• BIST 102.270
  • Altın 149,533
  • Dolar 3,5485
  • Euro 4,2033
  • Kocaeli : 19 °C
  • İstanbul : 22 °C
  • Sakarya : 19 °C

Hepimiz, bu operasyonu yapanlara teşekkür borçluyuz!

M.Tanzer Ünal


******
William Shakespeare’nin Hamlet’teki o cümlesini hatırladınız mı?
“Danimarka devletinde kokuşmuş bir şey var…”
Demek, devletlerde kokuşmuşluk bitmiyor.
Tarihler boyunca devam ediyor.
Son operasyon, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de artık kokuştuğunu ortaya koydu.
Bu kokuşmuşluğun sorumlusu, AKP…
AKP, artık devleti yönetme yeteneğini tamamen kaybetti.
Her kapının altından pislik akıyor!
Ne diyordu Başbakan Erdoğan?
“Kimse bizim dönemimizde 5 kuruşluk yolsuzluk yapıldığını iddia edemez…”
Doğru söylüyor…
Efendim, beş kuruşa tenezzül eden kim?
Milyon dolarlar “ham” edilip yutulmuş.
Rüşvet paralarını saymak için “para sayma makineleri” kullanılır olmuş.
*******
Dikkat ettiniz mi?
Başbakan Erdoğan, 11 yıllık AKP iktidarı döneminde, “yenmesi gereken” hiçbir çalışma arkadaşını, “yedirmedi”.
Adları “yolsuzluğa” ve “densizliğe” karışan arkadaşlarını hep “kutsal ittifak” şemsiyesi altında tuttu.
Kıllarına helâl getirtmedi.
Tam aksine karşı tarafı suçladı.
Son operasyonda da aynı tutumu sergiledi.
İlk günkü demecini hatırlayın!
“Birilerinin topu tüfeği, birilerinin her türlü hilesi hurdası varsa, bizim de Allah’ımız var. Hiç kimse benim ülkemde çirkin tuzaklar kuramaz. Hiçbir tehdide boyun eğmeyeceğiz!”
Buyurun bakalım!
Demek, yapılan bu operasyon, bir “hile hurda” operasyonu!
Demek, bu operasyon bir “tuzak”, bir “tehdit”!
Neymiş?
Birilerinin hilesi hurdası, topu tüfeği varsa, AKP’lilerin de Allah’ı varmış!
Sanki Allah sadece onların!
Diğer insanların Allah’ı yok…
Allah onların da, Allah kul hakkını, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyin mi diyor?
Allah, rüşvet alın, yolsuzluk yapın mı diyor?
İnsanları hor görün, sizden olmayanları dışlayın, adaletsiz olun mu diyor?
Hangisini söylüyor?
*********
Şimdi ortada bir operasyon var.
Banka genel müdürü, işadamları, Bakanlar, Bakan çocukları, belli ki çete kurmuşlar, sahip oldukları gücü ranta çevirmişler.
Bunlar iddia demiyorum, tüm suçları teknik takip sonucu ortada…
Kim ne almış, kim ne vermiş…
Her şey bu kadar netken…
Başbakan Erdoğan ve yardımcıları…
Suçluların üzerine gideceklerine…
Suçluları ortaya çıkaranlara saldırıyorlar.
Suçu ve suçluları koruyorlar, operasyonu yapanları görevden alıyorlar.
Halk Bankası Genel Müdürü’nün evinde ayakkabı kutularının içinde 4. 5 milyon dolar bulunuyor, Başbakan Erdoğan hâlâ bu durumu, “Dış güçler milli bankalarımızı yıpratmak istiyorlar” diye savunuyor.
Böyle şey olur mu?
Biz, toplum olarak, operasyonu yapanlara teşekkür borçluyuz.
Onlar bu operasyonu yapmasalardı, bu pislikler ortaya dökülmeyecekti.


Hükümet, operasyonu yapan şube müdürlerini görevden almakla suç işliyor
*********
Ben hukukçu değilim.
Ama hukukla mesleğimle ilgili konularda ilgiliyim.
Kafama takılan konuları, bilmiyorsam, ya açıp okuyorum veya bilgisine güvendiğim kişilere soruyorum.
Son operasyonla ilgili, suç ve suçlular bir tarafa bırakıldı, operasyonda görevli şube müdürleri suçlu ilan edildi.
Görevlerinden alındı, itibarsızlaştırıldı…
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın televizyondaki açıklamalarına bakarsak…
Efendim, şube müdürleri “idari gereklilik” nedeniyle görevden alınmışlar. Görevlerini kötüye kullanmışlar…
Nasıl kötüye kullanmışlar?
Operasyonu üstlerine haber vermemişler…
Bu nedenle de İstanbul ve Ankara Valileri ile Emniyet Müdürleri, en nihayet İçişleri Bakanı, operasyonu, operasyon yapıldıktan sonra öğrenmiş.
Çok mahcup olmuşlar…
Bu böyle olmamalıymış…
Ya nasıl olmalıymış?
Söyleyin nasıl olmalıymış?
Daha önce bir yetkili, İçişleri Bakanı Muammer Güler’e gidip, “Yarın sabah oğlunuzu rüşvetten gözaltına alacağız” demeliymiş…
Anladınız mı? İşte bu nedenle operasyonda görevli şube müdürleri görevlerini kötüye kullanmışlar.
Gerçekten öyle mi?
Şube müdürleri, Bülent Arınç’ın söylediği gibi, operasyonu üstlerine haber vermeli miydi?
Yaptıkları doğru, kesinlikle haber vermemeliydi.
Nedenini anlatayım.
Polisin birbirinden farklı iki görevi var.
Birincisi, suç işlenmesini önlemek…
İkincisi, suç işlendikten sonra suç işleyenleri yakalayıp yargıya teslim etmek…
Birincisine “asayiş” görevi, ikincisine ise “adli kolluk görevi” deniyor.
Polisler, birinci görev durumlarında, kendi sıra amirlerine, kaymakam ve vali gibi mülki amirlere bağlıdırlar.
İkinci görevlerinde, yani “adli kolluk görevleri” nde ise savcıların emrinde çalışırlar.
Polis, soruşturma sırasında, savcının eli ayağıdır.
Ve savcılık soruşturmaları “gizli” dir.
Soruşturma tamamlanmadan, soruşturma ile ilgili dışarıya haber sızdırmak suçtur.
Eğer savcı gerek görürse, asayiş yönünden gerek varsa, soruşturma konusunda mülki amirlere bilgi verir. Eğer yoksa, soruşturma gizli tutulur.
Olaya bu yönüyle baktığımızda, operasyonda görevli şube müdürlerini “Neden bunu üstlerinize haber vermediniz” diye suçlamak, saçmalıktır, hukuksuzluktur.
Eğer o şube müdürleri operasyonu üstlerine haber verselerdi, suç işlemiş olurlardı.
Şimdi suç işleyen taraf, hükümet…
Bu tam bir skandal!
Görevlerini hukuk kuralları içinde yapanlar, görevlerinden alındılar.
Bu bir taraftan yargıya müdahaledir, diğer taraftan da kolluk kuvvetlerinin görevlerini yapmalarını engellemektir.
Neresinden bakarsanız bakın, rüşvet ve yolsuzluk konusunda hükümetin takındığı tavır çok çirkin!









Bu yazı toplam 1074 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim