Roland Garros’taki Türk

Yazının başlığına bakıp, “Marsel İlhan’dan bahsediyordur” diye bir tahmin yapabilirsiniz. Ya da “Bu Türk İpek Şenoğlu olabilir” diyenler de çıkabilir....

BÜYÜT

Yazının başlığına bakıp, “Marsel İlhan’dan bahsediyordur” diye bir tahmin yapabilirsiniz. Ya da “Bu Türk İpek Şenoğlu olabilir” diyenler de çıkabilir. Doğru cevap ne Marsel, ne de İpek. Roland Garros yazılarımı baştan bu yana takip edenler, hatırlayacaktır, bu tenis köyünün içinde bir müzeden bahsetmiştim. İçinde geçmişten günümüze tenis ile ilgili her şeyi barındıran müze. Yolumuz geçen günlerde, müzeden geçti. Bir de ne görelim. İçinde ünlü ressamımız Bedri Baykam’ın sergisi var. Elbette bir Türk olarak çok büyük keyif aldım. Her ne kadar üst düzey tenisçimiz olmasa da, Roland Garros gibi çok önemli bir organizasyonun içinde sanatıyla bir Türk’ün bulunması çok önemli bir olay.
Aslında itiraf etmem gerekirse, müzede Bedri’nin sergisi olduğunu biliyordum. Çünkü Marsel’in maçını izlerken, tribünde eşini ve kendisini görmüştüm. Uzaktan selamlaştıktan sonra, hatırını sormak için yanına gittiğimde, sergisinin olduğunu öğrendim. “Nasıl oldun?” diye sorduğumda, “İyiyim Cem” dedi. “Yürüyebiliyorum ama 3 hafta öncesine kadar yürüyecek durumda değildim” cevabını veriyordu. Biliyorsunuz, kendisi nisan ayının ortalarında bıçaklı bir saldırıya uğramıştı. O sıralar şimdiki gibi Fransa’da olduğumdan ayrıntıları pek takip edememiştim. İster istemez bu tatsız olay hakkında biraz lafladık. “İyi ki karın bölgesinde yağlarım varmış” dedi Baykam, sonra da “Çünkü eğer bu yağlar olmasaydı, bıçak yarası daha vahim sonuçlara neden olabilirdi. Hatta bugün hayatta bile olmayabilirdim” açıklamasında bulundu. Bu tatsız olaydan sonra konuyu elbette tenise getirdik.

Bedri ve tenis
Büyük bir merak içinde, “Nasıl gerçekleşti bu sergi?” diye sordum. Doğrusunu söylemek gerekirse, Bedri’nin tenisle ne alakası var diye de içimden geçiriyordum. Ama öğrendim ki Bedri, gençliğinde ciddi bir tenis oyuncusuymuş. Kendi ifadesiyle yarı profesyonel. Türkiye’de başlayan tenis hayatını, eğitim hayatı için gittiği Fransa’da sürdürmüş. Türkiye’de çiftlerde kazandığı kupaların yanı sıra, Fransa’da da elde ettiği birinciliklerinin olduğunu öğrendik. Bu arada uluslararası turnuvalarda da boy göstermiş bizim Bedri. İlginç bir de anısı var: “Finlandiya’da bir turnuvadaydık. Orada Bjorn Borg ile tanışma fırsatım olmuştu”. Tabii o zaman daha Borg efsaneleşmemiş… Bedri’yi dinledikçe tenis sevgisinin kendisinde ne kadar büyük tutku olduğunu görebiliyoruz. Tekrar geçmişe dönüyoruz: “Fransa’da okurken, Türkiye’de gazeteler için Roland Garros’u izler haber geçerdim” diyor. Şimdi de Cumhuriyet için bir şeyler karalayıp gönderiyor.
Konuyu sergiye getiriyorum. Bedri de anlatmaya başlıyor: “Geçen yıl benzer bir konsepte bir sergim vardı Paris’te. Oradaki sergiye Federasyondakileri de davet ettim. “Bu konsepte Roland Garros’la da ilgili bir şeyler yapmak istiyorum” dedim. “Heyecanlandılar. Anlaştık ve ortaya bu sergi çıktı”. Nisan ayında Bedri bıçaklanınca, “Ya sergi olmazsa” diye Fransızlar epey bir endişelenmişler. “Bende de aynı endişe vardı. Neyse ki sorunsuz bir şekilde çalışmalarımızı burada sergileyebiliyorum”. Serginin adı, “Bedri Baykam’ın Hayali Roland Garros’u”. Baykam'ın 4D tekniği ile lens yüzeyine gerçekleştirdiği 9 adet 185X245 cm ebadında yapıttan oluşan sergide, Roland Garros tarihinde yüz yılı aşkın süre içinde iz bırakmış onlarca isim ve unutulmaz maç anları, bu derinlik katmanlarda hayat buluyor. Benim gibi teknolojinin uzağında biriyseniz, bu satırları okurken sergiye gözünüzde canlandırmanız belki mümkün olmayabilir. Bu arada belirtmem de fayda var, sergi 5 Mart 2012 tarihine kadar ziyaret açık olacak.
Tabii serginin bu kadar uzun süre Paris’te kalacağını öğrenmem çok hoşuma gitmedi. Çünkü Kocaeli Üniversitesi BESYO olarak iki yılda bir Raket Sporları sempozyumu düzenliyoruz. Sergiyi gezerken, “Bu sergiyi acaba bu sempozyum çerçevesinde Kocaeli’ye ve dolayısıyla üniversitemize de taşıyabilir miyiz?”in hayallerini kuruyordum. Belki sergiyi değil ama Bedri Baykam’ı programımıza dahil edebiliriz. Fena da olmaz. Bu arada Roland Garros’ta maçlar devam ediyor. Bedri’yle kortlar arasında koşuşturuyoruz. Ara sıra farklı raketleri tutup, heyecan yapıyoruz. Maçları izlerken, Bedri’nin telefonları sürekli çalıyor. Sergisiyle ilgili röportaj yapmak isteyenler, kendisinden randevu talep ediyor. Ben de büyük bir keyif alıyorum böyle başarılı bir Türk ile aynı ortamda bulunmaktan. Bu arada Bedri büyük bir üzüntü yaşıyor. Önce Hantuchova eleniyor sonra de en beğendiği isim Sharapova. Belki Paris günlerini sevgili Bedri, bizim raket sporların da daha ayrıntılı bir şekilde bize anlatır…

03 Haziran 2011 Kocaeli- Asayiş



Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR