• BIST 107.844
  • Altın 143,054
  • Dolar 3,5306
  • Euro 4,1345
  • Kocaeli : 23 °C
  • İstanbul : 23 °C
  • Sakarya : 23 °C

Hakkı verilmeyen Bayramlar…

Banu Gürer

Bayramlar neden bütünleştiricidir?

Daha doğrusu neden toplumların bütünleştirici unsurları olarak kabul edilir?

Çünkü bayramlar belli değerlerin simgesidir.

O değerlerin bütün toplum tarafından idrak ve ihya edilmesine vesile olan günlerdir.

Bayramlar ile söz konusu değerler zaman ve mekan farkına rağmen süreklilik gösterebilir…

En azından öyle olması beklenir…

İdrak etmekte olduğumuz Kurban Bayramını ve anlamını düşünelim…

Kurban Bayramı inanan insan için Allah’a (C.C.) teslimiyetin en önemli simgelerinden biridir…

Hz. İbrahim’in (A.S.), bizzat oğlu H.z İsmail (A.S.) ile bize model olarak öğrettiği gibi…

O teslimiyet ki insanın takvasının temelini oluşturur…

O nedenle ayet-i kerimede Allah’a (C.C.) ulaşanın kesilen kurbanların etleri veya kanları değil, kesenin “takvası” olduğu vurgulanmaktadır (Hac, 37)…

O teslimiyet ki insanın kendi menfaatinin üstünde değerler bulunduğunu ve kendi canına rağmen onlara sahip çıkması gerektiğini bize hatırlatır…

Tüm toplumu birleştiren bu değerlerin ne bireysel ne de grupların menfaatine feda edilemeyeceğini bize öğretir…

Allah’a (C.C.) gerçekten inanan insanın, nefsine zor gelse dahi, Allah’ın (C.C.) rızası hilafına hareket etmemesi gerektiğini bir kez daha düşündürür…

Bitmedi…

Kesilecek kurbanın eziyet çekmemesine dikkat etme zorunluluğu, insanın ölüm ile merhamet arasındaki dengeyi gözetmesinin gereğini bize göstermez mi?

İnsanın her türlü hareketinde aşırılıktan uzak durmasını, tüm tabiat dahil olmak üzere kendisi dışındaki her canlının kendisi sebebiyle sıkıntıya düşmemesi gerektiğini bize telkin etmez mi?

Kurbandan dağıtılacak hisselerin planlanması esnasında çevremizdeki ihtiyaç sahiplerini gözetmek, insanın sadece kendisinden sorumlu olmadığı bilincini aşılamaz mı?

Bayram vesilesi ile birbirimizi arayıp sormamız, yapılan akraba ve dost ziyaretleri, günümüzün yalnızlaşan insanına aslında yalnızlığın kader olmadığını öğretmez mi?

Dolayısıyla hayattan korkmasının gereksiz olduğunu?

Küskünlerin bayramda barışması, hayatın boşa harcanacak bir dakikasının dahi olmadığı, pişman olacağımız şeylerle karşılaşmadan önce tedbir almamız gerektiğini, kaybedebileceklerimiz üzerinden bize anlatmaz mı?

Ve tüm bunların bir toplum tarafından beraberce idrak edilmesi, o toplumun bütünleşmesine katkı sağlamaz mı?

İtiraz edebilir ve şöyle diyebilirsiniz: Kaç kişi bayramı böyle idrak ediyor?

Ben olması gerekenden bahsediyorum tabii…

Olması gerekeni yapabilsek halimiz böyle mi olur?

Cenab-ı Hak’tan hakkıyla idrak edilen nice bayramlara eriştirmesi niyazıyla Kurban Bayramımız mübarek ve hayırlara vesile olsun inşallah…

Not: Gelen sorular üzerine bir hususa açıklık getirmek isterim: Kurban ibadeti hususiyeti olan bir ibadettir. Dolayısıyla kurban kesmek yerine parasını hibe etmek bu ibadetin yerine geçmez. Zira sadaka vermenin yeri ayrı olduğu gibi kurban ibadeti sadece başkalarına da et yedirmek ya da ihtiyacı olanları gözetmek anlamına gelmemektedir.

Bu yazı toplam 1038 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim