• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 18 °C
  • İstanbul : 19 °C
  • Sakarya : 18 °C

HACCIN HİKMETLERİ

Mehmet Sönmezoğlu

Yüce Rabbimizin biz kullarından istediği her şeyde bir hikmet olduğu gibi, kutlu hac vazifesinin de insanlar için başka ibadetlerde olmayan kendine özgü pek çok hikmetleri, ahlâkî, iktisadî, sosyal ve psikolojik faydaları vardır.
 
 Yeryüzünün dört bir yanından renkleri, dilleri farklı milyonlarca insan, hac ibadetini yerine getirmek maksadıyla mukaddes topraklara akın ediyor makam-mevki, zenginlik-fakirlik farkı gözetilmeksizin aynı amaç ve duygular etrafında bir araya geliyorlar.
 
Mahşerin bir örneğini oluşturan Arafat’ta Allah’a el açıp yalvaran ve günahlarından sıyrılan bir Müslüman bir daha kolay kolay eski işlediği günahlara dönmek istemez. Bu yönüyle hac, Müslümanlara günahlarından arınmaları için bir fırsat sunar, inanç, ibadet ve ahlakî anlayışlarında iyileştirme işlevi görerek,  onların fikirlerinde müspet anlamda önemli değişiklikler meydana getirir. Hac ibadeti, Müslümanların birlik, beraberlik ve kardeşliklerini bozan, onları birbirinden uzaklaştıran her türlü yanlış düşüncelerden kurtulmalarını sağlar. Hac yapan Müslümanlar sabır, tahammül, sıkıntılara katlanma, güçlüklere göğüs gerebilme, hep birlikte hareket ederek aynı şeyleri yapabilme, yardımlaşma, dayanışma gibi özelliklerini geliştirirler.
 
İnsan hac ibadetiyle, hayat yolculuğunun sonunun nasıl olacağını bir nebzede olsa yaşama imkanı bulur. Yani hac insana, akıbetinin ölüm olduğunu, mahşer hayatını yaşayacağını, hesaba çekileceğini, dünyada sahip olduğu mal-mülk ve servetin, makam ve mevkinin geçici olduğunu, ahiret hayatında geçerli olan şeyin iman ve amel-i salih olduğunu öğretir. Hac esnasında öğrendiği ve kazandığı bu güzellikleri hayatının geri kalan kısmına da aksettirmeye çalışır. Bu tecrübeler Müslümanlarda ömür boyu silinmeyecek derin hatıralar bırakır ve hacdan sonraki yaşantısında istikametini kaybetmemesini sağlayarak kişinin hayatında adeta bir dönüm noktası oluşturur.
 
Arafat'ta Allah’a yalvararak O’nun af ve mağfiretine ulaşma Müzdelife'de kulluk şuurunu yeniden idrak etme Mina'da büyük, orta ve küçük tüm şeytanların taşlanarak, aslında gerçek hayatta şeytanın hükümranlığının reddedilmesi kesilen kurbanla Allah'a adanma ve yakınlaşma bilincini kazanma tavafla  Müslümanım diyen herkesin evrensel bir birliktelik meydana getirmesi gerektiğinin vurgulanması say ile başarının şartının çaba ve çalışma olduğunun öğrenilmesi haccın belli başlı hikmetleri arasında sayılabilir.  
 
Hacda yapılan her şeyin gerçek hayatımızda devam eden bir karşılığının olması bilincini kazanmak,  haccın amacını gerçekleştirmek için gereklididir. Bilakis, sadece o mukaddes beldelere gidip gelmekle maksat hasıl olmaz. Hikmetlerini anlayamadan ve yaşayamadan inceliklerini, güzelliklerini hissedemeden yapılan bir gidiş-geliş, insana fazla bir şey kazandırmaz.
 
Haccın hikmetlerini dikkatlice incelediğimizde onun bütün diğer ibadetlerin hikmetini içinde barındıran bir ibadet olduğunu görürüz. Hac, insanlara yaratılışın gayesini, birliği, ümmet olma bilincini, temizliği, günahlardan sakınmayı, masivayı terk etmeden Hakk’a kavuşmanın olmadığını, zahmet olmadan rahmet kapılarının açılmayacağını gösterir
 
             Hac dünyanın değişik coğrafyalarından ayrı ırklara, renk ve dillere sahip Müslümanların, Mekke’ye doğru akın etmelerine ve Allah’ın evi etrafında bir araya gelerek birbirlerini daha iyi tanımalarına vesîle olan bir ibadettir.  “Şüphe yok ki insanlar için ilk kurulan ev, âlemlere hidâyet ve bereket kaynağı olan Mekke’deki evdir” (Âl-i İmrân, 3/96) ayeti dikkate alındığında, haccın sosyolojik boyutunun yanısıra insanî bir yönünün de olduğu görülür. Bu bakımdan hacca giden herkes maddî varlıklarından uzaklaşarak, giydiği elbiseleri çıkarır ve insanlar arasında ayrılık-gayrilik meydana gelmesine neden olabilecek her türlü şeyden kendilerini arındırırlar. Hep birlikte, “Allah’a doğru koşunuz” (Zariyât, 51/50) ayeti gereğince O’na doğru koşarken, nefislerini her zaman için gurur, kibir ve bencillikten arındırarak, haksız yere niza etmekten, yalan söylemekten ve başkalarına karşı üstünlük taslamaktan uzak tutacaklarına dair kesin bir karar alırlar.
 
            Rabbimizin bizden yapmamızı istediği her ibadet elbette ki bir amaca yöneliktir, özellikle mahşer yerinin adeta provası niteliğinde olan ve diğer bütün ibadetlerin bilincini de içinde barındıran hac ibadetinin hikmetleri ve yararları saymakla bitmez. Ancak şunu iyi bilmemiz gerekir ki,  önemli olan haccın gönülde başlamasıdır, yani Kâbe’ye gönül koymaktan ziyade gönüle Kâbe’yi koymak gerekmektedir. İşte bunu yapabildiğimiz zaman hacdan beklenen hikmetleri elde etmek mümkün olacaktır.

Bu yazı toplam 990 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim