• BIST 97.924
  • Altın 144,819
  • Dolar 3,5655
  • Euro 4,0001
  • Kocaeli : 16 °C
  • İstanbul : 18 °C
  • Sakarya : 16 °C

Gün, “devlet adamı” gibi davranma günüdür!

M.Tanzer Ünal

Sevgili okurlarım, geldiğimiz noktada şunlar tartışılıyor:

*7 Haziran öncesine geri dönelim.

*Taraflar ellerini tetikten çeksin.

*Müzakereler yeniden başlasın.

*Bu bir “saray savaşı” dır, “saray” isterse bu savaş biter.

 İlk bakışta insanın aklına da, vicdanına da uygun geliyor.

Öyle ya, savaşın olmasını, insanların ölmesini, sıkıntı çekmesini kim ister?

***

Sorun bu kadar basit mi?

Çatışmasızlık ortamına geri dönülebilir mi?

Dönülse, ne kadar sürer?

PKK’lılar ne istiyor?

HDP, bu oyunun neresinde?

PKK, etnik bir grubun, yani Kürtlerin “silahlı gücü”mü, yoksa emperyalist ülkelerin piyonu mu?

Köşemin sürekli okurları bilirler, bu konuda yazdıklarımı bir araya getirsem kitap olur.

Öyle laf olsun diye kulaktan dolma bilgilerle yazılan yazılar değil, araştırma ve gözlemlerime dayalı yazılar…

Yerli ve yabancı kaynaklı onlarca kitap okudum.

Kürt nüfusun yaşadığı coğrafyalara (Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Suriye, Irak, İran)defalarca seyahat yaptım.

Bu bölge insanlarıyla konuştum, dostlar edindim.

Onların duygu ve düşüncelerini iyi bildiğimi sanıyorum.

Bölgede, “kimin eli kimin cebinde” çok net olarak görebiliyorum.

Uzman değilim, iddia sahibi değilim, ama kendi çapımda yeteri kadar donanıma sahip olduğuma inanıyorum.

En azından, sorunu enine boyuna araştırmadan, bölgeyi “tarafsız bir gözle” gözlemeden, kendilerine uzman süsü verip her akşam TV kanallarında ahkâm kesen zibidilerden daha fazla!

Onlar…

Dün, “açılımcı” idiler, “sahiplerinin sesi” olarak konuşuyorlardı…

Bugün, sahipleri dönünce onlar da döndüler, dün söylediklerinin tam tersini söylemeye başladılar.

Biz ise yıllar önce ortaya koyduğumuz görüşümüzü savunmaya devam ediyoruz.

Dün yazdıklarımızı beğenmeyenler, “Sen barış istemiyor musun, vatan haini misin?” diyenler, bugün “Haklıymışsın” diyerek, haklılığımı onaylıyorlar.

 

 

Olayları doğru görmek…

Yaşadıklarımızı iyi anlayabilmek için, olayların içindeki kişi ve kurumların konumlarını doğru belirlememiz lazım!

PKK, ülkemizde yaşayan Kürt kökenli yurttaşların “silahlı gücü” değildir.

Bir defa bunun altını kalın çizgilerle çizelim.

Ya nedir?

Emperyalist devletlerin; dünyayı şekillendirmek, bölgemizdeki ülkeleri parçalayıp daha iyi kontrol etmek için kullandıkları bir silahlı örgüttür.

“Resmi bir silahlı güç” olamayacakları için, adları “terör örgütü” dür.

Bu örgütün patronu Amerika Birleşik Devletleri’dir, İngiltere’dir, Fransa’dır, Almanya’dır.

Özetle PKK, “yerli bir unsur” değildir.

İpleri, dünyayı yöneten “egemen güçler” in elindedir.

Onlar, “Otur” derse otururlar, “Yürü” derse yürürler.

Baş patron, ABD’dir!

Yakın geçmişimizde, hemen hemen her seçim öncesi, ABD’den rica edilmesi üzerine PKK’nın geçici olarak silah bıraktığını hatırlayın!

“Ankara’daki muhterem”, ABD Başkanı’ndan rica ediyordu, ertesi gün silahlar susuyordu.

Bir başka hatırlatma daha…

Apo’yu eliyle getirip Türkiye’ye teslim eden kim?

ABD…

Apo’nun Türkiye’deki teminatı kim?

Yine ABD…

Apo’nun dağda bayırda korunması zordu, öldürülebilirdi, getirdi en büyük katilin canını bize emanet etti.

Dalga geçer gibi!

***

Emperyalist devletlerin emrinde olan sadece PKK mı?

Değil…

Son yıllarda ismini sıkça duyduğunuz diğer terör örgütlerini de PKK’nın yanına koyun.

El Kaide…

El Nusra…

IŞİD…

PYD…

Ve küçüklü büyüklü diğerleri…

PYD, biliyorsunuz zaten PKK’nın Suriye’deki kolu.

Diğer coğrafyalarda başka örgütler de var.

Bütün bu örgütler, “emperyalist devletlerin o coğrafyalara müdahale etmelerine” ortam hazırlarlar.

ABD’nin durup dururken müdahale edecek hali yok ya, karışıklık çıksın ki müdahale etsin!

“Demokrasi getireceğim” desin…

“Huzur ve medeniyet” vaat etsin.

“Demokrasi”, ABD’nin en büyük yalanıdır.

Siz şimdiye kadar hiç, ABD’nin müdahale ettiği bir ülkede, “demokrasi rejimi” nin uygulandığını gördünüz mü?  

Bir tek örneği yoktur!

 

 

Hedefleri, vatanımızı parçalamak

Gördüğünüz gibi…

PKK’nın temelde Kürt kökenli yurttaşlarımızla bir ilgisi yok.

Eğer ilgisi olsaydı…

Eğer PKK, “Kürtlerin silahlı bir gücü” olsaydı…

Ülkemizde “iç savaş” çoktan başlardı.

Bugünlere sağduyuyla geldik, son zamanlarda yaşadığımız sıkıntıları da yine sağduyuyla aşmamız şart!

PKK, ülkemizi ısrarla “iç savaş” ortamına taşımak istiyor, bu tuzağa düşmemeliyiz.

Terörü protesto edelim derken, terör havası estirmemeliyiz.

***

Amaçları belli…

Türkiye’yi parçalamak!

Nasıl Irak’ı, Suriye’yi, Libya’yı parçaladılar, şimdi aynı oyunu Türkiye üzerine oynamaya başladılar.

Aynı oyun geçmişte Osmanlı üzerine de oynanmıştı.

Emperyalist devletler; Kürtçüleri ve Ermenileri kullanarak Osmanlı’yı parçalamışlardı.

Ermeniler ve satılmış Kürtler, Sevr Antlaşması ile bu hainliklerinin ödülünü az kalsın alıyorlardı ki, ortaya Kemal Atatürk çıktı, oyunu bozdu, Sevr’i yırttı ve bugünkü devletimizin temelini teşkil eden Lozan’ı imzaladı.

İşte bugünkü yaşadıklarımız, emperyalist devletlerle “Sevr’in bir hesaplaşması” dır.

Osmanlı’yı parçalarken nasıl Kürtçüleri ve Ermenileri kullanmışlardı, şimdi de yine Kürtçüleri ve Ermenileri kullanıyorlar.

“Kürtlerin hakları” nı alma iddiaları, sadece görüntü!

Sonra “Kürtlerin hakları” ne demek Allah aşkına?

Resmen ve uygulamada, sahip olmadıkları ve kullanamadıkları “vatandaşlık hakları” var mı?

“Türk kökenlilerin şu hakları var, bizim böyle bir hakkımız yok” diyebilecekleri tek bir konu var mı?

Ticaret mi yapamıyorlar?

Belediye başkanı, milletvekili mi seçilemiyorlar?

Bakan, başbakan, cumhurbaşkanı mı olamıyorlar?

Devlet bürokrasisinde belirli noktalara mı gelemiyorlar?

Hangisi?

Bunlar hep huzuru bozmak için ortaya çıkarılan yapay sorunlardır.

  

 

Osmanlı oyuna geldi, biz gelmeyelim

Sevgili okurlarım, tabii konu çok derin.

Yaz yaz bitmez.

Geldiğimiz noktada, olayları şöyle toplamaya çalıştım.

Bu sorun, AKP döneminde böylesine vahim bir duruma geldi.

Şu oldu, bu oldu, bunları artık uzun uzun tartışmamızın anlamı yok!

Olan oldu, biz artık önümüze bakalım.

“İç savaş gerçeği”, “vatanımızın parçalanma gerçeği” ile karşı karşıyayız.

Oyun, büyük oyun!

Öyle dağdaki, ovadaki üç beş çapulcunun işi değil bu!

Karşımızda, tıpkı Kurtuluş Savaşı yıllarında olduğu gibi yine “emperyalist devletler” var.

Karşımızdaki düşman, yıllardır birlikte yaşadığımız Kürt kökenli arkadaşlarımız, komşularımız, tanıdıklarımız değil, bunu iyi bilelim.

Olsa olsa “Kürtçü” diyebileceğimiz, satılmış hain kişiler!

Mücadelemiz bunlarla olmalı!

Açılımmış, müzakereymiş, bunları unutun!

AKP bu çıkmaz yola girdi, Türkiye’ye yıllar kaybettirdi.

Soruna “mikro” baktı, ülkemizin başını daha da belaya soktu.

Şimdi anlamış olmalı, inşallah bulunduğu noktadan geri adım atmaz.

Yapılan hataların bedelini de, artık ne yapalım millet olarak hep birlikte ödeyeceğiz.

Bundan sonra yapılacaklar belli…

Hiç zikzak çizmeden…

Ateşkesi ağzımıza almadan…

“Açılım” ve “müzakere” lafları etmeden…

Geri adım atmadan…

PKK terör örgütü ve destekçilerinin kökünü kazımak!

Türk Silahlı Kuvvetleri’ne, emniyet güçlerine, yeniden başlatmak zorunda kaldığımız bu “vatan savaşı” nda destek olmalıyız.

Başka çaremiz yok, başaracağız.

Aman haaa!

PKK’nın ve bu hain grubu yöneten başta ABD olmak üzere emperyalist devletlerin oyununa gelmeyelim!

Türk-Kürt, hepimiz kardeşiz.

Bizim düşmanımız Kürtler değil, PKK içindeki hainler…

Türkiye’yi Irak ve Suriye ve Libya’ya çevirmek isteyenler…

Bir olalım, beraber olalım, buna izin vermeyelim!

Bu sözüm de Ankara’dakilere:

Gün, “sıradan siyasetçi gibi davranma günü” değil, “devlet adamı gibi davranma günü”dür!

Bugün gerekeni yapalım, yarın çok geç olmasın!

Bu yazı toplam 1105 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim