Doğum yöntemi nasıl belirlenmeli?

Gebeliğin başında verilen net kararlar bile gebelik sürecinde kararsızlığa dönüşebiliyor. "Bu karar ve kararsızlık ikileminde annenin ve babanın aile...

BÜYÜT

Gebeliğin başında verilen net kararlar bile gebelik sürecinde kararsızlığa dönüşebiliyor. "Bu karar ve kararsızlık ikileminde annenin ve babanın ailesi, arkadaşları, hekimin tutumu ayrıca görsel ve yazılı basının etkisi büyük rol oynuyor" diyen VM Medical Park Kocaeli Hastanesi Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Gökhan Gümüştaş konuyla ilgili detaylı bilgi veriyor.

 

Genel olarak sezaryen ile doğumun risklerinin daha yüksek olduğu aşikardır. Kanama, enfeksiyon, bacak toplar damarlarında kanın pıhtılaşması ve bunun akciğer damarlarını tıkaması, amnios sıvısının akciğer damarlarını tıkaması, genel anesteziye bağlı komplikasyonlar sezaryen sırasında daha yüksek oranda görülmektedir. Total olarak düşünüldüğünde sezaryen normal doğuma göre 4 kat daha fazla risk taşımaktadır. Ancak yeni tekniklerle yapılan sezaryen operasyonlarında; operasyon süresinin kısa tutulması, genel anestezi yerine epidural anestezi kullanılması, antibiyotik kullanımı, hastaların çabuk ayağa kaldırılması sezaryendeki riskleri azaltmakta ve bu 4 katlık fark gerçeği net olarak yansıtmamaktadır.

 

Bebek açısından sezeryan doğumun en önemli riski erken yapılan sezaryene bağlı olan prematürite ve yoğun bakım ihtiyacıdır. Bu nedenle 39. haftanın beklenmesi gereklidir. Doğum sırasında akciğerlerin kompresyonunun (sıkışması) olmamasına bağlı yaş akciğer başka bir sezaryen riski olup 5 kat daha sık görülmektedir; ancak bu durum geçicidir ve kısa süreli oksijen verilmesi tedavide genellikle yeterli olmaktadır.

 

Anneyi ve bebeği bekleyen riskler

Anneyi normal doğumdan uzaklaşıran en önemli sebeplerden biri; normal doğuma bağlı genital destek dokuların gevşemesi sonrası oluşan rahim sarkması, idrar ve gaz kaçırma olasılığıdır. Ayrıca buna cinsel performanstaki kayıplarda eklenebilir. Bu problemler normal doğum yapan hastaların yaklaşık %40-45 inde meydana gelmekte ve bu hastaların da yaklaşık %11 de bu durumdan dolayı operasyon geçirmek zorunda kalmaktadır. Bu genital sarkmalara bağlı hastalıkların gelişmesini; doğumun dinamik bir süreç olmasından dolayı bebeğin boyutu, çatıların darlığı gibi varsayımlarla önceden belirlemek de genellikle mümkün olmamaktadır. Bebek açısından ise; normal doğumda risk olasılığı (bebeğin kaybedilmesi, oksijensizliğe bağlı beyin hasarı, serebral palsi denilen beyin hasarına bağlı fonksiyon bozukluğu vb) 500 doğumda 1 iken, sezaryen sırasında bu oran 4000 doğumda 1'e düşmektedir.

 

Her şeye rağmen genel değerlendirmede ise normal doğumun anne, sezaryen doğumun bebek açısından daha az risk taşıdığı söylenebilir. Doğum şeklinin belirlenmesinde anneye ve bebeğe zarar vermeyecek bir yöntemin belirlenmesi için daha geniş düşünülmesi; bebeğin anne karnındaki konumunun da ele alınarak anne ve hekim beraber karar vermesinin riskleri azaltabileceği söylenebilir.

 

Güç gerçekleşebilecek doğumlarda sezaryan riski azaltabilir: Örneğin büyük bebek, büyüme kısıtlılığı, kesedeki su miktarının azalması, boyunda kordon bulunması, çatılardaki darlık gibi önceden anneyi bilgilendirerek sezeryanın seçilmesi riskleri azaltabilir.

 

Sezeryan sonrası halk arasında düşünüldüğü gibi gebelik oranları azalmamakta, yalnızca iki gebelik arasındaki süre uzayabilmektedir. Ancak burada başka faktörlerinde sorumluluk taşıyabileceği unutulmamalıdır.

 

Hastaların doğum şeklini belirleme sırasında almak istedikleri cevaplardan biriside; hekimlerin çocuklarını hangi yolla doğurttuklarıdır. Burada kişisel faktörlerinde devrede olduğu unutulmamalıdır. Ancak bilinen bir gerçek kadın doğum hekimlerinin yaklaşık %54 ünün sezaryen doğumun daha güvenli olacağını düşünerek bu yolu kendi çocukları için uyguladıklarıdır. Ancak bu kararların ne kadar doğru olduğu da tartışma konusudur.

 

Sonuç olarak: Sezaryen mi? Normal doğum mu?

Doğum şekli anne ve bebeğe en az zarar verecek yöntem olmalıdır. Doğum olayının dinamik bir süreç olduğu bilinmeli ve alınan tüm kararların bu süreçte değişebileceği unutulmamalıdır. Ancak bu süreçte hastaya; anne açısından normal doğumun, bebek açısından ise sezeryan doğumun daha güvenli olacağı belirtilmelidir. Korkunun da doğum şeklini belirlemede bir faktör olabileceği göz ardı edilmemelidir.

 

Sonuçta her iki dogum şeklinin fayda ve zararları anneye anlatılmalı ve karar anneye bırakılmalıdır. Doğum şeklinin belirlenmesinde zorlayıcı yaklaşımların bebeğe de, anneye de zarar verebileceği unutulmamalıdır. Son olarak doğum şekli bebeğin anne karnındaki tavrı, annenin tutumu ve hekimin yaklaşımı ile beraberce belirlenmelidir.

28 Ağustos 2015 Kocaeli- Sağlık



Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR