• BIST 107.206
  • Altın 142,629
  • Dolar 3,5525
  • Euro 4,1323
  • Kocaeli : 31 °C
  • İstanbul : 31 °C
  • Sakarya : 31 °C

Hainlerin “Türkçe” ile dansı

M.Tanzer Ünal

Vah Türkiye, vah!
Hainler, köşe başlarını tutmuş, çoğu şeyi ters gösteriyorlar.
Utanmadan her akşam TV ekranlarında yalan söylüyorlar.
Neymiş?
Avrupa Birliği böyle öngörüyormuş…
Neymiş?
Dünya ile uyum içinde olmalıymışız…
Neymiş?
Bu, insanlık hakkıymış…
Ülkemizdeki “dil birliği”nden söz ediyorum.
Seçimlerden sonra, Recep Tayyip Erdoğan’ın “özgürlükçü” anayasası kabul edilirse, Türkiye’de artık “dil birliği” kalmayacak.
Anayasanın “değiştirilmesi dahi teklif edilemez” maddelerinden biri olan “Devletin resmi dili Türkçe’dir” maddesi tarih olacak.
Önce Kürtçe, arkasından diğer etnik diller birer birer anayasaya girecek.
Dil birliğinin ortadan kaldırılması, parçalanmanın ilk adımıdır.
Buna inanmayanlar, parçalanmış ülkelerin sürecini incelesinler.
***
“Dil birliği” hemen hemen her konuda bize akıl vermeyi seven ABD ve AB’de nasıl acaba?
ABD’nin üçte bir nüfusu İspanyol olduğuna göre, başımıza “demokrasi havarisi” kesilen bu ülkede İspanyollar kendi dillerinde eğitim yapabiliyorlar mı?
AB ülkelerinde, etnik gruplar kendi dillerini kullanabiliyorlar mı?
Bu konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ne diyor?
ABD’den başlayalım.
Dünyanın bu en uygar devletinde “tek dil” zorunluluğu var.
Nüfusu 350 milyon.
Bu nüfusun üçte biri, yani 120 milyonu İspanyol.
Çince’den İtalyanca’ya, Fransızca ve Almanya’ya kadar pek çok dil konuşuluyor.
Ancak “İngilizce Dil Birliği Kanunu”na göre, kamu ve özel tüm işyerlerinde İngilizce kullanılması zorunlu.
ABD, 2007 yılında, daha önceki kanunlarına ilaveten, daha ileri bir “İngilizce Dil Birliği Kanunu” çıkardı.
Daha yeni…
Dört yıl önce…
Bu ne demek?
ABD bile, “dil birliği”nin ne kadar önemli olduğunu, çıkardığı yeni bir kanunla vurguluyor.
ABD’nin 2007 yılında çıkardığı kanunun gerekçeleri şöyle:
1. İngilizce’nin “ABD’deki farklı etkin köken, kültür ve dilleri birleştiren temel olgu” olduğu gerçeğinin kabul edilmesi.
2. Eğitim ve resmi yazışma masraflarından tasarruf sağlamak.
3. Ülkedeki az gelişmiş bölgelerin dil farkı sebebiyle geri kalmalarını önlemek.
***
Gelelim Avrupa’ya…
Almanya’da, son 5 yılda, bazı eyaletlerde ders aralarında ve okul bahçelerinde dahi anadille konuşmak yasaklandı.
Slovakya, ülkedeki azınlıkların kamusal alanlarda kendi dilleri ile konuşmalarını yasakladı.
Slovakça dışındaki diller sadece evlerde konuşulabilecek.
Yasağa ihlal etmenin cezası 5.000 Euro.
Ülkedeki 500 bin Macar asıllı ve diğer azınlıklar karara isyan ettiler, ama AB’den bu yasağa karşı “tık” yok.
AB ve ABD, Slovakya hükümetine “Macar açılımı yapın, Macarca TV kurulsun, Macarlar ana dillerinde eğitim yapsın!” baskıları yapmıyor.
Fransa’da Alsascien, Bretonca ve Korsika’da kendi dillerinde eğitim ve yayın yasak.
Hiç kimse Fransa’ya, “Korsikaca, Baskça, Brötanca, Oksitanca, Provensçe TV kur, bu dillerde eğitim yap!” diyebiliyor mu?
Peki biz neden Kürtçe eğitim, TV ve radyo yayını yapmaya zorlanıyoruz?
AB üyesi veya adayı ülkelerden istenmeyen şeyler, neden Türkiye’den isteniyor?
Bunu hiç düşündünüz mü?
Türkiye’nin nasıl bir maceraya sürüklendiğinin farkında mısınız?
“Kürt açılımı Türkiye’yi AB’ye yakınlaştırıyor” diyen hainlerin, ne yapmak istediğini anladınız mı?
Başterörist, başkürtçü, Öcalan’ın bile Kürtçe bilmediği bir ortamda hangi kültürel haktan söz ediliyor?
Dikkat ettiniz mi?
Seçim mitinglerinde “Kürtçe” konuşmak serbest, ama mitinglerin tamamında “Türkçe” konuşuluyor.
Çünkü pek çoğu “Kürtçe” bilmiyor.
Kürtçe, zaten basit, kelime hazinesi kısıtlı, doğal ihtiyaçları karşılama amacını taşıyan bir konuşma dili…
***
Hainler, sık sık Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni dile getirirler.
10’ncu maddedeki ifade özgürlüğünü ön plana çıkararak, “Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir” derler.
Bunu söylerler, ama maddenin devamını getirmezler.
Maddenin devamı der ki:
“Bu özgürlük, ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü ve kamu düzeninin sağlanması amacıyla sınırlandırılabilir.”
***
Sonuç olarak:
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi dili Türkçe’dir” ilkesinin ortadan kaldırılması, bu ülkeye yapılacak en büyük hainliktir.
“Dil birliği”nin ortadan kalkması, toplumdaki ayrışmanın en büyük adımıdır.
“Dil birliği”ni kaldıranlar, tarihte hayırla yad edilmeyecektir.

Bu yazı toplam 1901 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim