• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli : 3 °C
  • İstanbul : 5 °C
  • Sakarya : 3 °C

HDP “Türkiye partisi” olamaz, çünkü…

M.Tanzer Ünal

Ermeni soykırımı iddiasıyla ilgili gelişmeleri biliyorsunuz…

24 Nisan yaklaştı ya, dünyadaki Türk ve Türkiye düşmanları birer birer gerçek yüzlerini göstermeye başladılar.

Ülkemiz yine “ihanet çemberi” ne alınmak isteniyor.

Vatikan dahil, dost bildiğimiz devletler dahil, uluslararası kuruluşlar dahil, başladılar Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üstüne çullanmaya.

“Ermenilere soykırım yaptığınızı kabul edin!”

Demeçler veriyorlar, meclislerinden kararlar çıkarıyorlar…

Amaçları belli, vatanımızı parçalamak, milletimizi ayrıştırmak!

Bu gelişmeler üzerine siyasi parti liderlerinden ilk “birlik beraberlik” çağırısı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan geldi.

“Bütün liderlerin imzasıyla ortak bildiri yayınlayalım!”

Bu çağrıya TBMM Başkanı Cemil Çiçek duyarlı davrandı, başta Avrupa Parlamentosu olmak üzere diğer devlet ve kurumların bu yöndeki kararlarını kınayan bir “karşı bildiri” metni hazırladı.

Bildiri metni, TBMM’de grubu bulunan dört partinin genel başkanına imzaya gönderildi.

Bildiriyi…

AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, imzaladı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, imzaladı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, imzaladı.

HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, imzalamadı.

 

Demirtaş, o bildiriyi neden imzalamadı?

İmzalasaydı, şaşardım…

Demirtaş o bildiriyi imzalamadı, imzalaması da mümkün değildi.

Neden imzalaması mümkün değildi, bakın anlatayım.

Öyle laf değil, belge ortaya koyuyorum.

Emperyalist devletler, geçmişte Osmanlı’yı parçalamak için “Ermeniler” i ve “Kürtçüler” i maşa olarak kullandılar.

Bunda başarılı da oldular.

Osmanlı’yı parçaladılar ve bu konuda kendilerine taşeronluk yapan Ermenilere ve Kürtçülere de “toprak” sözü verdiler.

Sevr Antlaşması’nda bununla ilgili maddeler vardır.

Sonra ne oldu?

Sonra Mustafa Kemal Kurtuluş Savaşı’nı başlattı, Sevr’i yırtıp attı, Lozan’ı imzalattı.

Böylece vatanımız oldu.

Böylece devletimiz kuruldu.

Emperyalist devletler, pes edip oturdular mı?

Pes etmiş göründüler, ama hiçbir zaman Türkiye’yi bölme sevdasından vazgeçmediler.

Cumhuriyet döneminde de Ermenileri ve Kürtçüleri başımıza bela ettiler.

Yıllardır çektiklerimiz bundan!

Lozan Antlaşması’nın hesaplaşması devam ediyor.

***

Şimdi gelelim sorunun cevabına…

Selahattin Demirtaş o bildiriyi imzalamadı, eğer imzalasaydı, Sevr Antlaşması’ndan sonra Ermeniler ile Kürtler arasında imzalanan “işbirliği protokolü” ne aykırı hareket etmiş olacaktı.

Selahattin Demirtaş’ın “Ermeni vukuatı” ilk değil.

İki yıl önce de TBMM Başkanlığı’na “1915 Ermeni olayları için Meclis’te komisyon kurulsun” diye önerge vermişti.

“Açılım süreci” safsatasına Ermenilerin de dahil edilmesini istiyordu.

95 yıl önce yaptıkları anlaşma bunu gerektiriyordu.

O tarihte(3 Mayıs 2013)de bir yazı yazmış, “Ermeni-Kürt ittifakı” nı bütün ayrıntılarıyla anlatmıştım.

Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in hazırladığı bildiriyi; AKP, CHP ve MHP liderlerinin imzalayıp da HDP lideri Selahattin Demirtaş’ın imzalamaması boşuna değil.

Öyle görünüyor ki, 95 yıl önceki anlaşma geçerliliğini bugün de sürdürüyor.

Kürtçüler, Ermeni ayrılıkçılara toz kondurmuyor.

İki yıl önceki yazımın başlığı “Ağzı açık barış budalaları, bu yazıyı iyi okuyun” idi.

Lütfen bu yazıyı tekrar okuyun!

Özellikle 19 maddelik Ermeni-Kürt anlaşmasındaki ifadelere dikkat edin.

Dikkat edin ki, bugünü daha iyi anlayasınız!

Yazının tamamını okuduktan sonra da kendi kendinize sorun, “HDP, söyledikleri gibi gerçekten Türkiye Partisi mi?”

 

“Ağzı açık barış budalaları” bu yazıyı iyi okuyun!

Herkes okusun…

Ama “ağzı açık barış budalaları” bu yazıyı daha dikkatli okusun!
İlk okuduklarında anlayamamışlarsa, ikinci kez okusunlar.
Yine anlamamışlarsa, söyleyecek sözüm yok.
Gitsinler, kafalarını duvara vursunlar.
Belki kendilerine gelirler.

***

Hani “barış” ve “kardeşlik” kelimelerini dilinden düşürmeyen, PKK’nın Meclis’teki temsilcisi, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş var ya…
Geçenlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bir “araştırma önergesi” verdi.
“1915 Ermeni olayları için Meclis’te komisyon kurulsun.”
Demirtaş, önerge isteğinin gerekçelerini şöyle açıklıyor:
“Birinci Dünya Savaşı’nın yaşandığı yıllarda meydana gelen tehcir ve sonrasının tartışmaları sürmektedir. Türkiye, bu yaşananları araştırmak için gerekli adımları uzun süre atmamış, mutabakat sağlanamamıştır. Taraflar gerçekleri açığa çıkarmak yerine, acıları kendi politik eylemlerinde malzeme olarak kullanmıştır. Tarihsel yüzleşme olmadıkça bu acıları kullanmak devam edecektir…”
Ya işte böyle!
Kürtçüler, alacaklarını aldılar ya…
Şimdi “Ermeni haklarının” peşine düştüler.
Şu 1915 Ermeni olayları bir araştırılsın!
Sonra sırada Çerkezler var, Lazlar var, Gürcüler var…
26 etnik millet…
Ne diyordu “hazret”?
“Sadece Kürtler değil, bu topraklarda yaşayan tüm halklar, hakkını almalı!”
Olur, oturalım paylaşalım…
ABD’ye uşaklık etmek parayla pulla değil ki!

***

“Kürt-Ermeni aşkı” nın depreşmesi, insanı ister istemez tarihe götürüyor.
Taşnak-Hoybun ittifakına…
Hainliğin start aldığı noktaya…
“Taşnak” ismini çok duymuşsunuzdur.
Esas ismi “Taşnaksutyun” dur.
Bizde “Taşnak Komitesi”, “Taşnak Partisi” veya “Taşnak Cemiyeti” olarak anılır.
Çoğunlukla kısaca “Taşnak” denir.
Taşnak, 1889 yılında ortaya çıktı.
Amacı, “bağımsız ve özgür Ermenistan” ı kurmak…
Osmanlı Devleti sınırları içinde Ermeniler için “özerk bölge” oluşturmak…
1890 yılından 1915’e kadar çeyrek asır boyunca yapmadığını bırakmadı.
*Diyarbakır’da Osmanlı yönetimine karşı silahlı direniş örgütledi.
*Van’da ayaklanma düzenledi.
*İstanbul’da Osmanlı Bankası’nı bastı.
*Doğu Anadolu’nun birçok yerinde kanlı olaylar düzenledi.
*1915 Van Ermeni isyanını başlattı.
Taşnak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasından sonra hedeflerini yeniledi.
*Sevr Anlaşması üzerinde durmaya devam edilecek. Bu anlaşma, davanın kilometre taşlarından biridir.
*Terör yoluyla soykırım iddiasının tanıtımı yapılacak.
*Soykırım iddiasının Türkiye tarafından tanınması sağlanacak.
*Türkiye, soykırım tazminatı ödemeye zorlanacak.
*Türkiye’nin işgali altındaki topraklar geri alınacak.
“Ermenilerin PKK’sı ve BDP’si” diyebileceğimiz Taşnak’ı sizlere kısaca anlatmaya çalıştım.

***

Gelelim Hoybun Cemiyeti’ne…
Hoybun’un Kürtçe adı, “benlik”…
1907 yılında “bağımsız Kürdistan” için kurulmuş.
Cemiyet, ilk toplantısını 1907 yılının şubat ayında, İngilizlerin Revanduz (Kuzey Irak’ta Erbil yakınlarında bir şehir)Kaymakamlığı’na getirdiği Seyyit Taha’nın evinde yapmış.
Diyeceksiniz ki, Taşnak ile Hoybun arasında ne ilişki var?
Hoybun-Taşnak ittifakı, yani Kürt-Ermeni ittifakı da nereden çıktı?
Anlatayım…
Osmanlı’yı parçalayan Sevr Antlaşması’ndan (1920) sonra Hoybun ve Taşnak yöneticileri buluşuyorlar ve ortak amaçları için bir anlaşma yapıyorlar.
“Parçalanan Osmanlı İmparatorluğu’nun hangi toprakları Ermenilere, hangi toprakları Kürtlere kalacak” anlaşması…
19 maddelik anlaşmayı okuyunca, Kürtlerle Ermeniler arasındaki ittifakın bugün de devam etmekte olduğunu görürüz.
Kürt-Ermeni anlaşmasının Fransızcadan çevrili metni aynen şöyle:
“İmzalayan taraflar olarak, sayın Vahan Papazyan, Taşnaksutyun Partisi’nin tam yetkili delegesi olarak bir yandan ve tümü Kürt Cephesi’nin merkez komitesi üyeleri olan Palu’dan Şeyh Ali Rıza Efendi, Dr. Şükrü Sekban Bey, Barazi Aşireti’nin lideri Mustafa Şahin Bey, Heverka Aşireti lideri Haco Ağa, Raman Aşireti lideri Emin Ağa, Süleymaniye’den Kerim Rüstem Bey, Van’dan Memduh Selim Bey ve Celadet Ali Bedirhan Bey, diğer yandan iki halkın birbirine karşı duyduğu çok sağlam kardeşlik duygularını göz önüne alır. Ari ırkından gelen bu iki halkın varlığını garanti altına almak için büyük bir işbirliğinin gerekliliğine inanır. Her iki halka canlılık veren politik bağımsızlık ve ulusal istemler arasında bulunan ortak noktayı göz önüne alır. Ve taraflar, aşağıdaki maddeleri kapsayan politik ve askeri işbirliği anlaşmasını imzaladıklarını beyan ederler.
MADDE 1 – Her iki taraf bağımsız bir Kürdistan’ın ve birleşik bir Ermenistan’ın kurulma hakkını karşılıklı olarak tanıyarak bu hakkın savunması için mümkün olan her türlü imkânı kullanarak birbirinin yardımına koşmayı kabul etmektedirler.
MADDE 2 – Her iki taraf hangi toprakların Ermenilere, hangilerinin Kürdistan’a ait olacağına bakmaksızın ve sadece iki ülkenin kurtuluşunu temel amaç edinmiş olarak ortak düşmana karşı savaşmaya devam edeceklerdir.
İki ulus arasındaki sınırlar aşağıdaki prensiplere göre belirlenecektir :
A) Yerli Kürt ve Ermeni nüfusunun savaştan (1914) önceki sayısı bu belirlemede temel alınacaktır.
B) Sevr antlaşması tarafından kabul edilen etnik ve hukuksal prensipleri kabul etmekle birlikte bu antlaşmanın Van, Bitlis ve Erzurum vilayetlerini Ermenistan’a bırakan 89.maddesini geçersiz saydığını ama bununla birlikte iki taraf da söz konusu vilayetler üzerinde karşılıklı hak taleplerine saygı göstereceklerini taahhüt ederler.
MADDE 3 – Mevcut anlaşma imza sahibi taraflar arasında, ortak düşman Turani – Türk öğesine karşı savunma ve saldırı işbirliği paktı olduğundan hangisi söz konusu düşmanın saldırısına uğrarsa diğer taraf saldırıyı püskürtmek için tek başına veya saldırıya uğramış tarafla birlikte hareket edeceğini kabul etmektedir.
Her iki taraf, kendi ülkelerini yabancı öğeleri kullanarak insanlardan boşaltmayı hedef alacak Türk hükümetinin her türlü girişimine karşı ortak bir şekilde savaşacaktır.
MADDE 4 – Taraflar, Ermeni- Kürt işbirliği düşüncesini yaymak ve her iki ülkede bu düşünceyi köklü bir hale getirmek için yazılı ve sözlü etkin bir propaganda yürüteceklerine söz vermektedir.
MADDE 5 – Taşnaksutyun Partisi, sahip olduğu organları aracılığı ile Avrupa ve Amerika kamuoyu ve politik çevrelerinde Kürt sorununun lehinde propaganda yapmaya ve aynı zamanda her türlü Turani-Türk provokasyon ve propagandasına karşı mücadele edeceğine söz vermektedir.
MADDE 6 – Taşnaksutyun Partisi, Kürt Ulusal Cephesi Hoybun’u geçici olarak sübvanse edeceğini ve cepheyi örgütleme işleri dahil her türlü konuda uzman olduğu teknik alanda ve manevi olarak yardımda bulunacağına söz vermektedir.
MADDE 7 - Taşnaksutyun Partisi, Kürt Ulusal Cephesi Hoybun’a Avrupa ülkeleri, Amerika ve Kürt sorunu ile direkt ilgisi olan diğer tüm ülke ve halkların Kürt davasına desteklerini sağlamak için yardım edeceklerdir.
MADDE 8 – Her iki taraf arasında ilişkiyi düzenli kılmak, gerekli görüldüğü takdirde Hoybun’un merkez komitesinin alacağı kararlara katılma, diğer tüm işlerde komiteye yardımcı olmak ve sıkı bir işbirliğini sağlamak amacıyla Taşnaksutyun Partisi’nin bir temsilcisi Kürt Ulusal Cephesi Hoybun’un merkez komitesi üyeleri arasında sürekli bulunacaktır.
MADDE 9 – Taşnaksutyun Partisi ve Kürt Ulusal Cephesi Hoybun, Ermenistan ve Kürdistan’ın kendilerine ait toprakları üzerinde bağımsızlıklarının tanınmaması nedeniyle Türkiye ile savaş içinde olduklarını kabul ederler. Dolayısıyla anlaşan taraflar olarak ikisi arasında ön bir anlaşma sağlanmadan taraflardan hiçbirinin ne Türk hükümeti ne de başka bir hükümetle ilişkiye girmeyecekleri konusunda birbirlerine karşı sorumludurlar.
MADDE 10 – İki tarafın hazırladığı rapor gereğince Taşnaksutyun Partisi askeri gücünü eylem (operasyon) halindeki Kürt güçlerine katacak ve söz konusu eylemler için gerekli olan silah ve mühimmatı sağlamaya çalışacaktır.
Taşnaksutyun Partisi, Kürt Genelkurmayı veya Hoybun Merkez Komitesi nezdinde ve teknisyenlerin eşliğinde bir askeri ataşeyi tayin edecektir. Bu ataşe teknisyenlerce alınacak kararlara ve gerçekleştirilecek eylemlere gerçek bir işbirliği ve dostluk çerçevesinde katılacaklardır.
MADDE 11 – Genel politik alanda alınacak kararlar her iki tarafın tayin edeceği delegelerden oluşacak bir komisyon tarafından uygulanacak ve ihtiyaç duyulduğu takdirde kararların uygulanması taraflardan herhangi birinin belirleyeceği bir ya da birden çok delegenin inisiyatifine de bırakılabilecektir.
MADDE 12 – Taşnaksutyun Partisi Kürt teknisyen, propagandacı ve organizatörlerin eğitimi için hazırlanacak derslere maddi ve manevi desteği vermeyi kabul etmektedir.
MADDE 13 – Her iki taraf bu anlaşmanın esaslarına uygun olarak, bir yıllık süre içinde transit geçişler, gümrük kapıları ve işlemleri, azınlık hakları, ahali (göçmen) mübadelesi ve bu anlaşmanın içinde yer almayan diğer tüm konulara ilişkin yeni anlaşmalar gerçekleştirmeye kendilerini yükümlü kılmaktadırlar. Muhtemel bir Ermeni – Kürt Konfederasyonu kurmaya ilişkin sorun da taraflarca göz önüne alınacaktır.
MADDE 14 – Taraflar kendilerine verilecek toprak miktarına göre paylarına düşecek kamu borçlarını ödemeyi kabul edeceklerini taahhüt etmektedirler. Aynı şekilde taraflar, yabancıların madenler ve demiryolu üzerindeki daha önce kabul edilmiş tüm imtiyazlarını tanıyacaklarını kabul etmektedirler.
MADDE 15 – Gerek mevcut anlaşmanın dışında kalan sorunlarla ilgili gerek yorum farklarından kaynaklanacak her türlü anlaşmazlıkta taraflarca belirlenecek bir uzlaşmacının kararına başvurulacaktır.
MADDE 16 – Bu askeri ve siyasi anlaşma gizli tutulacaktır. Taraflardan birinin anlaşmayı kısmen veya tamamen üçüncü bir tarafa bildirme gereğine inandığı takdirde anlaşmanın ikinci tarafının izninin önceden alınması zorunlu olacaktır.
MADDE 17 – Kendi özgürlük ve bağımsızlıkları için sürdürdükleri ortak savaş sona erinceye kadar mevcut anlaşma her iki ülke arasındaki tüm ilişkileri düzenleyecektir. Bu anlaşmada yapılacak her türlü ekleme ve değiştirmenin iki tarafın onayı ile olması zorunludur.
MADDE 18 – Bu askeri ve siyasi anlaşma iki taraf arasında imzalandığı günden itibaren yürürlüğe girecektir.
MADDE 19 – Bu anlaşma Fransızca yazılmış olup iki nüshadan oluşmaktadır.


Okudunuz mu?
Ermenilerle Kürtlerin neden “yeminli Türk düşmanı” olduğunu anladınız mı?
PKK ve BDP’li Selahattin Demirtaş’ın, neden TBMM Başkanlığı’na Ermeni soykırımı ile ilgili araştırma önergesi verdiğini kavrayabildiniz mi?
Mesele yok o zaman!
“Ağzı açık barış budalası” olmaktan kurtuldunuz.
Türkiye barışa değil, parçalanmaya gidiyor, parçalanmaya!
BDP, kendi haklarını aldı, şimdi Ermeni haklarının peşinde.
Çünkü anlaşmaları böyle!

Bu yazı toplam 1111 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
PAŞALI HAKKI
18 Nisan 2015 Cumartesi 13:06
13:06
Selahattin Demirtaş yada Abdullah Öcalan ne farkeder öcalanın ermeni olduğunu bilmeyen kaldımı eski adı ASALA değilmi örgütün onların hepsi eğlencelik ne kürt devleti nede başka bir şey sadece BOP Meselesi var oda izrailin en büyük hayali büyük izrail devletinin 2023 yılına kadar kurulması inançları bu diğerleri oyalamaca birbirine tokuşturma parçalama oyunları
hasan
18 Nisan 2015 Cumartesi 02:45
02:45
Ben SYKP'liyim, ben hakkımı almadım ama Ermenilerin haklarının peşindeyim. Aramızda da anlaşma olmadı ?
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim