• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 21 °C
  • İstanbul : 22 °C
  • Sakarya : 22 °C

Hacıyev: Azerbaycan’ın Türkiye yatırımları iki ülkeyi kavrayan bir kemerdir

Hacıyev: Azerbaycan’ın Türkiye yatırımları iki ülkeyi kavrayan bir kemerdir
Azerbaycan’ın “Diasporadan Sorumlu Devlet Bakanı 1. Yardımcısı Valev Hacıyev’le, Azerbaycan Evi’nde buluşuyoruz.

Hacıyev, mükemmele yakın bir Türkçe ile konuşuyor. Zaman zaman Azeri diline kayıyor. Çok da doğal. Takıldığım yerlerde Bilal Dündar Beyefendiden yardım alıyorum. Sohbeti uzatmadan bağlamak niyetindeyim. Sohbet su gibi akıp giderken, Hacıyev’in Türkiye’yi ve her iki kardeş ülkeyi ilgilendiren dış politikalar konusunda hayli dolu bir kişilik olduğunu da görüyorum.

 

AZERBAYCAN, TÜRKİYE’Yİ MERKEZ OLARAK GÖRMÜŞTÜR

Sayın Hacıyev;  İki kardeş ülke; Türkiye ile Azerbaycan’ın siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik ilişkileri ne düzeyde? Arzu edilen düzeyde mi?

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel ilişkiler, dünyanın pek çok ülkesine örnek olacak düzeyde olumludur ve “İki devlet bir millet” ilkesine uygundur. Azerbaycan, bağımsızlık kazandıktan sonra, attığı adımlarda ve ekonomik ilişkilerde Türkiye’yi merkez olarak görmüştür. Özellikle ekonomik ilişkilerimizde ne kadar çok karşılıklı destek içinde olursak, dünyaya sesimizi de o derece gür çıkaracağız. Dünyanın pek çok ülkesinin bize yanaşma tezleri, ikili üçlü standartlarla olur. Her iki ülkenin Cumhurbaşkanlarının çabaları sayesinde, her iki devletimizin güçlenmelerine  katkı sağlamaktadır.

 

İKİ ÜLKENİN KALKINMASI

Azerbaycan, Türkiye’deki yatırımlarını başka hiçbir ülkede o derecede yapmamıştır. Bakü-Tiflis-Ceyhan enerji hattı başta olmak üzere, PETKİM’in hayata gerçekleşmesi olsun, İzmir’de büyük rafinerilerin kurulması olsun örneklerdir. Omuz omuza vererek her iki ülkenin de kalkınması için daha çok yatırım yapacağız. Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı, Bakü-Tiflis-Erzurum Doğalgaz  Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı ve TANAP’ı ( Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı) ben her iki ülkeyi kavrayan bir kemer olarak görüyorum.

 

SOYKIRIMA UĞRAYAN TÜRKLERDİR!

Her iki kardeş ülkenin de ortak bir sorunu var; Ermenistan. Dağlık Karadağ’ın işgali ve Hocalı Katliamı karşısında Türkiye’nin tutumu beklediğiniz düzeyde mi oldu?

Bu sorunlar her iki devletimizin sorunu ve bugün ortaya çıkmış sorunlar değil. Her iki devlet de, hem Azerbaycan hem Türkiye, Ermeni teröründen çok çekmişlerdir. Buna karşılık, 1915’te soykırıma uğradıklarını iddia eden Ermenilerin bu iddiaları doğru değildir. Onlar, Türklere yapmış oldukları soykırımı örtbas etmek için bu iddiayı ortaya atmışlardır. Tarihçiler iyi bilir, birinci dünya savaşına katılmış bütün ülkelerin arşivlerdeki bilgiler de şahittir ki, Türkiye topraklarında Türklere karşı soykırım yapılmıştır. Türkiye topraklarında Ermenilere karşı hiçbir soykırım yapılmamıştır. O dönemde 1,5 milyon Ermeni’nin öldürüldüğü iddia ediliyor. Oysa, o tarihte Türkiye’de,  Doğu Anadolu’da,  300 binden fazla Ermeni yaşamamıştır. Oysa Ermenilerin, Azerbaycan halkına da soykırım girişimleri vardır. Dağlık Karabağ ve Hocalı Soykırımı son örneklerdir. Bugün Batılı devletlerin bu yalanı onaylamalarının altında din faktörü vardır.

 

TÜRKİYE-ERMENİSTAN PROTOKOLÜ ÜZERİNE

2009 yılında, Batılı ülkelerin baskısıyla Ermenistan ile Türkiye arasında, iki devlet arasındaki ilişkilerin normalleşmesi ve sınırın açılması için bir protokol imzalandı. Bu protokol, Türkiye’de de tepkilere yol açtı. Bir süre önce de Ermenistan, bu protokolü tek taraflı iptal etti. Türkiye’yi böyle bir protokolü imzalamaya iten sebepler nelerdi?

Ermenistan, dünyadaki Hıristiyan devletlerin desteklediği bir Hıristiyan devletidir. Birinci Dünya Savaşı sırasında Türkleri arkadan vuran Ermenilerdi.  Batılı devletlerin kullandıkları bir alet gibiydiler. Rusya olsun, Almanya olsun, Fransa olsun zaman zaman Ermenileri hep kullandılar. Bugün de kullanıyorlar. Papa’nın açıklaması, Avrupa Parlamentosu’nun soykırım kararı aynı amaçladır. Bundan en çok zarar gören de Ermeni halkıdır. Ermeni Lobileri, bulundukları ülkelerde çok rahat içindedirler, işleri ve paraları vardır. Ama Ermenistan’daki halk, açlık, sefalet, işsizlik içindedir ve Ermenistan devamlı şekilde boşalmaktadır. Ermenistan’da 3 milyon olan nüfus bugün 1,5 milyona düşmüştür. Yanlış politikaları sonucu bıçağı kendilerine batırıyor ve tükeniyorlar. Bugün Ermeni gençleri orduya katılmak istemiyorlar. Bu sefaletin sebebi Ermeni Diasporası’dır. Bugünkü Ermenistan Başkanı Sarkisyan, Karabağ’da ordunun başındaydı,  Hocalı katliamını da yöneten kişidir.

 

Peki ama Türkiye bu oyuna nasıl geldi de o protokolü imzaladı?

Türkiye, Avrupa Birliği üyeliği ve dünyaya entegre olması için bu dayatmalara boyun eğiyor. Bugün Avrupa ülkelerinde, Amerika’da ve öteki ülkelerde 7,5 milyon Türk işçi ve işvereni var. Yapılan araştırmaya göre, bu yabancı ülkelerdeki Türkler, paralarını bankalardan çekerlerse büyük bir ekonomik krize neden olabilirler. Türkiye, diğer milletlerle iktisadi ve siyasi olarak iyi ilişkiler içinde olmalıdır. Bu protokol imzalandı ama Türkiye, işgal edilen Azerbaycan toprakları terk edilmeden sınır kapılarını açmayacağını da belirtti. Maalesef  belirtelim ki, Türkiye’den bazı siyasiler ve işadamları, sınırın açılması için baskı yaparlar! Bu protokol gündeme geldiğinde bizde de tedirginlik ve tepkiler oldu. “Bir millet iki devletiz” desek de birbirimizin dış politikalarına karışmayız. Ama bu konuda Türkiye halkı çok olumlu tavır ve tepki gösterdi. Türk halkının yüzde 95’inin tavrı bu yöndeydi.

 

ERMENİSTAN GERÇEK BİR DEVLET OLAMADI

Sarkisyan, eski Cumhurbaşkanı’nı futbol karşılaşmasına çağırdı, Abdullah Gül gitti. Ama şimdiki Cumhurbaşkanı, Sarkisyan’ı Çanakkale Anma etkinliğine davet etti gelmedi. Böyle bir davet yanlış değil midir?

Hem de çok çok yanlıştır. Türkiye, bir “Devlet” olarak her zaman elini uzatır. Ama Ermenistan, gerçek bir devlet gibi olamadı.

 

AZERİ-TÜRK DİASPORALARI

Biliyoruz ki; bugünkü Türkiye’yi parçalamaya yönelik Batılı devletlerin planları ve haritaları var. Ermeni Diasporası da ABD ve Fransa başta olmak üzere pek çok ülkede bu yönde çalışıyor. Peki, Türkiye’nin ve Azerbaycan’ın diasporaları ne yapıyor? Görevlerini gereği şekilde yapabiliyorlar mı? Bu çalışmalar gerekli mali ve manevi desteği alıyor mu?

Ulu Önder Haydar Aliyev’in talimatıyla bizim bu bakanlığımız kuruldu. Bunun asıl amacı, diasporalar ve bu mücadelede yer alan dernekler arkalarında bir devlet gücünü görmüş olsunlar. Ve devlet de her bir yardımını etmiş olsun.

Daha sonra, Cumhurbaşkanımız İlhan Aliyev’in talimatıyla, Türk ve Azerbaycan diasporasının bilgi stratejisinin belirlenmesi için, 2010’da Türk-Azerbaycan Diasporaları 1. Forumu yapıldı. Burada, İlhan Aliyev; “Bir millet iki devletiz” Ama bir milletin iki diasporası olamaz” dedi. Bizim beraber atacağımız adımlar, Türk ve Azerbaycan Diasporası’nın ekonomik, siyasi, medeni gelişmesi için biz birlikte olacağız. İkincisi; Türkiye’nin de Azerbaycan’ımızın da Dağlık Karabağ ve Sözde Ermeni Soykırımı gibi sorunları varsa, Ermenilere karşı bir olmak, birlikte hareket etmek, Ermenilerin üzerine hücuma geçmek ve susturmak, yani basın yoluyla hücuma geçmek ve onların dünyada yapmış olduklarını dünya kamuoyu ve toplumuna yalanlarını açıklamak için Türk ve Azerbaycan diasporası yurt dışında muhakkak birleşmelidir. Şükürler olsun ki, belirli ölçüde bu amaca ulaştık. Hele bu yıl, dünyanın bir çok ülkesinde baş verecek Ermeni yalanlarına karşı olan etkinliklerimiz var. ABD’de ve Avrupa’nın bir çok şehrinde nümayiş ve konferanslar formatında eylemlerimiz olacak. Burada dikkat edeceğimiz husus, bu mücadelede yer alan ve alacakların, siyasi görüş farklılıkları varsa bunu ülke içinde düşünmeleri, ortak mücadelede siyasal çatışma yaşanmamalıdır.

 

EN BÜYÜK DİASPORAMIZ TÜRKİYE’DEDİR

Türkiye’de toplumun önemli bir kısmı Türkiye’ye özgü sorunları bile çok iyi algılayamıyor. Azerbaycan’ın sorunlarını  ve ortak sorunlarımızı algılamakta da güçlük çeken bir kesim var. Bunları aydınlatmanın yolu da, Türk ve Azerbaycan derneklerinin düzenleyeceği etkinliklerle bilinçlendirme faaliyetleri olmalı. Bu konudaki çalışmaları nasıl buluyorsunuz? Bu çalışmaların Türkiye ölçeğinde yayılması için bir projeniz var mı?

Bugün, Türkiye’de faaliyet gösteren Azerbaycan Kültür Evleri ve Türkiye-Azerbaycan  Dernekleri Federasyonu   faaliyetlerini sürdürmektedir. Bugünkü durumda hepsi son derece aktif bir çalışma içindedirler ve biz de onlardan memnunuz. Ancak, bu da yeterli değil. Bugün dünyadaki en büyük diasporamız Türkiye’dedir. Bu diaspora sadece Azerbaycanlılardan değil, Türkiye’de yaşayan bütün Türklerden oluşmaktadır. Bu nedenle buradaki faaliyetler daha da güçlü olmalıdır. Bir süre önce bir milletvekili Azerbaycan’a geldi.  Azerbaycan’ı nasıl buldunuz? diye sordum; “ Ben Azerbaycan’ın başkenti Kabil diye bilirdim” dedi!”Sayın milletvekilim siz benimle şaka mı yapıyorsunuz?” dedim, dedi; ben böyle bilmezdim! Dedim: siz Azerbaycan televizyonunu hiç seyretmediniz mi? Hayır dedi. Dedim; Yazıklar olsun size!

 

İşte, Türkiye’deki demokrasinin düzeyi bu! Peki, bu faaliyetler sırasında dergiler çıkarılıyor, konferans ve paneller için salonlar kiralanıyor, ulaşım-konaklama giderleri oluyor. Bu derneklerin mali kaynaklarını sağlamada hem Azerbaycan’ın hem de Türkiye’nin desteği oluyor mu?

Evet destek veriliyor. Bizim bakanlığın oluşturulmasının bir amacı da budur.

 

HOCALI KATLİAMI; SABRIMIZ TÜKENEBİLİR!

Hocalı Katliamına Batılı devletlerin yaklaşımı nedir? Azerbaycan’dan silah zoruyla gasp edilen toprakları geri almak için neler yapılıyor? Barış yoluyla geri alınabilecek mi? Yoksa, sonunda bu topraklar silah gücüyle mi alınacak?

Yaptığımız çalışmalar sonucu ABD ve 10 kadar Avrupa Devleti, Hocalı olaylarını “soykırım”  olarak tanıyor. Öte yandan, geçmişte Azerbaycan ordusu zayıftı. Oysa bugün çok güçlü bir Azerbaycan ordusu var. Sürekli olarak da güçlenmektedir.  Biz bu meselelerin barış yoluyla halline çalışıyoruz. Bu yaklaşımımızı da herkese açıkladık. Amma, dünyanın büyük siyasi güçlerinin bu olayın çözümüne seyirci kalmaları halinde bizim de sabrımız tükenebilir. Ve askeri güçle geri almak zorunda kalabiliriz.

 

BİLAL BEY TEK BAŞINA BİR ORDU GİBİ…

İzmit’te faaliyet gösteren Azerbaycan Derneği’nin ve özellikle Bilal Dündar Bey’in çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Kartepe’de, Derince’de Haydar Aliyev Parkları, Sekapark’taki Azerbaycan Kültür Evi, Hocalı Şehitler Anıtı ve İlham Aliyev Hatıra Ormanı gibi faaliyetleri hemen aklıma gelenler. Bu çalışmaları yeterli buluyor musunuz?

Ben her zaman söylerim; Bilal Bey ve çalışma arkadaşları adeta bir “Diaspora Ordusu” gibi etkin faaliyetler içindedirler. Bilal Bey, tek başına bir ordunun göreceği işi görür. O’nun yapmış olduğu ve fakat görünmeyen işleri ve katkıları var. Siyasi partilerin Genel Başkanlarıyla, Meclis Başkanı ve bakanlarla görüşmeleri , bu görüşmelerde en etkin şekilde Azerbaycan problemlerini dile getirmesi, iki ülke arasındaki ilişkilerin en etkin şekilde sürdürülmesinde büyük emekleri vardır. Bu nedenledir ki, Devlet Başkanımız İlham Aliyev tarafından büyük bir ödülle takdir edildi. Ellerine emeklerine sağlık, hiç yaşlanmasın, Allah uzun ömür versin. Söyleşi: Mustafa Küpçü

bi-001.jpg

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim