• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • Kocaeli : 18 °C
  • İstanbul : 26 °C
  • Sakarya : 18 °C

Hükümet-Cemaat kavgası, “kan davası” na döndü

M.Tanzer Ünal

Olup bitenleri izliyorsunuz.

Olup bitenlerin hukukla, mantıkla, etik değerlerle bir ilgisi yok!

Bir “hesaplaşma”…

Bir “güç savaşı”…

Bir “kan davası”…

Bir “bilek güreşi”…

Endişeyle, kaygıyla izliyoruz.

Bu kavga ne kadar sürer, ne zaman nasıl sonuçlanır, bilmiyoruz.

Bildiğimiz bir şey varsa, bu kavganın ülkemize zarar verdiğidir.

Zaten çok kötü olan itibarımız, son olaylarla birlikte yerle bir!

 

Uydurulmuş suçlar, zavallı suçlular…

Yıllardır izlerim…

Her iktidar döneminin, muhalifleri suçlamak için “standart suçları” vardır.

Bir zamanlar bu suç, “komünist” olmaktı.

Yönetimdekiler, kendilerine karşı gelen hoşlanmadıkları kişileri “Sen komünistsin” diye içeri atarlardı.

Sonra “şeriatçı”, standart suç oldu.

İktidarlar, başlarını ağrıtan kişileri “şeriatçı” olmakla suçlayıp hapse attılar.

Sonra hâlâ devam eden AKP dönemi başladı.

AKP döneminin “standart suçları” nı biliyorsunuz…

“Ergenekoncu” olmak…

 “Balyozcu” olmak…

“28 Şubatçı” olmak…

Genel anlamıyla “Darbeci” olmak…

“Paralelci” olmak…

Ve “silahlı terör örgütüne üye olmak”…

Dikkat edin, bu tip suçlar hep “sipariş suçlar”, “siyasi suçlar” dır.

“Evrensel hukuk”ta yeri yoktur.

İnsanları mağdur etmek için “uydurulmuş suçlar” dır.

İktidarlar değişir, o “ağır suçlar” suç olmaktan çıkar, insanlar sıkıntı çektikleriyle kalır.

Yakın geçmişimize bakın, bütün bunları hep yaşamadık mı?

“Ergenekon”dan, “Balyoz”dan yüzlerce şerefli subayın hayatları söndürülmedi mi?

Şimdi Ergenekon ve Balyoz’un baş sorumlusu olan iktidar, suçu, emir verip suç işlettiği kişi ve kurumların üstüne atıyor.

“Ben yapmadım onlar yaptı, onlar beni de kandırdı…”

Dünyada böyle bir “sorumluluktan kaçma” yöntemi olabilir mi?

Ergenekon davası açıldığında, “Ben bu davanın savcısıyım” diye kasım kasım kasılarak açıklama yapan kimdi?

Erdoğan değil mi?

O ifadesiyle kendini ele veren kişi, şimdi sorumluluktan kaçmak için suçu başkasının üzerine atıyor.

“Ben yapmadım, o yaptı!”

Velev ki öyle!

Bu defa da “görevi ihmal”den suçlusun!

 

Cemaatin yaptıkları 17 Aralık 2013’ten önce suç değildi de, ondan sonra mı suç oldu?

Şu işin garipliğine bakın!

Diyelim ki, sözü edilen suçların tamamını cemaat işledi.

Ne zaman işlendi bu suçlar?

Bir yıl önce, yani 17-25 Aralık skandallarından önce.

Demek hükümet, haberi olduğu halde cemaatle ilgili gereğini yapmıyordu, ama ne zamanki cemaat kendileriyle ilgili hırsızlık ve yolsuzlukları da ortaya koydu, yandım Allah diye feveran etmeye başladı.

Başkalarına yapılırken iyi, kendilerine yapılınca kötü!

Hırsızlığı açıklamanın adı, “darbe” oldu.

Sonra… “Ne istedilerse verdiyseniz” bunun adı “suçluya yardım ve yataklık” olmuyor mu?

AKP Hükümeti, kendi yönetimindeki bir gruba suç işletti, şimdi kendini temize çıkarma gayreti içinde.

İşin Türkçesi bu!

 

Bir taraftan “terör örgütü” yle müzakere ederken…

Yazımın başında belirttim.

Hükümet-Cemaat arasındaki kavgayı; hukukla, mantıkla, etik değerlerle anlatmak mümkün değil.

Yaşanan, bir “kan davası”!

“Sen benim yakınlarımın hırsızlık ve yolsuzluklarını ortaya döktün, ben de senin ümüğünü sıkarım…”

Yapılan bu!

14 Aralık operasyonunda iki meslektaşımız Ekrem Dumanlı ile Hidayet Karaca gözaltına alındı.

Karaca tutuklandı, Dumanlı “adli kontrol” şartıyla serbest bırakıldı.

İsnat edilen suç ne?

Silahlı terör örgütü üyesi olmak…

Önceki akşam, Hizmet Grubu Lideri Fethullah Gülen hakkında yakalama kararı alındı.

Yakında yakalanması için “Kırmızı Bülten” çıkarılacak.

Nelerle suçlanıyor?

*Silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmekle…

 *Cebir, tehdit ve hile kullanmakla...

*İftira atmakla…

Anlayacağınız, Fethullah Gülen’i de sonunda “silahlı terör örgütü lideri” yaptılar.

Pardon ama… Türkiye’de terör örgütü kurmak ve yönetmek suç mu?

Suçsa, ne zamandan beri suç?

Suçsa, iktidar PKK Terör Örgütü Lideri Abdullah Öcalan’la neden müzakere ediyor?

Suçsa, terör örgütünün başı Öcalan, yattığı cezaevinden PKK’yı nasıl yönetiyor?

Suçsa, PKK terör örgütünün sivil temsilcileri neden Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında?

Suçsa, teröristlerin Güneydoğu Anadolu’da şehirleri yakıp yıkmalarına, adam kaçırmalarına neden ses çıkarılmıyor?

Abdullah Öcalan’ı sen terörist olarak kabul etmiyorsun…

Aynı masanın etrafına oturup müzakere ediyorsun…

Örgüt militanlarının yaptığını görmemezlikten geliyorsun…

Sonra da çıkıyorsun, bir cemaatin liderini “silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmekle” suçluyorsun!

Bunun bir mantığı var mı?

Bu suçlamanın hukuki bir değeri var mı?

Biri çıkıp söylesin!

 

Ortada tarafsız yargı olsa…

Ülke olarak son yıllarda en büyük sıkıntımız, “tarafsız yargı”nın olmaması!

Tarafsız yargı olsa, bütün bunları yaşamayız.

Yargı, suçluyu bulur, gereğini yapar.

Ancak AKP iktidarı “yargı erki” ni de kendisi kullandığı için, kendisini temize çıkarıp, kendisini kızdıran öfkelendiren başkalarını suçlu ilan ediyor.

Bütün olay bu!

Ülkemiz, “tarafsız yargı”ya kavuşuncaya kadar benzer sıkıntıları daha çok çekeceğiz, çook!

Bu yazı toplam 988 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim