Her satırı emek kokan kitap: İzmit Esnaf ve Ticaret Tarihi

Türkiye’de esnafların tarihini anlatan ilk kitabı olan İzmit Esnaf ve Ticaret Tarihi’nin her satırında Hüseyin Erol’un emeği var. Bu kitabının çocuğu...

Türkiye’de esnafların tarihini anlatan ilk kitabı olan İzmit Esnaf ve Ticaret Tarihi’nin her satırında Hüseyin Erol’un emeği var. Bu kitabının çocuğu gibi olduğunu belirten Erol, “Bu kitap arşivlik bir çalışmadır. Bundan elli sene sonra biz de kalmayacağız ve insanlar İzmit’teki esnaflığı, ticaret hayatını bu kitaptan öğrenecek” diyerek yaptığı araştırma çalışmasının önemine dikkat çekti. Kent için çalışmalar yapmayı sürdüren Erol, yaklaşık 20 bin üyesi olan Biz İzmit’iz” adlı Facebook Grubu’nda da İzmit’in tarihini yansıtan fotoğrafları anekdotlarla paylaşarak tarih severlerin beğenisini topluyor.

 

İzmit’te geniş bir kesim tarafından tanınan ve sevilen bir isimsiniz. Kendinizden biraz bahseder misiniz?

1960 İzmit doğumluyum. Babam belediyenin eski Fen İşleri Müdürlerindendi. Leyla Atakan’la birlikte çalışmıştı. Onun işleri dolayısıyla çocukluğum Derince’de geçti. Leyla Atakan döneminden kalma o İzmitlilik ruhu bizim evde her zaman konuşulan bir şeydi. Çocukluk yıllarımın ardından 1982 yılında çarşı merkezde esnaflığa başladım. Şimdi İzmit’in eski esnafları arasında ben de yerimi aldım. Sosyal bir cemiyet hayatım var. Genç Kocaelililer Derneği’nde 1991 ve 1994’te iki dönem başkanlık yaptım. GKD tarihinde iki dönem başkanlık yapan tek kişiyim. Daha sonra ticaret hayatıyla ilgili kentin de ihtiyacı doğmasıyla kent esnafının geri gidişini nasıl durdururuz, esnaflığı nasıl canlandırırız ve sorunlarını ne şekilde çözebiliriz diye düşünerek 1998 İKM’yi (İzmit Kent Merkezi Ticari Dayanışma Derneği) kurdum. İzmitli arkadaşlarımla birlikte kurduğumuz dernekte kurucu başkanlık yaptım.

 

İZMİT A.Ş.’Yİ KURDUK

Bugünkü hayalimiz o zamandan bu kitaba örnek olmuştur. Birlik ve beraberlik ile çalışmalar yapmak için çalışmalar yürüttük ve İzmit A.Ş’yi kurduk. İzmit A.Ş için esnaf arkadaşlarımızdan paralar topladık. Bu şekilde epey bir para toplantı, bazı arkadaşlarımız ciddi bağışlar verdi. Ama 1999 depremiyle birlikte hayallerimiz suya düştü. Kentin çok fazla hasar alması ve ticaretin de olumsuz etkilenmesiyle, insanlar A.Ş’ye verdikleri paraları geri istediler bizler de verdik. O günden bu güne kadar kentte ticaret yapmaya devam ediyorum.

 

Gençlik dönemimde sporla da ilgilendim. Kocaelispor Minik Futbol Takımı’nda 1967 – 1972 yılları arasında futbol, 1972 – 1990 yılları arasında Kocaelispor Basketbol Takımı’nda oynadım. Bunlar Kocaeli için de önemli faaliyetler oldu tabi. Bu dönemde evlendim. İki tane çocuğum var. Fethiye Caddesi üzerinde kadın giyimi üzerine ticaret yapmaya devam ediyorum.

 

Facebook’ta da Biz İzmit’iz” adında bir grubunuz var. Sizden sonra bu grupların sayısı artmış sanırım?

Aslında öyle oldu evet. Yaklaşık 20 bin üyesi olan Biz İzmit’iz’ adında bir grubum var. Bizden sonra bu şekilde gelişen başka gruplar da oldu. Bunlar hoşuma gidiyor. İnsanların kenti tanımaları ve kent kültürü oluşturmaları çok önemli bir şey. İnternetin gücü yadsınamaz. Bizim 20 – 25 senedir yapmaya çalıştığımız şeyi sosyal medya neredeyse bir sene gibi kısa bir süre içerisinde başardı.

 

İzmit Esnaf ve Ticaret Tarihi kitabı büyük emekler verilerek hazırlanmış, arşivlik bir çalışma. Böyle büyük bir özveriyle hazırlanan kitabın çıkış noktası ne oldu?

İzmit’i seven ve İzmitlilik kültürü ile büyüyen bir insanım. Kente olan duyarlılığım ve onlara bakış açım artık kaybolan eski meslekleri, o meslekleri bu kentte devam ettirenleri merak ettiğimde beni bir asır öncesine attı. Bu kitapta Cumhuriyetin kuruluşundan sonra 1924’te mübadele ile kentimize gelen insanlar da oldu biliyorsunuz ki. İşte bu tarihten sonra bu kentte kimler esnaflık yapmış, kimler hangi mesleklerle ilgilenmiş, bu kentin sokaklarını kimler şenlendirmiş diye merak ettim ve o insanları araştırdım.

 

KENTİ AYAKTA TUTMAK

Bu kitapta yaklaşık 154’e yakın bu kenti ayakta tutan insan var. Bunların çoğu tabi rahmetli olan insanlar. Onlardan yalnızca bazıları ayakta o da kimisi üçüncü kuşak, kimisi dördüncü kuşak. Sağ olanlarla birebir görüştüm. Sağ olmayanların da kızını, oğlunu, torununu buldum. Bu kişilerin nerede, ne zaman hangi meslekle uğraştıklarını, nasıl ticaret yaptıklarını, kimle konuştuklarını, kimle evlendiklerini öğrendim. Çocukları kim, çocukları ne iş yapıyor diye araştırdım ve buldum. Bunların hepsinin seceresi var.

 

“DÜNYAYA GELMİŞ BİR ÇOCUK GİBİ”

Kitabı ne kadar sürede tamamladınız?

Dört sene çalıştım. Bizim insanlarımız okumayı pek sevmiyor. Ancak resim olunca ilgisini çekiyor ve bakıyor. Bu nedenle kitapta görselliğe önem verdik. Ama savaş yılları biliyorsunuz ki yokluk yılları ve bu dönemde insanların fotoğraf çektirebilmesi gerçekten çok zor bir olay. Yani insanlar savaş döneminde nasıl, kaç fotoğraf çektirebilecek? Ama işte o insanların tozlu dolaplarını, fotoğraf albümlerini, eski çekmecelerini açtırdım evlerinde. İnsanlar bana güvendiler. Tabi bir fotoğrafım vardı kentler ilgili. İlk başta ben 30 – 40 kişi yapabileceğimi düşünüyordum ancak araştırmaya devam ettikçe birbirini tetikledi ve yönlendirmelerle yaklaşık 153 kişiye bu kitapta yer verdim. Bu nedenle açıkçası zorladı beni. Çok fazla emek verdim. Ama bu kitap yeni dünyaya gelmiş bir çocuk gibi.

 

ÇOK MUTLU OLDUM

Basıldığında, ilk elime aldığımda çok mutlu oldum. Bu kitabı bastık 50 TL’den satışa sunduk. Sonrasında kitabın tüm gelirini de KYÖD’ün burs imkanı sağladığı öğrencilere bağışladık. Bu kitap kültür mirası olarak yapılmış bir şey. Şubat ayında 2014 yılında yayınladığımız bu kitap bin adet basıldı ve çok az sayıda kaldı. Kitabı çıkardığımızda imza günü etkinliği yapmıştık ve gerçekten çok kalabalık bir program olmuştu. İnsanlar bu kitaba, kültürlerine sahip çıktılar. Adı geçen esnafların tüm aileleri katıldı. Çok duygusal bir şey oldu. Tabi bu beni onore ediyor, mutlu ediyor. Bundan sonraki çalışmalarım için de tetikledi tabi beni bu.

 

‘KÖRFEZ’İN ÇOCUKLARI’ KİTABI GELİYOR

Bu kitap gibi ileriye yönelik başka projeleriniz var mı?

Var. Yine bu kentte adı öne çıkmış, marka olmuş kardeşlerim var. Ancak onların yaşı daha genç. Hayattalar. O insanlar yaşarken bu hazzı tatsın istiyorum. ‘Körfezin Çocukları’ adında bir kitap yapmak istiyorum. Bunda mesleki bir sınırlama aramayacağım. Önemli olan sporla, sanatla, mesleğiyle veya kendi kişisel özellikleriyle kendini ön plana çıkarak ve takdir edilen insanlardan oluşması. Kentimize değer katan bu önemli kişilerin hayattayken kendiriyle gurur duyulduğuna ve kendisine değer verildiğini görmesini istiyorum. Bizde hep bir insan öldükten sonra öyleydi, böyleydi denir ve övülür. Ben yaşarken kişiler bunu bilsin ve takdir edildiklerini öğrensin istiyorum.

 

KİTABI BAKANLIĞA GÖNDERDİM

Benden 15 – 20 yaş büyük ağabeylerimiz var. Onlara ulaşmaya, onlara bu kitapta yer vermeye çalışıyorum. Bu kitabı Kültür Bakanlığı’nın tüm kütüphanelerine yolladım. IBAN numarası olan kurumsal bir kitap bu. Dolayısıyla kenarda kalmasını istemiyorum. Şimdiye kadar pek çok üniversite öğrencisi de gelip kitap çalışmasıyla ilgili ve kitapta yer alanlarla ilgili bilgiler aldı. İnsanlar belli bir yaştan sonra bir objenin değerinin farkına daha iyi varabiliyor. Mesela buna en iyi örnek Saat Kulesi. Yıllardır vardı ama şimdi öyle bir hale getirdik ki onu pazarlanabilir bir hale geldi. İnsanlar artık düğün fotoğraflarını orada çekiyor, önünden geçerken durup bir fotoğraf çekmek, selfie çekmek istiyor. Değer oldu o İzmit için.

 

“DAHA ÇOK EMEK VERMEM GEREKİYOR”

Kocaeli’de yaptıklarınızla sevilen bir simasınız. Bunda İzmit için yaptıklarınızın etkisi mi var sizce?

Coğrafi olarak çok stratejik bir bölge burası. Son nüfus verileri açıklandığında bir şehir kadar göç aldığımızı gördük. Dolayısıyla Türkiye’nin dört bir yanından gelen herkes kendi kültürünü getirmiş buraya. Benim büyük dedem de buraya gelmiş ama ben iki nesildir buradayım. Bu kentte yaşıyoruz ama insanların yaşadığı yerin biraz farkında olması lazım. Bu kente ben ne veriyorum ve ne alıyorum sorularının cevaplarını ilk geldiğinde değil belki ama daha sonralarında sorgulayabilmelisin. Kentler çok önemli. Yaşadığımız ortam, bulunduğumuz yer, ona verdiğimiz değer.

 

YENİ BİR YAPILANMA

Bazı işler çok değer katıyor insana. Şimdi dernekte yeni bir yapılanmaya gideceğiz mesela; oradaki çocuk bana “Başına sen geç” diyor. Ben bu işi yapalı uzun yıllar geçmiş kardeşim ancak insanlar fotoğraf olarak orada beni görmek istiyorlar. Bu önemli bir şey, ben buna inanıyorum ve yöre halkı olarak kente bir şeyler kattığımı ve insanların bana bakış açılarını da fark edebiliyorum. Ama tabi daha çok emek vermem gerekiyor. Ölüp gideceğiz diye bakmadan bu kentin değerleri için bir şeyler yapmak ve onları ortaya çıkarmak gerekiyor.

 

Kitabı hazırlarken en fazla hangi konuda zorluk yaşadınız?

Fotoğrafları bulmak en çok zorlayan şey oldu. Çünkü mesela torunu geliyor anlatıyor bildiklerini ama dedesinin fotoğrafını soruyorum fotoğraf yok diyor. Bazen tek bir fotoğraf oluyor onu bulmak için uğraşıyoruz. Bir de deprem çok büyük bir yıkım oldu Kocaeli için. Afet tabi ki ama deprem çok değerli insanlarımızı olduğu gibi pek çok belgeyi ve arşivi de yok etti.

 

Bu kitapta sizi en çok etkileyen hangi hikayeler oldu?

Bir tanesi Sabri Yalım’ın hikayesidir. Cumhuriyet döneminde Fevziye Camii’nin Yürüyüş Yolu tarafından sıralı dükkanlar var. Daha sonra 1930’lu yıllarda bu dükkanlar kent planlaması yapılırken yıkılmış.- Sabri amcanın bir kitap dükkanı var o zamanlar. Sabri Amca da Fransa’dan gelen fotoğrafçılara kentin fotoğraflarını çektirip, onları kartpostal şeklinde bastırdıktan sonra dükkanda satıyor. Bir gün çok güzle genç bir kadın geliyor dükkana kitap almak için. Sabri Yalım kızı çok beğeniyor. Geçiyor dükkanın arka tarafına, bir kartpostalın arkasına “Sizden çok hoşlandım. Ailemle, ailenizi görmek isteriz eğer müsaitseniz” yazıyor ve kadının almak istediği kitabın arasına bu kartpostalı koyuyor. Sonra kız kitabı okumak için açtığında içinde bu kartı görüyor. Ama kız tabi teyzesine misafirliğe gelmiş. Kendisi Edirne’de yaşıyor. Kartı teyzesine gösteriyor. Teyzesi de “Devlet kuşu konmuş senin başına” diyor. Sonra gidip o kızı istiyorlar ve Sabri Yalım dükkanda aşık olduğu kızla evleniyor.

 

ESKİDEN GÖZLÜKLER NALBURDAN ALINIRMIŞ

Aklıma gelen bir diğer hikaye de Çakıcı Abdullah’ınki. Şimdiki Kuyumcular Çarşısı’nın orada Pazar kuruluyor, Çakıcı Abdullah da nalbur. Makas, çakı, keser gibi nalburiye eşyaları satıyor. Ancak bunların yanında bir de gözlük satıyor. Bir kasaya dizdiği bir sürü gözlük, onun yanında da farklı boyutlarda yazılar. Gözlerinde problem olanlar buraya gelip gözlükleri deneyerek kendilerine gözlük alıyorlar.  O zaman gözlük ticareti böyle bir şey.

 

SIRTINDA MUM TAŞIYAN KAPLUMBAĞALAR

Şimdiki Balık Pazarı eskiden sebze haliydi. O zaman her kabzımanın kaplumbağası var. Adamlar akşam hal kapandıktan sonra keyif yapıp içecekler. Ama karanlık, elektrik yok. Bunlar da kaplumbağaların üzerine mum dikiyorlar. Kaplumbağalar ortalıkta geziniyor, bunlar da mum ışığında keyif yapıp sohbet ediyorlar.

 

TABUT ALMAK İÇİN GELİP TİCARETE ATILDI

İzmit’in en büyük mağazası Hacı Ömerler Mağazası var. İzmit’in en büyük esnaflarıydı onlar şimdi ticaretten çekildiler. Fethiye Köyü var. Savaş döneminde Yunan İzmit’i işgal altına alıyor. Köyde varlıklı bir ailenin yakını ölüyor. Köydeki marangoz çocuğu at arabasıyla İzmit’e gönderiyor köyden büyük biri ile birlikte tabut yaptırmaya. Onlar merkeze Yenicuma’nın oralara gelince Yunan bunu alıyor. O zamanlar 14 – 15 yaşında. Yürüyüş Yolu’nun sonuna doğru solda bir bina var ahşap ve beton bir yapı. Orayı Yunan karakol olarak kullanıyor. Bizim çocuğu da buraya getirip nezarete atıyorlar. Koğuşta İzmit’in ilk tuhafiyecisi İbrahim Efendi var. İkisi burada sohbet ediyorlar o neler olduğunu anlatıyor falan. İbrahim efendi bunu çok seviyor. Zeki buluyor. Sonra o arada 15 gün sonra falan İzmit düşman işgalinden kurtuluyor.

 

FETHİYE KÖYÜ’NE GİDİYOR

İbrahim Efendi bunu çok seviyor, bırakmak istemiyor. Çocuğu alıp onun köyü olan Fethiye Köyü’ne gidiyor. Babasına diyor “Bu çocuk çok akıllı onda ticaret kafası var. Sen bunu bana ver ben bunu yetiştireyim” babası da kabul ediyor. Sonra Fethiye Camii etrafında çocuğa bir sandık veriyor, dükkandaki artık malzemeleri veriyor onları satmasını istiyor. Çocuk da orada gelene, geçene bunları satarak ticaret öğreniyor. Sonra kendi dükkanını açıyor ve kısa süre sonra İzmit’te Fethiye Caddesi’ndeki dükkanların yarısını satın alıyor. İşini iyi yapıyor. Bu insanın hayatının nasıl değiştiğini gösteren bir hikaye. Tabut almaya giderken ticarete atılıyor. Bunları hepsi çok değerli hikayeler. Bundan 50 sene sonra da birileri gelip İzmit’te nasıl insanlar yaşamış dediğinde bu kitabı okuyacak. Bu kitap bir kılavuz niteliğinde.

 

“İnsan nerede yaşıyorsa o kente sahip çıkmalı”

Bu kitabı okuyanlara ve burada yaşayanlara İzmitli olma bilinciyle ilgili ne söylemek istersiniz?

Biz İKM’yi kurduğumuz dönemde benim de mensubu olduğum partinin belediye başkanı var, kentin valisi var. –Şimdi çekti gitti.- O gün derneği kurduğumuz gün, belediye başkanı ve valinin katılımındaki o programdaki konuşmamda “Bugün burada yaşayan biri olarak bu derneği kurmaktan esef duyuyorum” dedim. Kentte İzmit adına bir dernek kuruyoruz olacak şey değil! AVM getirdiler ve esnafı bitirdiler. AVM evet yurtdışında da var. Yurtdışında gittiğim yerlerde gördüm. AVM var ancak şehir dışında var. Kendi aracınız dışında gidemeyeceğiniz noktalarda var. Öyle evinden çıkıp yürüyerek gidemeyeceğiniz yerlerde var. Benim o zaman yaptığım konuşmada vali ve belediye başkanı söylediklerim sebebiyle rahatsız oldu. Vali kalktı sonra bana cevap verdi. Ben de ona “Siz buradan gideceksiniz ama biz burada yaşıyoruz” dedim.

 

KRALLAR GİBİ YAŞIYOR

Ki öyle de oldu. O vali şimdi krallar gibi yaşıyor. Ama biz burada hala dertlerimizle baş başayız. Gerilemiş, büyük darbeler almış, zafiyete uğramış insanlar olarak kaldık. Meslekler neden yok oluyor çünkü sahip çıkılmıyor. Birkaç sene sonra bizler de dükkanı kapatıp gideceğiz. Benim bu kitabı yapmaktaki amacım buydu. Ölüp giden mesleklere geriye dönüp bakabilmek… İnsan nerede yaşıyorsa o kente sahip çıkmalı ve kent için kente değer katacak çalışmalar yapmalıdır. Biz böyle öğrendik. Bu kitap da benim İzmit’e armağanımdır. Şu an üzerinde çalıştığım ikinci kitabımı da Körfez’e armağan edeceğim.

 

TARİHÇE KATKILARI YAVUZ ULUGÜN’E AİT

Ben bu kitabı yapacağım diyerek araştırmalara başladım ve bu noktada ismini söylemeden geçemeyeceğim; Kocaeli tarihiyle ilgili yaklaşık 15 değerli kitaba imza atmış Feyzullah Yavuz Ulugün ağabeyim “Hüseyin sen bu kitabı yap. Bu çok büyük bir iş” dedi. Beni tanıyanlar bilir, bugüne kadar benim yaptıklarımı yalnızca insanlar takdir etmiştir. Ancak bu konuda mütevazi olmayacağım. Çıkardığım bu kitabın Türkiye’de başka bir örneği yok. Bunu net bir şekilde biliyorum çünkü kitabı hazırlarken bana kaynaklık edebilecek örnek eserler aradım ancak böyle bir çalışmanın daha önce yapılmadığını gördüm. Bu kitapta Feyzullah Yavuz Ulugün’ün İzmit’in Nikomedya’dan bu yana tarihinin, ticaretinin nasıl geliştiğine dair yaptığı araştırmalardan yararlandım. Onlarla süsledim. Ulugün’ün tarihçe katkıları oldu bana. Röportaj:  Hilal GÜDÜCÜ

pano-002.jpg

21 Şubat 2016 Kocaeli-


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

05

Hakan Yenişen - İnsan yaşadığı şehire bu kadarmı yakışır. Biz sana ne yazsak az kalır. Seni 25 senedir izliyorum, her zaman bu şehir için çırpınıp durdun. sen bize haklarını helal et güzel kardeşim. senden daha çok şey bekliyoruz. başarılar dilerim.

Yanıtla . 0Beğen 21 Şubat 14:34
04

Savas Tuncay - Hüseyin Erol kardesime basarilarinin devam etmesini temenni ediyorum, bana hediye ettigi kitabini ben bir solukta okudum, simdi torunlarim okuyor.....Saglicakla lak Baskanim cok seviliyorsun........

Yanıtla . 0Beğen 21 Şubat 14:34
03

Hilmi şanlı - Çarşının her yönü ile örnek esnafı abim Hüseyin Erol. Adından her yerde adın övgülerle bahsediliyor. Ben bu kadar sevilen başka bir insan görmedim. Ama benim bu kitaptan şimdi haberim oldu.. En yakın zamanda bir tane edinmek istiyorum.

Yanıtla . 0Beğen 21 Şubat 14:34
02

Salih uysal - Bizim değerli kardeşimiz. İzmit'i bizlere bir kez daha sevdiren adam Hüseyin Erol. Seninle gurur duyuyoruz.

Yanıtla . 0Beğen 21 Şubat 14:34
01

Ahmet Şen - Sen bu kentin en değerli evladısın. Seni klonlamak lazım. Emeklerine saygı duymamak mümkün değil. Başarılarının devamını diler, seni başka makamlarda da görmek isterim.

Yanıtla . 0Beğen 21 Şubat 14:34
Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR