• BIST 107.371
  • Altın 142,824
  • Dolar 3,5412
  • Euro 4,1229
  • Kocaeli : 26 °C
  • İstanbul : 30 °C
  • Sakarya : 25 °C

Güzelim Akmeşe’de hayvanlar telef oluyor

Güzelim Akmeşe’de hayvanlar telef oluyor
Türkiye’nin; yeşili, ağacı, deresi, çiçeği, ormanı bol bir bölgesinde doğdum. Bu nedenle de gözüm tüm bu saydıklarıma alışıktır. Ek olarak şunu da söyleyebilirim; bu saydıklarımın olmadığı yerde yaşayamayacağımı düşünmüşümdür hep.

Yaşamımın önemli bir bölümünü İzmit’te, Kocaeli’de geçirmem bundan mı!

Çok benzeşiyorlar. “93 Muhaciri” olarak tanımlanan insanlarımızın, Kafkasya’dan, Artvin’den göç ederek Kocaeli’ye yerleşmelerinin başka açıklaması yoktur diye düşünüyorum. İklim, bitki örtüsü önemli etkendir sözünü ettiğim insanlarımızın Kocaeli’yi seçmesinde.

Özeti şudur ki; Kocaeli’nin her köşesi ayrı güzeldir, her köşesi yaşanacak gibidir. Sebzesi, meyvesi, ormanı, denizi derken, kolayına dünyada bulunacak yerlerden biri değildir; şanslıyız…

 

ak2.jpg

 

AKMEŞE’Yİ BİLİR MİSİNİZ?

Sapanca Gölü’nün ilimiz içinde kalan iki yanı vardır. Keltepe’nin bir yerine kadar çıktığınızda, Sapanca Gölü’nün İzmit Körfezi’nden kopuşunu çıplak gözle görebilirsiniz ki, dünyada az görülen bir doğa olayıdır bu. Gölün güneyinde Samanlı Dağları ayrı bir güzellik sunar. Kuzeyinde ise hafif bir yükseltiyle Eşme Ahmediye’ye kadar gidebilirsiniz.

İşte o yolun üzerindedir Akmeşe. Ormanların, meyve bahçelerinin, fındıklıkların arasından giden bir yol, önce Sapakpınar’a oradan da Akmeşe’ye ulaştırır sizi…

Emekli Öğretmen dostum var Sapakpınar’da; Fikri Günaydın. Aydın, Atatürkçü, emeğiyle geçinen bir arkadaşımızdır. Evinin önündeki bahçede keçileri, koyunları vardır ve en büyük tutkusu hayvanlarıyla uğraşmak, onlarla zaman geçirmektir. Keçi sütünün, keçi peynirinin kalitesini, faydalarını da en iyi bilendir.

Geçtiğimiz günlerin birinde telefon etti. Hal hatırdan sonra;

“Bir ara gelsen de halimizi görsen” dedi.

Merak ettim ne olduğunu. “Mavi Dil” diye bir hayvan hastalığının köyde görüldüğünü, özellikle koyunlarda ölümlere neden olduğunu söyledi.

Gittim, gördüm, sohbet ettim. Köy kahvesinde Fikri öğretmenin dışında, yine o köylerden biri olan Şaban Erginal ile de konuştum konuyu. O da doğruladı ve endişelerini belirtti…

Kan emici bir sineğin hayvandan hayvana bulaştırdığı bir hastalıkmış “mavi dil”. Hayvanın dilini etkiliyor, yem yemesini engelliyormuş. Aynı sineğin bir başka hayvandan kan emmesi durumunda da diğer hayvana bulaşıyormuş.

 

ak3.jpg

 

TEDAVİSİ YOK MU?

Fikri öğretmenle koyunlarının yanına gidiyoruz. Bahçenin gölgelik yerlerindeler çoğunlukla. İrice olanlardan birini okşayıp yakalıyor. Dokunsan ağlayacak gibi bir durumda;

“İşte bu, çok hastalandı, zor kurtardım” diyor. Kurtulmuş olan hayvana bakıyorum, dengeli biçimde ayakta duramıyor gibi.

“Tedavisi yok” diyor Fikri öğretmen. İlkbaharda aşı yapılmalıymış önlem olarak. Ne ki;

“Mavi dil Trakya’dan girmiş diye biz duyduk, Tarım Müdürlüğü duymamış olmalı ki hiçbir önlem alınmadı.” diyor üzülerek. Kendisinin bir hayvanı ölmüş ama çevrede, çevre köylerde ölen hayvan sayısı hiç de az değilmiş.

“Yüzde 10 ya da 15 gibi zayiat olurmuş” diyor bana. Bunu nereden bildiğini soruyorum, aldığı kitapları gösteriyor ve ekliyor;

“Komşu köylerden bile, tanıdık olanlar telefonla arayıp ne yaptığımı, nasıl önlem aldığımı, hasta hayvanı nasıl tedavi ettiğimi soruyorlar.”

Ben de kendisine soruyorum;

“Tarım Müdürlüğü eleman yollamadı mı?”

Yollamış ama iş işten geçtikten sonra. O zaman da aşının faydası olmuyormuş. Mal sahipleri, kendi bildikleri geleneksel yöntemlerle ya da “kocakarı ilaçları” denen ilaçlarla hayvanlarını kurtarmaya çalışırlarmış.

Bölgede ilk hastalık görüldüğünde tahlil için Pendik’e yollanmış ölen hayvandan bir parça. Koyun vebası ve şap gibi hastalıklarla da benzeşirmiş ama Pendik’ten sonuç “mavi dil” olarak gelmiş…

Köy kahvesine gittik bu kez. Şaban Erginal ile hem çay içtik hem de söyleştik. Önemli zararlarının olacağını belirten Erginal;

“12 – 13 kiloluk kuzuları, hastalık korkusuyla erkenden kestirmek zorunda kaldık” diyordu. Bunun da ekonomik anlamda sıkıntı yarattığını belirtiyordu. O kadar ki, 70 TL tutarındaki bir ilacın alımı için sıkıntı çeken üreticiler varmış aralarında.

Tüm bölgede, Akmeşe civarında 2500 – 3000 kadar küçükbaş hayvanın var olduğunu öğreniyorum sohbetimizde. Bu arada, Akmeşe’deki eski değirmenin durup durmadığını soruyorum. Amacım hem tarihi değirmeni bir kez daha görüntülemek, hem de o bölgedeki hayvan sahiplerinden görüş almak…

 

 

KORKU TOPLUMU OLMUŞUZ

Fikri öğretmenle birlikte gidiyoruz Akmeşe’ye. Cadde üzerindeki kahvelerin birinin bahçesine oturuyoruz. Tanıdıklar da çıkıyor oradakilerin arasından ve soruyorum durumu. Gençten biri, çevrede epeyce hayvanın öldüğünü, hayvan ölülerinin bir yerlere atıldığını söylüyor. Bizi yerine götürmesini istediğimizde ise susuyor, uzak duruyor. Belli ki korkuyor bir şeylerden. Amacımızı anlatıyorum, bölge için önemli bir sorun olduğunu söylüyorum ama para etmiyor. Çevresinde, yakın komşularında hayvan ölüleri olmasına karşın götürüp göstermiyor bize yerini.

Yapacak bir şeyimiz yok. Bölgede bu hastalığın var olduğunu, hayvan ölümlerinin olduğunu öğreniyorum, notlarımın arasına alıyorum ve eski değirmene gitmek için ayrılıyoruz kahvedeki insanlardan. Gidip birkaç kare fotoğraf çekiyorum ve yeniden dönüyorum Akmeşe’ye.

Bu kez Fikri öğretmen başka bir şeyden söz ediyor;

“Burada çok eski bir matbaa var” diyor. Merak ediyorum ve caminin hemen arkasında, okul bahçesiyle bitişik durumdaki eski matbaaya gidiyoruz. İçeri girmek olası değil ama, dışarıdan da olsa görüntüler alıp ayrılıyorum Akmeşe’den. Dönüşte; hem eski ve tarihi değirmenin, hem eski matbaanın neden restore edilmediğini, neden turizme açılmadığını düşünüp duruyorum.

Sapakpınar’a geliyorum yeniden. Fikri öğretmenin eşinin organik biçimde yetiştirdiği biberlerden, patlıcanlardan, karpuz ve incirlerden hazırladığı poşeti arabama koyup vedalaşıyorum bu güzel insanlarla. Tem yola çıkacakken, Fikri öğretmen sesleniyor arkamdan;

“Durumu gördün. Tarım müdürlükleri sınıfta kaldı, öyle yaz” diyor…

Ben derim ki; boş bir gününüzde, fotoğraf makinenizi da yanınıza alarak gidin Akmeşe’ye doğru. Güzelliğini de, sorunlarını da görün, gelin…

Ruhan ODABAŞ

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim