• BIST 97.533
  • Altın 145,647
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 13 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 13 °C

GÜNAHLARDAN SAKINMAK (1)

Mehmet Sönmezoğlu

Yüce Allah, insanın yaptıklarından sorumlu olduğunu, az-çok, küçük-büyük hiçbir amelinin karşılıksız kalmayacağını bildirmiştir. (Zilzâl, 99/7-8) Bundan dolayı İslam’da insanın yaptığı her davranışın bir değeri vardır. İnsanın davranışlarından Allah’ın emir ve yasaklarına aykırı olanlar günah, ilâhî emir ve yasaklara uygun olan davranışlar da iyilik ve salih amel olarak adlandırılmıştır.

Günah, dilimize Farsça’dan geçmiş bir kelimedir. Sözlükte; ilâhî emirlere aykırı davranış, vicdanı rahatsız eden kabahat, suç, mesuliyet, sorumluluk manalarına gelmektedir. Dinî bir kavram olarak ise; Allah’ın yasak ettiği, karşılığında cezası olan söz ve davranışlar demektir. Allahu Teâlâ’nın yapın dediği bir şeyi yapmamak günah olduğu gibi, yapmayın dediği bir şeyi yapmak da günahtır. Günah işleyen kimseye de günahkâr denir.

İnsanı günah işlemeye sevk eden bir takım etkenler bulunmaktadır. Bunlar iki türlüdür. Birincisi, insanın kendi zaafları yani içinde bulunan eğilim ve arzuları, ikincisi de onu dışarıdan etkileyen sebeplerdir. İnsanı en fazla günaha sevkeden; insanın içinde bulunan, onu günaha yöneltmek için “sürekli ona fısıldayan” (Kâf, 50/16; Necm, 53/23), “kötülüğü olabildiğine emreden nefis”dir. (Yûsuf, 12/53)

Günaha götüren dış sebepler arasında aldatıcı dünya hayatının insanlara cazip gelmesi (Âl-i İmrân, 3/14), bol miktarda mevcut olan kötü örneklere uymak, onlarla beraber bulunmak (En’âm, 6/116) ve insanın manevî yücelişine karşı mücadele etmeye ahdetmiş olan şeytanın tahrikleri (Hicr, 15/36-42) zikredilebilir. (Dr. Murat Kaya, Ebedî Yol Haritası İslam, Sh. 283)

Günaha sevk eden bir başka etken de ölümü unutarak, hesap endişesinden uzaklaşmaktır. Kur’an-ı Kerim uzun yaşama arzusu içinde hiç ölmeyecekmiş gibi dünya işlerine dalan kimselerin durumunu şöyle haber vermektedir: “Fakat kendi elleriyle önceden yaptıkları işler yüzünden ölümü hiçbir zaman temenni edemezler. Allah o zalimleri hakkıyla bilendir. Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah’a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl yaşamak ister. Halbuki uzun yaşamak onları azaptan kurtaracak değildir. Allah onların bütün işlediklerini görür.” (Bakara, 2/95-96)

Günah insanın kalbini karartan, gönlünü huzursuz eden büyük bir suçtur. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Şüphe yok ki mü’min bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta oluşur. Eğer mü’min pişman olur, tövbe ve istiğfar ederse siyah nokta silinir. Mü’min tekrar günaha dönerse o leke de artar. Sonra arta arta kalbini (tamamen) kaplar. İşte bu, Allahu Teâlâ’nın; “Hayır hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır” (Mutaffifin, 83/14) ayetinde zikrettiği kalbin paslanmasıdır.” (Tirmizî, Tefsir, 83; İbn Mâce, Zühd, 29)

Günah işlemek aynı zamanda kişinin aile düzeninin bozulmasına yol açar. Günah işlemeyi alışkanlık haline getiren kimsenin toplum içindeki itibarı zedelenir, bu durum zamanla işlerinin bozulmasına sebep olur. Günah işleyen kimse sadece kendine zarar vermekle kalmaz, çoğu kez başkalarına ve çevresine de zarar verir. Bunun içindir ki, Müslüman dinimizin günah saydığı davranışlardan kesinlikle uzak durmalıdır. Şayet bir günah işlemişse onda ısrar etmemeli, bir an önce o günahı terkederek tövbe etmelidir. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de, “Allah küfürde ve günahta ısrar eden hiç kimseyi sevmez” ﴾Bakara, 2/276) buyrulmuştur.

Günah işlemek dünyada huzursuzluk sebebi olduğu gibi ahiret hayatında da insan için hüsran nedenidir. Günahkârlar, hesap günü kendilerine dünyada yaptıkları kötülükleri gösterildiğinde büyük bir dehşete düşerler. Kur’an-ı Kerim, günahkârların bu acıklı halini şöyle tasvir ediyor: “Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. ‘Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!’ derler. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.”(Kehf, 18/49﴿

Günahlar nitelikleri bakımından büyük ve küçük olmak üzere ikiye ayrılır. Bu ayrım Kur’an’da da yer almıştır: “Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir.” (Necm, 53/32; Ayrıca bkz. Nisâ, 4/31; Şûrâ, 42/37) Büyük günah; Allah’ın yapılmasını yasak ettiği, haram olduğuna dair hakkında ayet veya hadis bulunan, işleyenin dünyada ve ahirette cezalandırılmasına sebep olan büyük suç ve davranışlardır.
(Haftaya devam edecek)

Bu yazı toplam 681 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim