Türk-Macar dostluk derneği gezisi - 7

Avrupa Birliği ülkeleri arasında gidip gelmeler pek kolay. Budapeşte’den Slovakya’ya Macar Özgürlük Savaşçılarını takiben gittik; sınırda problem yok...

Avrupa Birliği ülkeleri arasında gidip gelmeler pek kolay. Budapeşte’den Slovakya’ya Macar Özgürlük Savaşçılarını takiben gittik; sınırda problem yok. Eski Macar şehri Kosice’de, II. Rakoczi’nin evini, annesi İlona ile birlikte kemiklerinin yer aldığı katedrali, Eperjesi kasabasında Thököly’nin okulunu, Kesmark’ta Thököly’nin mezarı ve şatosunu ziyaret ederek tekrar Macaristan’a döndük. EGER/EĞRİ ve TOKAJI gezisi Slovakya dönüşü gerçekleşti. Budapeşte’ye veda ederken Macaristan’ın bu iki şehrini bari yazarken atlamayalım burada söz edelim dedik.

 

BUDAPEŞTE’DE BÜYÜKELÇİLİĞİMİZİ ZİYARET

Türk Büyükelçiliği’nin Budapeşte’de Kahramanlar Meydanı’nın yanıbaşında, bahçe içindeki binasına iki heybetli aslan heykelinin süslediği merdivenlerle çıkılmaktadır. 4 Ağustos günü Macaristan Büyükelçisi Şakir Fakılı tarafından kabul edildiğimiz salonda boydan boya zengin bir kütüphane dikkat çekiyordu. Kütüphanenin üzerinde de Macaristan’da görev yapan tüm elçiler ve maslahatgüzarlarımızın fotoğrafları sıralanmıştı. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Macaristan Elçisi Hüsrev Gerede(1924-25), 1929-1939 yılları arasında uzun bir dönem Behiç Erkin, II. Dünya Savaşı yıllarında da Ruşen Eşref Ünaydın ve Fuad Keçeci’nin Elçi olduğunu öğreniyoruz.  Fotoğrafların üzerinde ortada kalpaklı bir Atatürk fotoğrafi iki yanında da kırmızı zeminli beyaz Ay-yıldız ve Türkiye Cumhuriyeti Elçiliği yazılı oval panolar yer alıyordu. Uzun toplantı masası ve perdeler kırmızı renkli idi. Elçiliğin duvarlarında tarihi tablolarla birlikte Türkolog, Macar Türk Dostluk Derneği Kurucu Üyesi Gül Timea’nın (1962-2011) fotoğrafı da dikkat çekiyordu.

Büyükelçi Şakir Fakılı; daha önce Almanya’da Nürnberg Konsolosu, Kıbrıs ve Kuveyt’te Büyük Elçi olarak görev yapmış bir diplomatımız. Derneği’n faaliyetlerini ilgi ile dinledi. Bizlere hitaben yaptıkları konuşma sırasında alabildiğim notlara göre: “Bu sene Nisan ayında Macaristan Kitap Fuarı’nda Onur Konuğu idik. Yunus Emre Enstitüsü Budapeşte Kültür Merkezi, Elçiliğimize bağlı olarak çalışıyor. Budapeşte’te TIKA Temsilciliği açıldı. Fahri konsoloslar çok faydalı oluyor, biz de sayılarını arttırmaya çalışıyoruz. Budapeşte Türk Hamamları çok meşhur. Rudeş Hamamında Sokollu Mustafa Paşa’nın adı yazıyor. Macaristan “Türk Dönemi”ne ve ortak hatıralara çok önem veriyor. Macarlar önceleri “kuzeniz”  deyince geri duruyorlardı. Şimdi özgür bir ülke. Efendi ve eğitimli insanlar, kavgayı sevmiyorlar. Yabancı düşmanlığı da yok.

Avrupa’da yaşayan tek Asyalı kavim Macarlar. [Budapeşte’nin 160 km güneyinde Bugac kenti sınırında] “Kurultay” var. [Kurultay/Soylar toplantısı, 8-10 Ağustos 2014, Macar Turan Vakfı ve onun kurduğu Turan Birliği tarafından düzenleniyor]. Eskiden ırkçı görülüyordu, şimdi Doğu’ya açılım var[Macar Parlementosu’nda Macar Turancılarını Jobbik Partisi temsil ediyor] .

3000 Türk yaşıyor. 800 ü öğrenci. Tıb önemli. Daha çok kimyasal ve makine parçaları satıyoruz, Mersedes ve Mersedes parçaları alıyoruz.

 “Cumartesi-Pazar Cumhurbaşkanlığı Seçimleri [Sandık] vardı. Adrese kayıt sisteminde yurt dışında kayıtlı iseniz burada oyunuzu kullanabilirdiniz. Almanya’da 4 gün, Macaristan’da iki gün seçim yapıldı. Oy torbaları diplomatik kurye ile gider. Başkatip uçakta yanına iki boş koltuk alır, torbaları koltuklara bağlar, Türkiye’de Seçim Kurulu’na Teslim eder.

Kardeş şehir olayında denk nüfus gerekli. Nürnberg’de Konsolosken Antalya ile kardeş şehir yaptık. Okullar da kardeş oldu. Belediyelerin istekli olması lazım. 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Gül Baba’yı çok sevdi, güller getirdi. Şimdi yeniden tanzim ediliyor. Bir Bektaşi Müzesi yapılacak. Otopark için yer açılacak. ”

 

BUDAPEŞTE BELEDİYESİNİ ZİYARET

Budapeşte Belediyesi daha önce gördüğümüz Mohaç, Pecs, Zigetvar, Shekesfehervar belediye binalarına göre çok heybetli. Binanın üç kapısı da aynı yöne açılıyordu. Ortadaki kapı üzerinde I. Kapu yazısı ilgimizi çekti.  Kocaeli Kartepe Thököly İmre& İlona Zrinyi Macar Dostluk Derneği’ni Budapeşte Belediyesi’nde kabul eden  Kültür işleri sorumlusu, Rakoczi’nin doğduğu topraklarda Sarospatak’ta doğmuş. Dernekle ilgili bilgiler edindiğini bir de kendilerinden duymak istediğini söyledi.

Dernek adına II.Başkan ve Numan Gülşah; Macaristan’ın Özgürlük Savaşçılarının 300. Yıl Kutlamaları sırasında 13 Eylül 2005 de kurulduklarını, Thököly ve Zrinyi’nin ölüm yıldönümlerinde 9 yıldır Anma Toplantıları yaptıklarını anlattı. “Istvan Serez [Thököly] ve Agnes Varkoni [İlona Zrinyi] kitaplarını Macarca yazdılar. Kitaplarda  Macarca sayfaların karşısındaki sayfada da Türk okuyucular için Türkçe çevirileri yer aldı. Biz de Ank. Üniv. DTCF’nden Naciye Güngörmüş’ün Türkçeye çevirdiği Komaromi Günlükleri’ni bastırıyoruz. 2014 İstanbul kitap Fuarı’na yetişiyor.   Naciye Hanım, 2012-2013 te Macaristan’a geldi Edit Tasnadi’nin evinde kaldı. 500 Sayfalık kitap hazırlandı.

Başkan Ertunç Baykal ve Dernek yönetimi tarafından  Karatepe’de Thököly arazisi bulundu. Mimar Bakoviç’e çizim yaptırıldı.  7 Dönümlük arazide gerçekleştirilecek proje Macaristan Prestij Projesi kabul edildi. Bir anı evi, Thököly İmre ve İlona Zrinyi’nin balmumu heykelleri ile arka fona da kendilerini ziyarete gelenlerin heykelleri yapılacak. 1450 metre karelik kültür evi, konferans salonu,  hediyelik eşya reyonları ve 40 yataklı butik otel XVIII. Yüzyıl mimarisi ile ahşap ve tuğladan inşa edilecek” diye bilgiler verdi. 

Macar yetkili; “Bizi Türk, sizi Macar kabul ediyorum. Budapeşte ve tüm Macaristan adına teşekkürlerimi kabul edin. Çalışmalarınızı destekliyoruz. Sarospatak, Munkaş(Ukrayna) ve Tokai’ye gittiniz mi? Thököly’nin ilk ayaklanması Tokai’den başladı. Tokai şarapları ile de ünlü. Özgürlük savaşçılarından kaçanların çoğuna Türkiye ve Fransa kucak açtı. Türkiye’de olanları biliyorsunuz. Fransa’ya giden süvari grubunun komutanlığını Berçeni Raslov yaptı. Fransa Kralının elit süvarileri bu bu kaçak Macar süvarileri oldu. Şu anda Fransa’da yoklar ama Berçenin adını taşıyan süvari muhafız grubu var. Orduda II. Dünya Savaşı’ndan sonra kalmadı. Paraşütçü grubu olarak devam ediyordu.”

Macarlar kendi kahramanlarına kucak açan Türkleri unutmuyorlar. Macar-Türk ortak anılarına saygı duyuyor, kültürel ilişkilerinin gelişmesini, dostluk köprüleri kurulmasını her vesile ile destekliyorlar.

 

Budapeşte’den Türkolog Edit Tasnadi Uğurladı

5 Ağustos Salı günü sabahı valizlerimiz hazır vaziyette kahvaltıya indiğimizde  “Boyun Eğme” yazılı siyah tişörtü ile bizleri uğurlamaya gelen Türkolog Edit Tasnadi hanım gerçekten çok sevimli idi. Kahvaltı masasında oluşan sevgi yumağı arasında Numan Bey’e Macar el sanatlarının güzel bir örneği vazo hediye ediyordu. Bana da hediyeler vardı; Edit Tasnadi’nin Dursun Ayan ile Türkçeye çevirdikleri “Macar Şiirlerinden Bir Seçki (Gerekmez Bu Dünya Sensüz)” Budapeşte 2013 çalışması. Bu çalışma Estergonlu Şair Balint Balassi ile başlamış.  Türk Döneminde Estergon’da yaşayan Balassi’nin Kale yanında şatoları varmış. Şiirlerinde “Türkçe’deki şu ezgiye göre söyleyin” diye notlar düşermiş. Ve baskısı tükenen Thököly kitabının son çeviri düzeltmeleri olan bilgisayar çıktıları. Teşekkürler Edit Tasnadi. Her iki hatıra da Kocaeli Dokümantasyon Merkezi Kütüphanesi’nde olacak.    

Numan Bey de kendisine Bodrum kırlarından topladığı kurutulmuş sarı çiçeklerden bir demet sundu. Daha sonra bu çiçek demetlerinden Slovakya’da İlona Zrinyi ve Thököly İmre’ye de sunulduğunu görecektik.

 

Şair Özkan Mert İsveç, Grubumuz Slovakya Yolcusu

Şair Özkan Mert ve Türkolog Havva Aktaş, İsveç’e gitmek üzere Budapeşte’den bu sabah ayrılıyorlar. Grubumuz Slovakya’ya gitmek üzere hazırken otobüste vedalaştık. Şair vedalaşması da başka türlü oluyor. Özkan Mert’in vedası; Türkçeye çevirdiği  “İsveçli Kadın Şairlerin Aşk Şiirleri’’ kitabı’ndan Karin Boye şiirleriyle oldu. İsveç şiirinde efsanevi ve gizemli yeri olan büyük şairin Tok gün asla en büyük gün değil ve Elbet acı duyar tomurcuklar adlarını taşıyan iki şiiri. “Şiir çevirisini en iyi şairler yapar” tezi bir kez daha doğrulandı.

 

EĞRÎ /EĞER / EGER

 Macaristan'da Mâtra ve Bükk dağlarının arasında, Eger ırmağının vadisinde kurulmuş eski bir şehir, eski bir kaledir. Kanuni devrinde 40 gün kuşatıldığı halde alınamayan Eğri Kalesini 1596 da çıktığı seferde fetheden III. Mehmet, Eğri Fatihi diye adlandırılmıştır.   Eğri, fetihten  sonra Macaristan'daki dört Osmanlı eyâletinden biri oldu.

Macar tarihçisi Katona Istvan(1732-1811); “Ben henüz çocukken Eğer’de eski bir Türk evinde oturuyordum. Türk medreselerinde Türk hocalarından ders aldım. Macarlar kaleyi geri aldıkları zaman Eğer’in ilk Türk sakinleri kendi istekleri ile orada kalıp yerleştiler. Hepsi de Macarca’yı ana dilleri gibi konuşan, bunlardan 625 kişi vaftiz oldu. Şimdi Türk soyadını taşıyan pek çok aile vardır Eğer’de. Mesela Ali, Bayzatu (Bayezıt), Başa(Paşa), Bege(Bey), Caus(Çavuş), Hamza, Kara vs. Bu isimler kiliselerin vaftiz defterlerinde yazılıdır. ..”

Aynı yazarın; “Eğer’deki XVII. Yüzyılın başında yapılan Kethüda Camii bu caminin ciğer rengi minaresinde altın bir haç, onun altında ise yarım ay vardı. Yüksekliği yerden 40 metreyi bulan minareye sümüklü böcek kabuğu şeklinde 97 merdivenle çıkılır.” dediği minareyi bulmak güç olmadı. Şehrin en merkezi yerinde tam da ünlü kalenin aşağısında, camisi olmayan yapayalnız bir minare. Etrafındaki kalabalık Müze Minare kuyruğunda idi. Bilet alıp gizemli kule içinde salyangoz kabuğu gibi kıvrılarak 97 basamak çıkacak ve kente yukarılardan bakacaklardı.

Minareden sonra yürüyerek yeniden düzenlenmekte olan meydandan geçerek eski şehrin ticari yapılarının arasından Kale kapısına kadar geldik. Askerler bir genç kız esiri katmışlar kale kapısından çıkıyorlardı. Bu belli aralıklarla  tekrarlanan bir gösteri idi ve çok ilgi çekiyordu. Kale oldukça sağlam kalmış. Kaleden bakıldığında şehrin korunmasında ne kadar etkili olabileceği kolayca anlaşılıyordu. Şehre hakim bir yükseklikte idi. Katetral, Minare ve kentin tüm yapıları gözler önünde idi. Kaleye alt geçitlerden de girişler vardı. Kale içindeki müze ve sergi alanı olarak kullanılan binalar da göz alıcıydı. Eski zaman topları da kalenin hemen her tarafında hedefi gözlemekte idi. Kaleye yakın bir Türk Hamamı, şarap mahzenleri eski ticari merkezin yapıları arasında idi.

 

Eger ve Tokaji Mahsenleri

Budapeşte’nin ve Macaristan’ın kuzey doğusunda kalan Eger ve Tokaji şehirleri ülkenin oldukça dağlık bölümünde yer alırlar. Uzayıp giden düzlükler yerine alabildiğine yeşil ormanlar ve yüksek dağ manzaraları hakimdi.

Bağcılık ve şarapçılık gelişmiş, yamaçlarda sıralanan  mahsenler kaliteli şarap fıçılarının barınağı olarak çok ünlü. Bölge ziyaretçileri Eger/Eğri ve Tokaji şarapları alma konusunda  hemfikir olunca mahsenlerinde şarap tadılarak satılan ticari duraklar yaratılmıştır.

 

Yarın Slovakya ve Makedonya –Yunanistan üzerinden Dönüş

14 Eylül 2014 Kocaeli- Gündem


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR