• BIST 81.712
  • Altın 147,483
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Kocaeli : 0 °C
  • İstanbul : 5 °C
  • Sakarya : 0 °C

Günah keçileri üreten sistem!

Hasan Altınkaya

Geçtiğimiz günlerde basına yansıyan bir haber, tam bir paradokslar ülkesi olduğumuzu anlamamız açısından fevkalâde önemliydi.

Söz konusu haber Yıldız Sunta’nın çevreyi kirletmesinden dolayı, aleyhine açılan davayı içeriyordu.

Malûmunuz, yıllardır Uzunçiftlik bölgesinde faaliyet gösteren bu fabrika doğaya saldığı tozlarıyla meşhur.

Öyle ki; günün belirli saatlerinde bacalardan çıkan tozlar yeryüzüne iniyor, insanların evlerine, iş yerlerine, arabalarına kadar ulaşıyordu. Hala da öyle...

Bu nedenle astım hastalığının hızla yayılışı da kaçılmaz hale geliyor.

Buraya kadar olanlar hepimizin bildiği şeyler.

Sıkıntı ise; gerek Kartepe’deki muhtarların, gerekse çevre derneklerinin fabrikaya açtıkları davanın yapısında.

Daha doğrusu bu duruma sebebiyet veren fabrika yönetiminin olaylar karşısında aldığı pozisyonda.

Fabrikaya çevre ile ilgili dava açıldığı için, tek sorumlu ve günah keçisi de tabii ki çevre mühendisi oluyor.

Bu iş bu kadar basit yani!

Peki işverenin sorumluluğu ne burada?

Tabii ki hiçbir şey!

Olası bir sıkıntı durumunda aslanların önüne atılacak bir eleman bulunduruyor mu? Bulunduruyor.

Öyleyse işveren açısından sorun teşkil edecek bir durum yok.

Neresinden bakarsanız bakın tam bir garabet örneği.

Sıkıntı sadece bu alanda mı var? Elbette ki hayır.

Özellikle son çıkan 6331 sayılı İş Güvenliği Kanunu da bu gibi durumların oluşmasına çanak tutuyor.

Kanun uyarınca; tüm iş yerleri tehlike sınıfına göre ya bünyesinde bir güvenlik uzmanı barındırmak, ya da dışarıdan iş güvenliği hizmeti almak durumundalar.

Özellikle Yıldız Sunta tarzı tehlikeli ve çok tehlikeli kategorisindeki işletmeler, iş yerinde sürekli iş güvenlik uzmanı bulundurmalı.

Buradaki mesele ise; bu uzmanlar hem devlete karşı sorumlular, hem de işverene.

Güvenliksiz bir durum tespit ettiklerinde, önlem alınıp gerekli düzenlemeleri yapması için işvereni uyarmakla görevliler.

Yani uzman, yeri geldiğinde, maaşını ödeyen işvereni üretimi zora sokacak adımlar atmak zorunda bırakacak.

Bu çelişkiye güldüğünüzü duyar gibiyim.

Türkiye’de bu işi lâyıkıyla yapacak, gerçek manâda kurumsallaşmış kaç iş yeri var ki?

“Yüzde bir”i bile bulmaz.

Sadede gelecek olursak…

Yıldız Sunta fabrikası aleyhine açılan çevre davasında cezalandırılmak istenen çevre mühendisi gibi günah keçisi örneklerini çok duyduk, daha da çok duyacağız.

İş yerinde ölümlü veya ağır bir iş kazası geçirilirse, sorumlusu belli!

Fabrika çevreye zarar verirse, sorumlusu yine belli!

İşverenler açısından yalnızca sıkıntı ol“muş gibi” olacak.

Türkiye’de böyle ucu açık kanunlar varken, daha çok masumun hayatı zindan olur.

Düzeltmek ve önlem almak da elbette ki devletin elinde.

Mevcut kanunlar ve yönetmelikler, dolaylı olarak patronları güvence altına alacak şekilde donatılmamalı.

İçerdiği maddelerle, ihtiyaç halinde elimizin altında bulunduracağımız günah keçileri üretmekten başka işlere de yaramalı.

Gerçekten hayatı düzenlemeli, gerçekten insan hakkını korumalı.

Yalnızca kanun çıkararak değil, uygulanmasını da takip ederek verimli sonuç alınabilir.

Aksi takdirde, sistem de yönetim de mevcut hâliyle içler acısı…

Bu yazı toplam 1119 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim