• BIST 97.859
  • Altın 145,775
  • Dolar 3,5783
  • Euro 3,9984
  • Kocaeli : 19 °C
  • İstanbul : 23 °C
  • Sakarya : 19 °C

Helal Lokma

Banu Gürer

Konu için belki geç kaldığımı düşünenleriniz olabilir, ancak geç kalma nedenimi dedikoduya girmemek açısından zikretmemeyi tercih edeceğim.
Hiç değinmemektense geç de olsa değinmek daha iyidir düşüncesiyle dinimizin çok önem atfettiği bir değer olan "helal lokma" kavramına dair bir takım hususları sizlerle paylaşmak isterim.
Neden helal lokma?
İlk insandan bu yana insanoğlunun en zayıf yönlerinden biri olduğu için.
Zira İslam'a göre Hz. Adem'in ilk hatasının sebebidir:
"Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz. Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedî kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı. Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim” diye de onlara yemin etti. Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab’leri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi.” (A'raf, 19-22)
Âyet-i kerîme iki önemli hususa dikkat çekiyor: İnsanoğlunun harama yani yasağa olan zaafına ve haramın insanın manevî dünyasında meydana getirdiği tesire.
Birincisi insanın hataya düşmesinde etkendir. Dolayısıyla kişinin iradesini kuvvetlendirmesi, bir başka ifadeyle "nefsini terbiye etmesi", zaaflarının kölesi değil, onların hakimi olmayı beraberinde getirecektir. Din eğitiminin temel hedeflerinden biri de budur.
İkinci husus ise yenmesi yasak olan yani "haram" lokmanın insandaki hayâ duygusunu ortadan kaldırmasıdır. Zira yasağın ihlâl edilmesine binaen Hz. Adem ile Hz. Havva'nın edep yerlerinin açılması, haram lokmanın insanın manevî dünyasında meydana getireceği olumsuz değişime dair bir uyarı olarak algılanmalıdır (Bayraktar Bayraklı, Kur'ân'da İçsel, Sosyal, Maddî Çevre Kavramları, İstanbul 2009, s. 103.)
Haya duygusu ortadan kalkarsa ne olur?
İnsan ne yalan söylemekten utanır ne de edeb duygusunu taşımamaktan.
Karakter zaafiyeti gösterir, hakarete uğrasa gururunu, vakarını korumaktan aciz kalır ve bunun ya farkına varamaz ya da varsa da oralı olmaz...
Kültürümüzde bu durum ne güzel ifade edilmiştir: "Helal süt emmiş kişi"...
İşte bu nedenle bizim analarımız için çocuklarının kursağından "alın terine" dayanmayan yani hakedilmiş olmayan ve "meşru yollarla elde edilmemiş" tek bir lokmanın geçmemesi önemlidir...
Onun için "helal süt" vermeye gayret ederler...
Bilirler ki helaline haram karıştıranın yalandan, kul hakkından, ahlaksızlıktan korkması beklenemez...
Böylelerinin yüzü dahi kızarmaz...
İşte bizim analarımızın çocuk eğitirken "helal lokmayı" temele almalarının ana sebebi budur.
Çünkü Kur'an da insanın maddî ve manevî gelişimi açısından helal lokmayı dikkat edilmesi gereken esas değerlerden biri olarak ortaya koyar.
Bugün bu önemli değerin farkında olan, daha doğrusu lafta değil özde dikkat edenlerin çoğunlukta olduğunu söylemek mümkün müdür?
Açıkçası ben mümkün görmüyorum.
Hal böyle olunca yanlışlar dahi doğru olarak insanlara sunulabiliyor ve insanlar "haramı" kendi zihninde "helalleştirebiliyor."
Bir nevi "meşrulaştırabiliyor".
Herkes kendine göre bu "meşrulaştırmanın" nedenini de oluşturuyor tabii... Ne de olsa minareyi çalan kılıfını hazırlarmış...
Ve neticede insanların kalpleri ve gönülleri gerçeği göremeyecek kadar kapalı bir hale gelebiliyor...
Bu nedenle Cenab-ı Hak her işimizde harama bulaşmakta bizleri muhafaza eylesin!
Aksi halde cennetten cehenneme geçişi dünyada yaşayacağımızı çevremizdeki pek çok örnekten de görmek mümkün...

Bu yazı toplam 1063 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim