• BIST 106.960
  • Altın 151,340
  • Dolar 3,6749
  • Euro 4,3248
  • Kocaeli : 25 °C
  • İstanbul : 26 °C
  • Sakarya : 25 °C

GS-FB maçının ertelenmesi teröre teslim olmak mı değil mi?

M.Tanzer Ünal

Tamam, panik olmayalım…

Tamam, köşemize çekilip kurbanlık koyun gibi kaderimizi beklemeyelim…

Tamam, “korkmuşluk sinmişlik ortamı” yaratmayalım…

Tamam tamam da, bu millet bu sözleri söyleyen muktedirler gibi “koruma ordusuyla” dolaşmıyor.

Gideceği yerler saatler öncesinden aranmıyor.

Trafik durdurulup kontrol edilmiyor.

Bir canı var, “Allah’a emanet” deyip günlük yaşamını sürdürüyor.

Elbette, korkacak.

Elbette, kendi canını çoluk çocuğunun canını korumak için önlemler alacak.

Elbette, kalabalık yerlere, AVM’lere çok gerekmedikçe gitmeyecek.

Bakıyorum da, bu konuda, ülkeyi yönetenler vatandaşları suçlama gayretinde.

Korkmayın, çekinmeyin, teröre teslim olmayın!

İyi de, sen neden korkuyorsun?

Neden vatandaşların tedirginliğini artıracak kararlar alıyorsun?

Daha önceki gün…

Evde televizyon karşısında haberleri izliyorum.

Ekranda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan…

İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde yine bir toplantıda konuşuyor.

“Terörün gündemine asla teslim olmayacağız” diye nutuk atarken, bir de baktım ekranın dibinde “Galatasaray-Beşiktaş derbisi ciddi terör ihbarları nedeniyle ertelendi” altyazısı geçiyor.

Bu ne?

Teröre teslim olmak değil mi?

Terörden korkmak değil mi?

Sen o maçı erteledikten sonra, kimseye “Terörden korkmayın” diyemezsin.

“Teröre teslim olmayacağız” diyemezsin.

Şimdi artık tescillendik…

“Terör nedeniyle futbol maçlarının oynanamadığı” bir ülke olduk.

Önceki günden itibaren bütün dünya Türkiye’yi artık böyle biliyor.

Maçı naklen yayınlamaya hazırlanan değişik ülkelerin televizyon kanalları, bu gerçeğimizi bütün dünyaya böyle bildirdi.

Biz Türkiye’den baktığımızda, nasıl Suriye ve Irak’ı “gidilmesi sakıncalı ülkeler” olarak görüyorsak, dünyanın pek çok ülkesi de artık Türkiye’yi aynı kategoriye aldı.

Göreceksiniz, turizm sezonu beklenenden daha kötü geçecek.

Can güvenliği olmayan bir ülkeye kim ayak basar ki?

Adam tatile mi gelecek, macera yaşamaya mı?

Aynı şekilde, ülkemize ticari ve yatırım amaçlı geliş gidişlerde de azalmalar yaşanacak.

Özetle…

Galatasaray-Fenerbahçe maçının ertelenmesi, hiç iyi olmadı.

Bu karar, teröre teslimiyetimizin tüm dünyaya ilanıydı.

Devlet, günler öncesinden önlemlerini alıp, ne yapıp ne edip bu maçı oynatmalıydı.

Şimdi şunu düşünün…

Maçın oynanacağı yer en nihayet belli.

Türk Telekom Arena’da…

Bu stat nerede?

Seyrantepe’de…

Seyrantepe, İstanbul Kağıthane İlçe’sinin bir mahallesi…

Sen, adı sanı yeri belli bir noktada güvenlik önlemi alamıyorsan, o maça gelecek insanların can güvenliğini sağlayamıyorsan, uçsuz bucaksız kentlerde yaşayanların can güvenliğini nasıl sağlayacaksın?

Bu durumda insanlara nasıl “Terörden korkmayın” diyeceksin?

Korku, insani bir duygudur.

İnsanlar, korkar.

İnsanlar, korkmaktan utanmamalı.

Esas utanmaları gerekenler, ülkemizi bu hale getirenlerdir.

 

Le Figaro Gazetesi, “Türklere vize kalksın mı?” diye sormuş…

Hani geçenlerde Avrupa Birliği ile Türkiye arasında göçmen anlaşması yapılmıştı ya…

Hani bu anlaşmaya göre 72 kriteri yerine getirirsek Avrupa Birliği ülkeleri Türklere vizeyi kaldıracaktı ya…

Avrupa Birliği’nin en önemli ülkelerinden biri olan Fransa’nın en önemli gazetesi Le Figaro, internet sitesinde anket düzenleyerek okurlarına sormuş:

“Türklere uygulanan vize kaldırılsın mı?”

Sonuç şöyle:

Ankete bir günde 45 bin kişi katılmış.

Katılanlardan 42 bin 750’si “hayır”, sadece 2 bin 250’si “evet” demiş.

Oranlarsak…

Fransızların yüzde 95’i Türklere uygulanan vizenin kaldırılmasını istemiyor.

Avrupa’daki diğer ülkelerin vatandaşlarına da sorulsa, sonuç farklı çıkmaz.

O ülkelerde vatandaşların dediği olur, tepedekilerin değil!

“Vizesiz Avrupa” tam bir hayal!

72 kriteri yerine getireceksin…

Avrupa Birliği’ne üye her ülkenin parlamentosu vizenin kalkmasına evet diyecek…

Allah aşkına bu mümkün mü?

57 yıldır Avrupa Birliği kapısında bize dilenci muamelesi yapıyorlar, biz hâlâ bu yaşadıklarımızdan ders almış değiliz.

Kendi kendimizi kandırmaktan başka bir iş yapmıyoruz.

 

Gözümüz aydın, artık Suriye kökenli milletvekillerimiz de olacak!

Bizim derdimiz bize yetmedi, sürekli yeni dertler ediniyoruz, bundan da gururlanıyoruz.

Suriye’den gelen 3 milyon göçmen konusu…

Efendim, Esad’ın zulmünden kaçıp gelmişler…

Memleketlerini düşmanlar işgal etmiş, bunlar kaçmış…

Gelenlere bakın, çoğu kazık kadar adam!

Madem memleketleri işgal edilmiş de, madem Esad zulmediyormuş da, bunlar neden kaçmışlar?

Kaçmaları mı doğru, çok kötü şartlara rağmen Suriye’de kalıp savaşmaları mı?

1.Dünya Savaşı yıllarını düşünün…

Ülkemiz de işgal edilmişti.

Dedelerimiz ne yaptılar, başka ülkelere kaçıp memleketimizi kaderine mi terk ettiler?

Kaldılar, savaştılar, topraklarımızı düşmanlardan temizlediler.

Suriyeliler ne yaptılar?

Türkiye ve diğer komşu ülkelere kaçıp, memleketlerini kaderiyle baş başa bıraktılar.

“Siz gidin savaşın, memleketimizi kurtarın, biz belki geri döneriz” demeye getirdiler.

Pek dönmeye de niyetli değiller.

Çünkü vatan diye bir dertleri yok!

Şimdi biz, vatanları için savaşmayı dahi göze alamayanlar için sıkıntı çekiyoruz.

Daha da çok çekeceğiz.

Bu çektiklerimiz solda sıfır kalacak.

 

Artık Suriyeli milletvekillerimiz de olacak

Şimdi şaka gibi geliyor, ama çok gecikmeden göreceğiz…

Suriyeli milletvekillerimiz de, Suriyeli belediye başkanlarımız da olacak.

Nasıl mı?

Şöyle:

Halen ülkemizde 3 milyon Suriyeli var.

AB ile yapılan “Geri Kabul Anlaşması”yla bu sayı yakında 4 milyona çıkar.

İlk mülteci kafilesi 29 Nisan 2011’de gelmişti.

Yani bir ay sonra 29 Nisan 2016’da, gelenlerin Türk vatandaşlığına geçmesi için gereken 5 yıllık bekleme süresi doluyor.

Anlayacağınız, önümüzdeki bir yıl içinde nüfusumuz 4 milyon daha artacak.

Eee, bu ne demek, seçmen sayımızın da 1-1.5 milyon artması demek!

Kilis gibi bazı kentlerimizde, seçilen milletvekili ve belediye başkanlarının bir kısmının Suriye kökenli olması demek!

Az şey mi?

Çok büyüyoruz, çok!

Çok zenginleşiyoruz, çok!

Çok renkleniyoruz, çok!

Bu yazı toplam 1889 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim