• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli : 17 °C
  • İstanbul : 22 °C
  • Sakarya : 17 °C

Hakkı Korkmaz: Göçün önüne sanayi ile geçeriz

Hakkı Korkmaz: Göçün önüne sanayi ile geçeriz
Kandıra’nın bir değeri olarak ‘Yılın Markası’ seçilen Korkmaz Çelik’in sahibi Hakkı Korkmaz, ilçelerinde sanayiciler için daha fazla çalışma yapılması gerektiğini savundu.

Röportaj: Nuri AKÇAHARMAN

Gazeteniz Kocaeli tarafından düzenlenen geleneksel ‘Doruktakiler’ oylamasının 2016 yılı değerlendirmelerinde ‘Yılın Markası’ dalında ödüle Korkmaz Çelik seçildi. Firmanın Yönetim Kurulu Başkanı Hakkı Korkmaz ile firmanın yapılan çalışmaları hakkında görüştük. Buluşmamızda Korkmaz’a Teknik Müdür Makine Mühendisi Oral Canıgeniş, İmalat Sorumlusu Kimya ve Endüstri Mühendisi Yuşa Caner Cankurt eşlik etti.

 

“GÖÇÜN ÖNÜNE GEÇİLMELİ”

Hakkı Bey ile Kandıra’daki fabrikayı gezerek söyleşi yaptık. 60 ülkeye ihracat yapan Korkmaz, üç fabrikasında toplam binin üzerinde çalışanı ile Kandıra’nın gurur kaynağı olmuş. Görüşmemiz sırasında Hakkı Korkmaz’ın çok ilginç tespitlerini duyduk. O Kandıra’nın tanıtımının önemli olduğunu, özellikle ilçeden yaşanan genç göçünün önüne geçmek istediklerini dile getirdi.

 

“SANAYİCİNİN ÖNÜ AÇILSIN”

Göçün önüne yeni istihdam imkanları ile geçebileceklerini kaydeden Hakkı Korkmaz, “Kandıra, sadece iki aylık turizmle bir yere gelmez. Burada ilçede sanayicinin önü açılmalı. İlçenin insanı farklı bölgelere gitmek zorunda kalmamalı. Gençlerimiz eğitim için gittikleri illerde iş bulup yerleşiyorlar ve kalan hayatları orada devam ediyor. Neden Kandıra’nın evlatları hayatlarını kazanmak için göç etmeye mahkum olsun ki?” diyerek meseleye başka bir bakış açısı getiriyor.

 

Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

1944 yılında Kandıra'nın Pınarlı Köyü’nde doğdum. Babam Ahmet Korkmaz çiftçilik yapıyordu. Aynı zamanda da denizciydi. Bizde o yüzden denizci olmaya heves ettik, ama babam “Bu meslekte biz yıprandık siz yıpranmayın” dedi ve bize kıyamadığı için çalışmamız için İstanbul’a gönderdi. İlkokulu bitirdikten sonra 1 yıl Kur’an kursuna gittim.

 

İlk olarak iş hayatına ne zaman atıldınız?

13 yaşındayken İstanbul’da bakırcı çırağı olarak işe atıldım. Tahtakale’de teyzemin eşi bakırcıydı. Orada 3 yıl kadar çalıştım. Bakır ve alüminyum üretimi ile başladık. Zaman içinde paslanmaz çelik üretimi yapmaya başladık. O da isabet oldu. Kalfalığımda paslanmaz çelik işi ile uğraştım. O yüzden iş yeri açılır açılmaz direkt o işe başladık.

Paslanmaz çelik ile Türkiye’de ilk tencere üretenlerdeniz. Sonra yine aynı semtte başkasının yanında çalışmaya başladım. 17 yaşında kalfa oldum. Askere gidip geldikten sonra 10 yıl kadar kalfalık yaptım. 1972 yılında kendi işimi kurmaya başladım. İlk olarak 26 metrekare bodrum katında başladım. Şu anda 70 bin metrekare alanda hizmet veriyoruz. O tarihlerde 25-30 metrekarelik bir tezgahta çalışıyordum.

 

İş hayatınızdaki gelişim süreci nasıl işledi? İşlerin bu kadar büyüyeceğini hiç düşündünüz mü?

Ben yenilikçi bir insanım, araştırmayı seviyorum. 1972’den 1980 yılına kadar paslanmaz çelik ürettim. Çelik tabak, sini işini yapan ilk ben oldum. İki kişi çalışıyorduk. Bir ben vardım, bir de çırağım. O zamanlar çok hırslıydık. Yeni dükkan açtığımız için çok azimliydik. Fason işçiliği bıraktıktan sonra 1975 yılında tabak, sini gibi mal üretmeye başladım. Ürettiğimiz malları restoranları gezerek tanıtıyorduk. Daha sonra kar amaçlı değil de malı tanıtmak amaçlı bir toptancıyla anlaştık. 2-3 yıl o satmaya başladı. 1976 yılında ürünlerimize ‘Korkmaz’ etiketi yapıştırmaya başladık. Başarılı olmak tabi ki en büyük hedefimizdi. Ancak bu kadar ilerleyeceğimizi hayal edemezdim. Her seferinde iş yerlerini büyüterek yolumuza devam ettik.

 

İşleriniz büyüyünce Kandıra’ya dönmeye karar vermişsiniz. Peki, neden Kandıra’yı seçtiniz?

1996 yılında Kandıra’da fabrika açmaya karar verdik. O tarihte hem memleketimize katkı sunarız hem de büyüklerimizin yanına gideriz diye düşünerek karar verdik ve bu yeri aldık. 1-2 yıl içerisinde yerleştik. İstanbul Sancaktepe ve Tuzla ile Kandıra olmak üzere 3 fabrikamız var. Hepsi kendi yerimiz. O zamanlar Kandıra’daki fabrikamız 3 bin 700 metrekareydi. 1998 yılından bu yana Kandıra’da hizmet veriyoruz. ‘Neden Kandıra olmasın’ dedik. Paslanmaz çelik ürünlerin üretimi sadece Kandıra’da yapılıyor. Diğer ürünler ve elektrikli ev aletleri İstanbul’da üretiliyor. İki fabrikamız ve yaklaşık bine yakın şubemiz var.

 

Eski günlerle bugünleri kıyaslayacak olursak üretim teknikleri nasıl gelişti?

Üretimimiz hemen hemen 20 misli arttı diyebiliriz. Çaydanlık üretimine başladığım zamanlar günde 250 takım hazırladığımızda çok mutlu oluyorduk. Bizim için büyük bir başarı oluyordu. Bugün sadece günde 3 bin takım çaydanlık, 7 bin adet tencere üretiyoruz. Her geçen gün ürün yelpazemizi geliştiriyoruz. Şu anda yaklaşık 90 ülkeye ihracat yapıyoruz. Sektörde ihracatta birincilik ödülü aldık.

 

Bütün bu gelişim süreci nasıl oldu? Üretimde kullandığınız makineleri nasıl tedarik ediyorsunuz?

Bu süreç teknolojiye ayak uydurmanın sayesinde oldu. Teknolojiyi sürekli takip ediyoruz. Kendimiz yeniliyoruz. İmalatta kullandığımız makineler ve ünitelerin neredeyse hepsi sadece bizde var. Birçok makineyi kendi ürünümüzün özelliklerine göre, işi profesyonelce yapan uzmanlara ve mühendislere yaptırıyoruz.

Her bir makine onlarca kişinin yaptığı işi çok daha hızlı ve güvenle yapabiliyor. Makineler geliştikçe üretim de artıyor. Makinelerimiz üretim ve çalışanlar açısından olukça kullanışlıdır. Çalışanlar makinelere yardım ederek üretimi birlikte yapıyorlar. Ayrıca makinelerle doğrudan temas halinde değiller. Bu da iş kazalarını yok denilecek kadar azaltıyor. Şu anda Kandıra fabrikamızda 235 kişi çalışıyor. Çalışanlarımızın yüzde 35’i kadın. 2017 yılının haziran ayında yeni bir ünitemiz daha hizmete girecek. Böylece günde 7 bin adet ürettiğimiz paslanmaz çelik tencere adedi 12 binlere çıkacak.

 

Kandıra denilince akla ilk olarak deniz, tarım ve turizm geliyor. Kandıra’da sanayici olmanın zorluğu var mı?

Kandıra, turizmle bir yere gelmez. İki aylık bir sezonumuz var. Burada sanayi ve sanayici daha fazla açılmalı ki ilçenin insanı farklı bölgelere gitmek zorunda kalmasın. İlçedeki gençlerimiz eğitim için gittikleri illerde iş bulup yerleşiyorlar ve kalan hayatları orada devam ediyor. Neden Kandıra’nın evlatları hayatlarını kazanmak için göç etmeye mahkum olsun ki? Genç nüfus göçünü önlememiz gerekiyor. Böylece ilçemizde hem yaşam kalitesi artar hem de ekonomi canlanır.

 

Genç girişimcilere önerileriniz nelerdir?

Şimdiki gençler zaman geçirmek için masa başı işleri tercih ediyorlar. Sanayide çalışmak isteyen neredeyse kalmadı. İşçi bulmak her geçen gün zorlaşıyor. İş beğenmeme durumu var. Nitelikli eleman yok memlekette. Biz alıp öğretiyoruz. Türkiye’nin durumu zor. Böyle giderse yurt dışından ithal işçi getirip çalıştıracağız. Bu sadece sanayide değil her sektörde aynı. Kimse işini yapmıyor. Üretim toplumu olmamız gerekirken tüketim toplumu haline geldik. Üretime daha çok ağırlık vermemiz gerekiyor.

 

Gazetemiz tarafından düzenlenen ‘Doruktakiler 2016’ oylamasında ödüle layık görüldünüz. Neler söyleyeceksiniz?

Açıkçası bu tür organizasyonları çok önemli ve teşvik edici buluyorum. Kentin değerlerinin bu şekilde rağbet görmezi çok güzel. Kocaeli Gazetesi’nin düzenlendiği Doruktakiler 2016 organizasyonunda Yılın Markası seçildik. Bu bizi çok mutlu etti. Bizi seçen herkese çok teşekkür ederiz.

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim