• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli : 30 °C
  • İstanbul : 30 °C
  • Sakarya : 30 °C

Her şey çok güzel oluyor, çoook…

M.Tanzer Ünal

AKP’yi ne kadar kutlasak az.
Vallahi az…
2002’de, yani bu güzide partimizin tek başına iktidara geldiği yıl, PKK terörü sıfırlanmıştı.
Aradan 9 yıl geçti…
PKK, 9 yılda, AKP sayesinde “demokratik özerklik” ilan edecek güce erişti.
Yine 9 yılda, NATO’nun ikinci büyük ordusuna kafa tutacak cürete ulaştı…
Bu söylediklerimin aksini düşünen varsa, her zaman ve her zeminde tartışmaya hazırım.
*******
Peki, AKP bunu neden yaptı, PKK’yı tepemize neden çıkardı?
Çünkü AKP iktidara gelirken, ABD’ye vaatlerde bulundu.
Daha doğrusu bazı vaatler karşılığı AKP iktidara getirildi, Recep Tayyip Erdoğan başbakan yapıldı.
Bunu, daha önceki yazılarımda da yazdım.
ABD’nin 9 isteği (daha kibar ifadeyle ricası) ve AKP’nin 9 vaadi…
Bunlardan biri, Kürtçüler’e özerklik…
Güneydoğu ve Doğu Anadolu’nun bir bölümünün Türkiye’den koparılması…
Tabii bunu “bizimkiler”e farklı anlattılar.
“Türkiye, bölgenin lideri olacak. Emperyal bir ülke olacaksınız. Recep Tayyip Bey de bölge lideri… Ancak kendi içinizdeki şu küçük sorunları bir çözün! Kürt sorunu, Ermeni sorunu, Kıbrıs sorunu… Zaten bütün bu bölgeler sizin sorumluluğunuzda olacak. Suriye ve Irak’ın kuzeyi… Hazar’a kadar olan İran… Ermenistan ve Azerbaycan…”
ABD, ”Sen aslansın, sen kaplansın” dedikçe , “bizimkiler”de güç şımarıklığı başladı.
Havaları değişti…
Yürüyüşleri farklılaştı…
İyi de, durup dururken konuya nasıl gireceklerdi?
Bir “uyduruk proje” attılar ortaya…
Dediler ki, “Kürt açılımı” başlatıyoruz.
Baktılar ki, tepki var, “Kürt açılımı”nı çeviriverdiler, adına “Demokratik açılım” dediler.
İşte o günleri bir gözünüzün önüne getirin!
Ne “şenlikli” günlerdi…
Tüm Türkiye’de “açılım rüzgarı” esiyordu.
Her gün “açılım toplantıları” düzenleniyordu.
O “başbakan görmemiş” sanatçı müsvetteleri, ağızları açık “açılım masalları” dinliyorlardı.
Bazıları, toplantı sonunda kendilerine uzatılan mikrofonlara, “Valla açılım güzel bir şey… Başbakanımız anlattı… İnşallah hayırlı olur…” şeklinde alık alık açıklamalar yapıyordu.
“Açılım” dediğin nedir?
Trene nerede binip, nerede ineceksin?
Ne alıp, ne satacaksın?
İn midir, cin midir, nedir bu açılım?
“Başaçılımcılar” Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”açılım”ı sır gibi saklıyorlardı.
Bizler biliyorduk…
Ama onlar, toplumun karşısına geçip, “açılım”ın ne anlama geldiğini açıklamaktan korkuyorlardı.
Yalnız toplumun yarısına, “açılım”ın “faydalı bir şey” olduğuna inandırmışlardı.
Cumhurbaşkanı Gül, gittiği her yerde “Her şey çok güzel olacak” şeklinde demeçler veriyordu.
Koskoca Cumhurbaşkanı, “açılım” için, “Her şey çok güzel olacak” diyorsa, bir bildiği vardı.
Sonra ne demişti?
“Biz çözemezsek başkaları çözer…”
Ne idi bu çözülecek şey?
Başkaları kimdi?
Bu bir tehdit miydi?
Kendilerine, “Kürt sorununu çözün, yoksa biz çözeriz” mi denmişti?
Cumhurbaşkanı Gül, bir cümle konuşuyor, devamını getirmiyordu.
Gül’den, başka “açılım şov”lar da izledik.
2009 Ağustos’unda Bitlis’in Güroymak İlçesi’ne gittiğinde, “Norşin’e gelmekten mutluyum” diye konuşmuş, teröristleri yüreklendirmişti.
Başbakan Erdoğan ise “Analar ağlamasın” diyordu…
“Hepimiz kardeşiz” diyordu…
Hemen arkasından ilk “kardeşlik adımları” atıldı.
İktidar, PKK ile anlaştı, Habur Sınır Kapısı’ndan bir terörist kafilesi üniformaları ile giriş yaptı.
Büyük törenlerle karşılandılar.
Önce ifadelerinin alınması gerekiyordu, iktidar Habur’a “Mobil Mahkeme” gönderdi.
Böyle bir uygulama, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihinde ilk defa oluyordu.
Ben, terörle sorunu olan diğer ülkelerde de böyle bir uygulama yapıldığını sanmıyorum.
Teröristin ayağına “çadır mahkeme” götürmek…
Bir devlet için inanılmaz aşağılık bir hareket idi…
Türkiye bu duruma düşürüldü.
Göstermelik ifadeler alındı, teröristlerin hepsi serbest bırakıldı.
Çünkü Adalet Bakanlığı’ndan mahkemeye emir gitmişti:
“Açılım başlattık, ifadelerini alın, hepsini serbest bırakın!”
***********
İşte bu “Habur olayı”, teröristlerin baş tacı edilmesi olayı idi.
PKK’lılar iyice azdılar…
ABD’den de buldukları yüzle, kimseyi “iplemez” hale geldiler.
Yaşadığımız son olaylar, şimdiye kadar verilen tavizlerin bir sonucu.
Buyurun bakalım!
“Her şey çok güzel olacak” ha…
Çok güzel oluyor, çoook…
“Biz çözemezsek başkaları çözer” ha…
Çözün bakalım neyi çözecekseniz!
“Analar ağlamasın” ha…
Anaların gözyaşları sel olmuş akıyor!
Şehitlerin kanları ve yakınlarının gözyaşları, bu ülkeyi yönetenlerin vicdanlarını sızlatmıyorsa, bilin ki, o yönetimde vicdan diye bir şey kalmamıştır.
Yeni İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, 13 askerin öldürülmesinden sonra, “Herkes aklını başına alsın!” demiş.
Doğru söylüyor…
Önce iktidar…
İyi pazarlar!

Bu yazı toplam 1104 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim