• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • Kocaeli : 6 °C
  • İstanbul : 7 °C
  • Sakarya : 6 °C

Gölcük ve Gebze adalet saraylarına sevinelim mi, üzülelim mi?

M.Tanzer Ünal

Yapımı tamamlanan Gölcük ve Gebze adalet sarayları dün hizmete açıldı.

Hem de Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın katılımıyla…

Hayırlı olsun!

Eskiden adliye binalarının üstünde sadece “ADLİYE” yazılırdı.

Sonra memleketimizde “saray” tutkusu başlayınca “adliye binaları” bir anada “adalet sarayları”na dönüşüverdi.

Şimdi artık Türkiye’nin dört bir tarafında saraylarımız var.

Ve bizler bu saraylarla övünüyoruz.

Ülkemizi “adalet sarayları”yla donatmaktan gurur duyuyoruz.

Nereye gidiyorsun?

Saraya… Adalet sarayına…

Nerede çalışıyorsun?

Sarayda… Adalet sarayında…

Ve ülkemiz öylesine müreffeh (!) hale getirildi ki, hemen hemen saraya adım atmayan kalmadı.

Çoğumuz “saray”la tanıştık.

 

Adliye binaları madem “saray”…

Adliyeler, genellikle sevimsiz yerlerdir.

Sorgulama vardır…

Yargılama vardır…

Ceza vardır…

Dünyanın her tarafında toplumdaki algı budur.

Eğer biz böyle bir yere “saray” diyeceksek, adliyenin kardeşi cezaevlerinin de adlarını değiştirelim.

Tutuklu sarayı…

Hükümlü sarayı…

Ne kadar komik olur değil mi?

 

Adalet sarayı ve cezaevi yapmak, övünülecek konular mı?

İzmit’teki adalet sarayının açılışını hatırlıyor musunuz?

2000 yılıydı…

Yani 16 yıl önce…

Açılış törenine dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk katılmıştı.

Başsavcı, halen Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri olan Fahri Kasırga idi.

Bakan Türk, yeni adliye binasını öve öve bitiremiyor, “Bu bina İzmit’in en az 50 yıllık ihtiyacını karşılar” diyordu.

Bazı katlar boştu.

Mahkemeler ve idari birimler, yeni binaya “yayıla yayıla” yerleşmişti.

Çok geçmedi, 7-8 yıl sonra yeni bina yetmez oldu.

Şimdi ise tam imdat bayrağını çekmiş durumda.

Koridorlar bölündü, o yapıldı bu yapıldı, ama binada kıpırdanacak yer kalmadı.

Yeni mahkemeler açılacak, yer yokluğundan açılamıyor.

“En az 50 yıl yetecek” denirken, koskoca bina 15-16 yılda yetmez hale geldi.

Şimdi ek bir binanın yapılmasına çalışılıyor.

 

Her yerde aynı sıkıntı

Bu sıkıntı sadece İzmit’te yaşanmıyor.

Gidin bakın, ülkemizin pek çok yerinde aynı durum var.

Adalet sarayları ve cezaevleri ihtiyaca cevap vermiyor.

Devasa adalet sarayları, devasa cezaevleri yapılıyor.

Bunun sebebini biliyorsunuz…

Bunun sebebi, ülkemizdeki ekonomik, siyasi ve adli suçların son yıllarda çok artması.

Adalet sarayları dolup dolup boşalıyor.

Cezaevlerinde yer kalmadı.

Habire yeni adalet sarayları, yeni cezaevleri yapılıyor, ama yine de yetmiyor.

Ülkemize siyasi, ekonomik ve sosyal huzur getirilmezse, adalet sarayları ve cezaevlerinin sayıları ne kadar artırılırsa artırılsın yetmeyecek gibi.

Bu nedenle yeni adalet sarayları ve yeni cezaevleri yapmak, övünülecek hizmetler değil.

Hükümetler için hedef, adalet sarayları ve cezaevlerinin sayılarını azaltmak olmalı.

Eğer bir memlekette adalet sarayları sürekli büyütülüyor ve sayıları artırılıyorsa…

Eğer bir memlekette yeni ve büyük cezaevleri yapıldığı halde yine de ihtiyaca yetmiyorsa…

O memlekette “sıkıntı” var demektir.

“İşler iyiye gitmiyor” demektir…

“Toplum huzursuz” demektir…

“Acilen önlem alınması gerekir” demektir…

Ben, Türkiye’nin neresinde olursa olsun, yeni bir adalet sarayı açılışını, yeni bir cezaevi açılışını böyle değerlendiriyorum.

Türkiye’yi görmek için…

*Bir yılda açılan dava sayısına bakın.

*Bir yılda açılan icra dosyası sayısına bakın.

*Tutuklu ve hükümlü sayısındaki artışa bakın.

*Kaç yeni mahkeme ve kaç yeni icra dairesi kurulduğuna bakın.

*Kaç adalet sarayı, kaç yeni cezaevi yapıldığına bakın.

Bunlar yetmiyorsa, gazete sayfalarına, televizyon ekranlarına bakın!

Her gün cinayet…

Her gün yaralama…

Her gün darp, soygun…

Her gün hısızlık…

Her gün intihar…

Her gün iflas…

Her gün çete ve terör…

Millet bunaldı.

Emin olun bunaldı…

Hızla bu sorunlarımıza çare bulmalıyız.

Ama biz ne yapıyoruz, bataklığı kurutacağımıza sineklerle uğraşıyoruz.

Sinekler bitmez.

Bataklık var oldukça, sinekler bitmez!

Bunu artık görelim.

 

CHP, bakalım bunun devamını getirebilecek mi?

Hep eleştirecek değiliz ya, yaptığı iyi işleri de ön plana çıkaralım.

CHP’nin tarımsal sorunlara dikkat çekme yöntemi harika!

*15-16 Nisan 2016 tarihlerinde Rize’ye gittiler, çaya ve ÇAYKUR’a sahip çıktılar.

*25-26 Mayıs 2016 tarihlerinde Ordu’ya gittiler, fındığa ve FİSKOBİRLİK’e sahip çıktılar.

*2-3 Haziran 2016 tarihlerinde Adana’ya gittiler, Çukurova tarımına sahip çıktılar.

*Kısa bir süre önce, 27-28 Eylül 2016 tarihlerinde Tokat’ın Turhal İlçesi’ni ziyaret ettiler, pancara ve şeker fabrikalarına sahip çıktılar.

Şimdi sırada hangi tarım ürünü ve neresi var, bilmiyorum.

Ama bu tarımsal sorunlara sahip çıkma ziyaretlerinin devam edeceğini duyuyorum.

İyi de ederler.

Et konusuna dikkat çekilebilir…

Pamuk ve tütüne dikkat çekilebilir…

Tavukçuluğa dikkat çekilebilir…

Yaş sebze ve meyveye dikkat çekilebilir…

Üzüm ve incire dikkat çekilebilir…

Balıkçılığa dikkat çekilebilir…

Süt ve süt üretimine dikkat çekilebilir…

Tarımda kendi kendine yeten 7 ülkeden biriydik, artık değiliz.

1980’li yıllarda başlayan çöküş, günümüzde iyice dip yaptı.

Türkiye artık gıda yönünden de dışa bağımlı.

Buğday, et, nohut, mercimek, kuru fasulye, daha pek çok şeyi…

Onlar üretiyor, biz yiyoruz.

Topraklarımız boş.

Topraklarımızda çalışan yok.

Herkes hazırcı, herkes bey paşa oldu.

Üretimden koptuk.

Ne yapıp ne edip çalışmaya ve üretime geri dönmeliyiz.

Köylüyü tekrar “milletin efendisi” yapmalıyız.

Başkaları üretecek, biz yiyeceğiz… Bunun sonu yok!

Bu nedenle, CHP’nin “tarım”a dikkat çekme çalışmalarını takdirle karşılıyorum.

İnşallah sürekli olur.

Bu yazı toplam 1368 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim