• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • Kocaeli : 6 °C
  • İstanbul : 7 °C
  • Sakarya : 6 °C

“Hükümeti devireceğiz” diyenler içerde, “Ülkeyi böleceğiz” diyenler dışa

M.Tanzer Ünal

İşte biz böyle bir memleketiz.
Daha doğrusu AKP İktidarı sayısinde bu hale geldik.
Hükümeti devirmek istemek suç...
Ülkeyi bölmek için terör örgütü kurmak suç değil.
İşte herşey ortada.
Aksini söyleyen varsa, çıksın tartışalım.

Hükümet, “Ergenekon” isminde “sanal” bir suç örgütü yarattı, iktidarına karşı çıkanları hemen bu örgütle ilişkilendiriyor.
Atıyor kazana, çırpın dur.
Derdini anlatabilirsen, anlat...
İki üç yıldır, ne ile suçlandığını net olarak bilmeden ceza evinde yatanlar var.
Tipik bir “polis devleti” yapısı.
Subay, genehal, öğretim üyesi, rektör, işadamı, gazeteci, sendikacı, parti lideri...
Hiç farketmiyor.
AK Parti’ye karşı olman, senin suçlu ilan edilmen için yeterli bir sebep.
Ben 63 yaşındayım.
40 yıldırda Kocaeli’de medya dünyasının içindeyim.
12 Eylül’ü gazeteci olarak yaşadım.
Evet, korkunç günlerdi.
Ama hiç olmazsa o yönetimin adı belliydi.
İktidarda “darbe yönetimi” vardı ve konulan sıkı yönetim yasaları geçerliydi.
Ve hepimiz, yaşadığımız dönemin geçici olduğunu biliyorduk.
Bir şey daha...
Askeri yönetimi eleştirmek yasaktı, ama “yalakalık yapmak” da zorunlu değildi.
Geçenlerde Sözcü’den Saygı Öztürk yazdı.
12 Eylül döneminde 31 gazeteci tutuklanmış.
Veya şöyle ifade edelim:
Kenan Evren’in “cunta rejimi”nde tutuklanan gazeteci sayısı 31...
Recep Tayyip Erdoğan’ın “ileri demokrasi”sinde, cezaevindeki gazeteci sayısı ise dün saat 15.30 itibariyle 68 idi.
Bir de cezaevine konmayıp, “kalemi kırılan” gazeteciler var.
Örneğin...
Tufan Türenç’in Hürriyet’teki yazılarına son verildi.
Rahmi Turan, Cüneyt Ülsever ve Özdemir İnce ise haftada bir gün yazabilecekler.
Yaşasın Başbakan Erdoğan’ın “ileri demokrası”sindeki basın hürriyeti.

Türkiye’nin, “basın hürriyeti”nde nereden nereye geldiğine bir bakalım!
“Basın hiçbir nedenle baskı ve kontrole tabi tutulamaz.” (1923)
“Gazeteciler, yasaların ve halkın çıkarlarının aksine davranışlara tanık oldukları durumlarda, gerekli yayında bulunmalıdır.” (1923)
“Basın, milletin müşterek sesidir. Bir milleti aydınlatma ve doğru yolu göstermekte, bir millete muhtaç olduğu fikri gıdayı vermekte, özetle bir milletin hedefi mutluluk olan ortak bir yönde yürümesini sağlamakta, basın başlı başına bir kuvvet, bir okul, bir rehberdir.” (1922)
“Gazeteciler, gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdır.” (1929)
Bu sözlerin tamamı Mustafa Kemal Atatürk’e ait.
Ne zaman söylenmiş?
Cumhuriyeti’in ilk yıllarında.
O günlerden bugüne gelelim.
Mustafa Kemal Atatürk’ten, Recep Tayyip Erdoğan’a...
Başbakan Erdoğan’ın basınla ilgili görüşlerini biliyorsunuz.
“Medyayı anlamakta zorlanıyorum.”
“Köşe yazarları ne kadar az yazarsa, ülkede o kadar huzur olur!”
“Ben de şimdi o gazetelerin patronlarına sesleniyorum? ‘Ne yapayım, köşe yazarı... Hakim olamıyorum’ diyemezsin. O yazarların paralarını sen veriyorsun.”
Görüyorsunuz, Türkiye basın hürriyetinde nereden nereye geldi.

Bakmayın siz büyük şehirlerde gökdelenlerin dikildiğine, dev alışveriş merkezlerinin açıldığına, dünyanın en lüks markalarının mağaza açtığına, otomobillerin sık sık yenilendiğine!
Bunlar ülkenin kalkındığını göstermez.
Olsa olsa çok kazananların sayısının arttığını gösterir.
Bana sorarsanız...
Ülkemiz hızla Ortaçağ karanlığına geri götürülüyor.
“Basın hürriyeti”nin olmadığı bir ülkede, hiçbir hürriyetten söz edilemez.
“Korku”nun bulunduğu bir ülkede demokrasi olur mu?
Gazeteciler, korku içinde.
Hakim ve savcılar, verdikleri kararın başlarına dert açacağından korkuyorlar.
İşadamları, “taraf” olmaya zorlanıyor.
Farklı düşünenlere, yaşam hakkı tanınmıyor.
Ve bütün bu yaşadıklarımızın adı, Başbakan’a göre “ileri demokrasi”...

İşte Türkiye, böyle bir dönemden geçiyor.
Sancılı dönemler, “toplumun önüne çıkmış kişiler” için sınav niteliğindedir.
Bu ülkenin siyasetçileri, gazetecileri, aydınları ciddi bir “ahlak sınavı”ndan geçiyorlar.
Bakalım bu sınavdan kimler nasıl bir karneyle çıkacak?

Bu yazı toplam 1165 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim