• BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • Kocaeli : 19 °C
  • İstanbul : 26 °C
  • Sakarya : 19 °C

Huntington'ın gözünden Türkiye

Nihal Özgirgin

En son sizlerle Huntington üzerinden dünya siyasetine bakmaya çalışmıştık.

Nasıl bir tevafuk ise (!), Fransa'da meydana gelen terör hadisesinin ardından "medeniyetler çatışması" tezi yeniden gündeme geldi.

Bu nedenle bu hafta da kaldığımız yerden, ancak Huntington'ın Türkiye'ye bakışı üzerinden devam edelim istedim...

Huntington'a göre Türkiye ve Rusya gibi ülkeler “bölünük ülkeler” yani tarihinde hem Doğu'nun hem de Batı'nın izleri bulunan ve bu sebeple arafta kalmış ülkelerdir.

Hatta Huntington Türkiye’nin "bölünük ülkeye" en iyi örnek olduğunu vurgular.

Çünkü:

Liderleri Batı medeniyetine katılmayı ister ancak tarihi, kültürü ve gelenekleri Batılı olmadığı için kendi içinde bölünme yaşar.

Bir başka ifadeyle bu durumu şu şekilde izah eder:

Atatürk’ün çizdiği yolda Türkiye modern, seküler ve Batılı milli bir devlet olarak tanımlanmaktadır ancak ülkenin içerisindeki bazı unsurlar ve “Batı” Türkiye’yi Müslüman bir Ortadoğu devleti olarak görmektedir.

Nitekim Türkiye’nin Avrupa Birliğine kabul edilmemesinin temel nedeninin de Batı'nın Türkiye’yi Müslüman bir Ortadoğu devleti olarak görmesi olduğunu belirtir.

1993 senesinde yazılan bu makalede Türkiye hakkında yapılan bu değerlendirmeler bugün açısından da önem arz ediyor.

Zira Soğuk Savaş sırasında Rusya’nın Akdeniz’e inmesine engel olmak üzere Türkiye bir tampon ülke vazifesi ifa etmişse de bu süreçte Batıyla ilişkileri özellikle Avrupa Birliğine giriş bağlamında sürüncemede bırakılmıştır.

Yani bu ilişkide ülkemizin payına düşen sadece bir "umut" olmuştur.

Soğuk Savaş sonrası SSCB’nin dağılması ise Türkiye’ye Avrasya yolunu açmış, Yunanistan’dan Çin Seddi'ne kadar bir Türk medeniyeti oluşturma imkanı vermiştir.

Bu durumu gözden kaçırmayan Huntington da Türkiye için bu imkanın altını çizmiş ve ilaveten Batı'nın bu bölgelere girmesi için Türkiye’nin (yine) bir tampon ülke olacağına işaret etmiştir.

Gelin görün ki 22 yıllık zaman dilimi içerisinde Türkiye her iki durumda da Batı'ya karşı görevlerini (!) başarı ile yapmış olmasına rağmen günümüz için elde ettiği temel şey tekrar bir kimlik çatışmasına girmek oluyor...

Batı medeniyeti Türkiye’yi kendi içerisine almak yerine bir Ortadoğu ülkesi olarak görmek istiyor.

Haliyle bu durum içimizde geçmişten günümüze süregelen "kimlik" tartışmalarını da alevlendiriyor...

Peki "çözüm nedir?" derseniz...

Elbette bu soruya tek bir cümle ile cevap verilemez.

Fakat en azından adım atmak adına, başkalarının bizi "sınıflandırdığı kavramlar" yerine artık kendi ürettiğimiz kavramlarla düşünmeye ve yolumuzu belirlemeye başlasak fena olmaz derim...

Ne dersiniz?

Bu yazı toplam 2021 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim