• BIST 97.650
  • Altın 144,751
  • Dolar 3,5626
  • Euro 3,9734
  • Kocaeli : 16 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 16 °C

Helâl-haram bilinci (2)

Mehmet Sönmezoğlu

Helâl-haram kılma yetkisi sadece Allah’a aittir. Allahu Teâlâ, helâl ve haram hükümlerini Kur’an-ı Kerim ve elçisi Hz. Muhammed (s.a.s.) vasıtasıyla açıklamıştır. Buna göre helâl ve haram hükümlerinin kaynağı Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber (s.a.s.)’dir.  Allah’ın izin vermediği hiç kimse neyin helâl, neyin haram olduğu konusunda hüküm veremez. Kur’an-ı Kerim’de, “De ki: Allah’ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı? …” (Ar’âf, 7/32) buyrulmak suretiyle Allah’tan başkasının haram kılma yetkisinin bulunmadığı vurgulanmaktadır. Yine Kur’an’da, insanların hüküm vermeleri konusunda uyarılarda bulunulmaktadır: “Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, “Şu helâldir”, “Şu haramdır” demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler.” (Nahl, 16/116)

 

Kur’an-ı Kerim’de bildirilen helâl ve haramlardan bazıları şunlardır: “… Allah, alışverişi helâl, fâizi haram kılmıştır...” (Bakara, 2/275); “Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı.” ﴾Bakara, 2/173﴿ “Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.” (Mâide, 5/90); “Sizin için de yolcular için de bir geçimlik olmak üzere deniz avı yapmak ve deniz ürünlerini yemek sizlere helal kılındı. Kara avı ise ihramlı olduğunuz sürece size haram kılındı...” (Mâide, 5/96); “Yiyin için fakat israf etmeyin.” (A’râf, 7/31)

 

Hz. Peygamber  (s.a.s.) de, Allah’ın vahiyle gelen helâl ve haramı bildirmiş, ayrıca vahiyde açıkça belirtilmeyen şeyleri insanlara açıklamıştır. Bunun yanında Allah’tan aldığı bilgiye dayanarak bazı şeyleri de haram kılmıştır. (Bkz. DİB. Dini Kavramlar Sözlüğü, sh. 252)

 

Bunlardan birkaç örnek: “Bir Müslümanın, din kardeşini üç günden fazla terketmesi helâl değildir.” (Buharî, Edeb, 57); “Zandan sakının. Çünkü zan, sözlerin en yalan olanıdır. Başkalarının (aralarında özel) konuştuklarını dinlemeyin, ayıplarını araştırmayın, birbirinize karşı övünüp böbürlenmeyin, birbirinizi kıskanmayın, kin tutmayın, yüz çevirmeyin.” (Müslim, Birr, 30); “Her Müslümanın öteki Müslümana kanı, ırzı ve malı haramdır.” (Müslim, Birr, 32); Câbir (r.a.) şöyle dedi: “Resûlullah (s.a.s.) kabrin kireçlenmesini, üzerine oturulmasını ve kabir üzerine bina yapılmasını yasakladı.” (Müslim, Cenâiz, 94)

 

Kur’an’da, Allah Resûlü’nün mü’minlere iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kıldığı bildirilmektedir. (A’râf, 7/157) Ahzâb suresi 36. ayette ise, mü’minlere Allah ve Resûlü’nün hükümlerine tereddütsüz itaat etmeleri emredilmektedir. Hz. Peygamber (s.a.s.) de şöyle buyurmuştur: “Dikkat edin, bana Kitap ve onun bir misli verildi. Dikkat edin, karnı tok birinin koltuğuna yaslanarak size: ‘Bu Kur’an’a uymanız gerekir. Onda helâl bulduklarınız helâl, haram bulduklarınız haramdır (başka kaynağa ihtiyacınız yoktur)’ demesi yakındır. Dikkat edin Allah elçisinin haram kıldıkları, Allah’ın haram kıldıkları gibidir.” (İbn Mâce, Mukaddime, 2; Tirmizî, İlim, 10) Kur’an’da bildirilen helâl-haram hükümlerini kabul edip de Hz. Peygamber (s.a.s.)’in açıklamış olduğu hükümleri kabul etmemek iman ile bağdaşmaz. Müslümanlar bu konuda çok dikkatli ve hassas olmalıdırlar. 

 

Şüpheli şeylerden de sakınmak gerekir. Kesin olarak haram veya helâl olduğu belli olan şeyler arasında haram olup olmadığı insanlar tarafından anlaşılamayan şüpheli şeyler de vardır. Bunlardan da sakınmak gerekir. Şu hadis-i şerif, şüpheli şeyler konusunda gösterilmesi gereken hassasiyetin önemini açıkça ortaya koymaktadır: “Helâl belli, haram bellidir. Bu ikisinin arasında birçok kişinin bilmediği şüpheli şeyler vardır. Kişi bunlardan sakınırsa dinini, onur ve haysiyetini korumuş olur. Şüpheli şeylerden kaçınmayanlar, koruluğun kenarında hayvanlarını otlatan kimse gibidir. Kolladığı hayvanların her an koruluğa girmesi mümkündür. Dikkat edin her hükümdarın bir koruluğu vardır, Allah’ın koruluğu da haram kıldığı şeylerdir...”  (Buharî, İman, 39; Müslim, Müsâkat, 107-108)

 

Sonuç olarak; insanlar için neyin faydalı, neyin zararlı olduğunu Yüce Allah’tan başkası tam manasıyla bilemez. Bu yönüyle baktığımızda yine Allah’tan başkasının helâl-haram hükmü koymasının kabul edilemez olduğu görülmektedir. İnsana düşen görev, işine geldiği gibi helâl ve haram uydurmak, haramların bir kısmını küçük görerek önemsememek değil; dinimizce helâl kabul edilen şeylerle yetinmek, haramlardan da bütün gücüyle sakınmaktır. Allah’ın ve O’nun peygamberinin koyduğu haram ve helâl ölçülerini tanımamak, helâl kılınanlara haram; haram kabul edilenlere de helâl demek büyük günahtır.

 

Dinimize göre bile bile haram işlemek, haramlarda ısrar etmek büyük günahtır. Haramlardan bir an önce vazgeçilmeli ve pişmanlık duyup tövbe edilmelidir. Mü’minler olarak, helâl-haram duyarlılığımızı muhafaza etmeli, Allah’ın helâl kıldığı şeylerle yetinmeli ve haramlardan ateşten kaçar gibi uzak durmalıyız.

Bu yazı toplam 921 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim