• BIST 82.363
  • Altın 147,310
  • Dolar 3,7689
  • Euro 4,0344
  • Kocaeli : 6 °C
  • İstanbul : 8 °C
  • Sakarya : 6 °C

Göle sahip çıkmak hepimizin ortak görevi!

Hasan Altınkaya

 

 

 

Bugünlerde havalar iyiden iyiye ısınmaya başladı.

Bugüne kadar sanal ifadeler için kullandığımız bu tabir artık gerçek anlamıyla karşımızda.

Bu sefer iş ciddi!

Ben bu genç yaşıma kadar yaşadığım bölgede hiçbir zaman havaların ısınmasının sorun olduğuna şahit olmamıştım, taa ki bu yıl kurak geçen kış mevsimine kadar...

O bakımdan herkes ister istemez tedirgin..!

Bu yıl susuz bir yaz mı geçireceğiz?

Herkesin birbirine sorduğu soru bu.

Çünkü ne Yuvacık Baraj'ı dolu ne de asıl su kaynağımız olan Sapanca Gölü!

Ki bu Sapanca Gölü hem Sakarya için hem de kentimiz için hayati bir öneme sahip.

İki buçuk milyona yakın insan bu gölden su içiyor.

Dünyada ki ender içme suyuna sahip göllerden biri olması Sapanca Gölü'nün bu önemini daha da pekiştiriyor.

Yuvacık Barajı'nın tamamının, Sapanca Gölü'nün sadece bir metre yüksekliğindeki su miktarına eşit olduğunu söylediğimde, gölün su seviyesinin nasıl bir öneme sahip olduğunu anlayabilirsiniz.

Geçmiş yıllarda kışın yağan karların yüksek rakımlı bölgelerden eriyerek Sapanca Gölü'ne ulaşmasıyla göl adeta taşardı.

Ancak bu sefer bırakın taşmayı,  neredeyse kıyıdan otuz- kırk metrelere kadar içeri çekildi güzelim göl!

Hal böyle olunca yetkililer çözüm arayışlarına girdiler.

Asırlar öncesinden göl için düşünülen projeler bile gün yüzüne çıkarılmaya başlandı.

Sakarya Nehri'nin gölle buluşturulması bile dillendirildi.

Ancak sorunun temeline doğru indiğinizde karşımıza hiçte şaşırtıcı olmayan bir gerçek çıkıyor.

Nasıl olurda şimdiye kadar su seviyesi yüzünden sıkıntı yaşanmayan bu gölde alarm sinyalleri çalabiliyor!

Cevabı basit aslında, işin içinde her zaman ki gibi insan faktörü varda mesele ondan kaynaklanıyor!

Üniversitelerin çevre uzmanları yaptıkları araştırmalarda Sapanca Gölü'nün bu denli kurak geçmesini kirliliğe bağlıyorlar.

Sadece kar ve yağmur yağmaması değilmiş gölü bu denli susuz bırakan.

Gölü besleyen su kaynakları bir bir kurumuş. 

Çünkü birileri o dere yataklarına bir zamanlar fabrikaların kurulmasına müsaade etmiş geçmiş zamanlarda!

Yetmemiş aynı fabrikalar atıklarını, yani zehirlerini bir şekilde göle bırakmışlar.

O atıklarda gölün tabanında zehirli bitkilerin yetişmesine, dolayısıyla suyun kalitesinin bozulmasına neden olmuşlar.

Göl tabanı balçıkla, yosunla, zehirli alglerle dolup taşmış ve bugünkü halini almış.

Sonuçta Sapanca Gölü can çekişiyor hale gelmiş!

Bugün ah vah etmemizin arkasında yatan asıl neden bu işte.

Sorunu sadece havaların yağışlı geçmemesine bağlarsak yanlış yapmış oluruz.

O yüzden göl suyumuzun özellikle sanayiciler tarafından kullanılmasını disipline altına alınmalı.

 

Gerekiyorsa tümden su tüketiminin önüne geçilmeli yada kısıtlama getirilmeli.

 

Bu işletmelerin dere yatak kıyı yaşamına, göl havzasına tüm etkilerini en ince detayına kadar araştırılıp ona göre çözümler üretilmeli.

 

Sapanca Gölü su ölçüm merkezi kurularak tedbirlerin önceden alınması sağlanmalı.

 

Tarımsal amaçlı sulamalar, ya damla sulama ile yapılmalı yada kapalı sistem sulama kanalları ile yapılmalı.

 

Böylelikle suyun buharlaşarak azalmasının önüne geçilmiş olunur.

 

Nisan ve Mayıs aylarında su taşkınlarını önleyici göletler oluşturularak  su kaybı en aza indirebilinir.
 

Bu ve benzeri bir çok tedbir, gerek yöneticilerimiz gerekse biz vatandaşlar tarafından alınabilir.

Unutmayalım ki Sapanca Gölü hepimizin.

Göl kurursa bundan milyonlarca kişi etkilenecek.

Sadece insanlar değil, tüm canlılar etkilenecek.

O yüzden gölümüze sahip çıkmak hepimizin ortak görevi olmalı.

Umarız Sapanca Gölü önümüzdeki kışa kadar bizleri idare eder ve atılması gereken adımlar da bir an önce atılır.

Yoksa doğa bizlere her zaman bu kadar cömert davranmayacaktır!

Dost acı söyler kabulünden bunu da herkes kulaklarına küpe yapsın…

Bu yazı toplam 1494 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim