterilen öfke, yerinde ve olması gerekli bir tepki olarak değerlendirilmiştir.

 

Öfkesine hâkim olabilen ve onu Hakk’ın rızası istikametinde kullanan kazançlı çıkacak, öfkesinin kontrolünü yitiren ve onun esiri olan kimse ise hem dünyada hem de ahirette zarara uğrayacaktır. Öyleyse öfkemizi yenerek Allah’ın sevdiği kimselerden olmaya çalışmalıyız.

Bu yazı toplam 978 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim