• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Kocaeli : 4 °C
  • İstanbul : 6 °C
  • Sakarya : 4 °C

Hiç çalışmaktan ve üretmekten söz eden yok

M.Tanzer Ünal

Seçim meydanlarında yapılan konuşmaları dinliyor musunuz?

İstisnasız bütün liderler, “olmayan para”yı dağıtma yarışında.

*Asgari ücret artırılıyor…

*Emeklilere ikramiye dağıtılıyor…

*Borçlar siliniyor…

*Ekilmeyen topraklara “tarım desteği” veriliyor…

*Çocuk parası…

*Eğitim parası…

*Dul parası…

*Yaşlılık parası…

Devlet, çeşitli adlar altında “tembellik parası” dağıtıyor.

Ülkemiz, “huzurevi” ne döndürüldü.

Çoğu kişi, çalışmadan üretmeden hayatını devam ettirmek peşinde!

Okuyayım, mesleğim olsun…

Çalışayım, işim olsun…

Alın teriyle ekmeğimi kazanayım…

Yaşamın bu olağan amaçlarından insanlarımız uzaklaştırıldı.

Rant heveslileri çoğaldıkça çoğaldı.

Çünkü insanlar çevrelerinde hep bu tip insanları görüyorlar.

“Üzüm üzüme baka baka kararır” hesabı, insanlarımızın değer yargıları olumsuz yönde değişti.

Çalışarak para kazanmak, enayilik…

Çalışmadan para kazanmak, uyanıklık ve işbilirlilik oldu!

 

Bu rakamlarla nasıl kalkınacağız?

Ülkemizde 10 milyon civarında emekli var.

Devletin ayni veya nakdi yardım yaptığı nüfus sayısı, 17 milyon.

Kadınlarımızın işgücüne katılım oranı yüzde 27.

Yani 100 kadından sadece 27’si çalışıyor.

Resmi işsizlik oranı yüzde 11…

Ancak kadın ve erkeklerde “işgücüne katılım oranı” çok düşük olduğundan, gerçek işsizlik oranı yüzde 29-30 civarında.

Ve bir çarpıcı rakam daha…

Resmi rakamlara göre ülkemizde 25 milyon kişi çalışıyor.

25 milyon kişi çalışıyor, 77 milyon kişiye bakıyor…

Şimdi bana söyler misiniz, 25 milyon kişinin çalışarak 77 milyon kişiye bakmaya çalıştığı bir ülke nasıl kalkınacak?

Bırakın kalkınmayı, bu kafayla mevcut durumumuzu koruyabilir miyiz?

Biz önce bu tabloyu değiştirmeliyiz.

Çalışmadan, üretmeden, artı değer yaratmadan yaşamanın mümkün olmayacağı gerçeğini kafalarımıza yerleştirmeliyiz.

Tamam, devletimiz “sosyal devlet” olmak zorunda, fakir fukaramızı düşkünümüzü açta açıkta bırakmayacağız, ama bu kadarı da çok fazla!

İnsanlar, siyasi rant uğruna köleleştirildi.

Devletin kasası, sosyal devlet olmanın gereğinden çok, siyasette avantaj elde etmek için kullanılır oldu.

Ben sana “para” vereyim, sen bana “oy” ver!

 

Kadınlara hak mı veriliyor, kadınlara haksızlık mı ediliyor?

AKP’nin seçim bildirgesine dikkat ettiniz mi?

Güya kadınlara pozitif ayrımcılık uyguluyorlar.

İşçi ve memur tüm çalışan kadınlarımıza doğuma bağlı olarak ilk çocukta 2 ay, ikinci çocukta 4 ay, üçüncü ve üzeri çocukta 6 ay yarı zamanlı, tam ücretli çalışma hakkı ve çocuğun okula başlama yaşına kadar (altı yıl) kısmi süreli çalışma hakkı tanıyacaklar.

Söylediklerini, seçim bildirgesine de aynen yazmışlar.

Devlet olarak sen bu hakkı tanı, ama bu durumda işveren kadınlara çalışma hakkı tanır mı sanıyorsun?

Çalıştırmaya devam eder mi?

İktidar, bence bu kararıyla kadınlara negatif ayrımcılık uygulanmasını teşvik ediyor.

Bu ve benzer kararlarla, kadınların işgücüne katılma oranları daha da aşağıya inecektir.

İşveren, kadınlara bu haklar verilince, kadın çalıştırmaktan vazgeçecektir.

Aynı şartlarda iki kişi işe başvurduğunda, hiç düşünmeden erkek adayı seçecektir.

Kadın adayı kabul ettiği taktirde, 10-15 yıl yarı zamanlı bir elemanı peşinen kabul etmiş sayılacak, diğer zaman dilimi için başka bir eleman arayacaktır.

Hiçbir işveren böyle bir uygulamaya yanaşmaz.   

Hükümet, “kadınlara yeni haklar veriyoruz” kisvesi altında, aslında kadınlara haksızlık ediyor.

 

Kimin kaç çocuk yapacağından sana ne?

Yazımın başında yazdım…

25 milyon kişi çalışıyor, 77 milyon kişiye bakıyor.

Ülkemizdeki gerçek işsizlik oranı yüzde 29-30 oranında.

17 milyon yoksulumuz var.

Hal böyleyken, AKP iktidarının nüfusu körüklemesi, anlaşılabilir bir durum değil.

Herhalde “sürünenlerin sayısını artırmak” için olmalı.

Herhalde iktidar, insanların yoksulluğundan zevk alıyor.

Yoksul insanların oylarını banko görüyor.

Sonra bırakın karı-koca kendileri karar versinler.

Tek çocuk mu, iki mi, üç mü?

İstemeyen hiç yapmasın.

Bize ne, hükümete ne?

İktidar olmak demek, her şeye burnunu sokmak demek midir?

 

Yaşanan huzursuzluğun sebebi “işsizlik” değil mi?

Türkiye, son yıllarda çığırından çıkarıldı.

Her gün kavga…

Her gün cinayet…

Her gün hırsızlık ve soygun…

Her gün uyuşturucu…

Bu artış sebepsiz değil.

“Dindar ve kindar nesiller yetiştireceğiz” diye yola çıktılar, nesillerin kimyasını bozdular.

Gençlerin suça katılma oranındaki artışa bakın, felaket!

Nedeni, işsizlik!

İş bulamayan, kendisini okutup büyüten ailesine mahcup olan, evine ekmek götüremediği için eşi ve çocuklarının yüzüne bakamaz hale gelen genç, ister istemez suça sürükleniyor.

En fazla işsizlik, genç nüfusta!

Resmi rakam yüzde 20, gayri resmi rakam yüzde 35’e yakın.

***

İktidar, yıllardır “olamayan bir şeyi” dağıtıyor.

Muhalefet partileri de mevcut uygulamaya özendi, “olmayan şeyleri dağıtmayı” vaat ediyor.

Kimse de çıkıp, “Bu dağıtılan ve dağıtılması vaat edilen paralar bizim paralarımız değil. Yurt dışından borç alıyoruz, bu paraları dağıtıyoruz. Bu böyle devam edemez. Herkes çalışmak ve üretmek zorunda” demiyor.

Bir seçim öncesi daha, “elin gâvuru” nun parasını kendi paramız diye harcayarak hovardalık yapıyoruz.

Halbuki biliyoruz ki, “borçla zengin olunmaz!”

Zengin olabilmek için çalışmak ve üretmek lazım!

Bu yazı toplam 874 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
iBRAHİM KARA
08 Mayıs 2015 Cuma 23:11
23:11
BİZİ TÜKETİM TOPLUMU YAPTILAR. HER YER AVM . AVRUPA ÜRETECEK BİZ TÜKETECEĞİZ. BİZİ BU HALE GETİRENLERE YAZIKLAR OLSUN
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim