• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Kocaeli : -1 °C
  • İstanbul : 9 °C
  • Sakarya : -1 °C

Hz. Peygamber (s.a.s.)’in sünnetine uymanın önemi (2)

Mehmet Sönmezoğlu

Hz. Peygamber (s.a.s.)’e gerçek manada ümmet olanlar yani O’nun davetine uyan, sünnetine sarılanlar dünyada huzur ve mutluluğa, ahirette de ebedî kurtuluşa erişirler. Hz. Peygamber’in davetine sırt çevirerek O’na ümmet olma bahtiyarlığından mahrum kalanlar ise ahirette ateşe düşmekten kurtulamazlar.

 

Hz. Peygamber (s.a.s.)’in sünnetine sımsıkı sarılıp onunla amel etmedikçe, bir kimsenin O’nun ümmetinden olabilmesi ve kurtuluşa ermesi mümkün değildir. Zira Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır: ‏“...Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.” (Buharî, Nikâh, 1; Müslim, Nikâh, 5)

 

Ayet ve hadisler, Müslümanların ancak Allah’a itaatle birlikte Hz. Peygamber’e de itaat etmek ve O’nun sünnetine sarılmak suretiyle iyi bir kul olabileceklerini ve kurtuluşa erebileceklerini çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

 

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bir konuşmasında, mü’minlere sıkıntılardan kurtulmanın yolu olarak sünnete sarılmayı göstermiş ve şu tavsiyede bulunmuştur: “Benden sonra sağ kalıp uzunca bir hayat sürenler pek çok ihtilaflar görecekler. O zaman sizin üzerinize gerekli olan, benim sünnetime ve doğru yolda olan Hulefâ-i Râşidîn’in sünnetine sarılmanızdır. Bu sünnetlere sımsıkı sarılınız. Sonradan ortaya çıkarılmış bid’atlardan şiddetle kaçınınız. Çünkü her bid’at dalâlettir, sapıklıktır.”  (Ebu Dâvud, Sünnet, 5; Tirmizi, İlim, 16)

 

Sünnetin kendisine sarılanları kurtardığı kesindir. Tâbiîn müfessirlerinden Dahhâk İbni Müzâhim ne güzel ifade etmiştir: “Cennet ile sünnet aynı konumdadır. Zira ahirette cennete giren, dünyada sünnete sarılan kurtulur.” (Kurtubî, Tefsîr, XIII, 365) İmam Mâlik de sünneti Nuh (a.s.)’ın gemisine benzetmiş ve “Kim ona binerse, kurtulur, kim binmezse boğulur” demiştir. (Süyûtî, Miftâhü’l-cenne, s. 53-54) [Riyâzü’s-Sâlihîn Terc. Erkam Yay. C. I, Sh.36]

 

Ashab-ı kiram, Allah Resûlünün sünnetinin önemini çok iyi kavramışlardı. Öyle ki, Abdullah İbn Mes’ud (r.a.)’ın ifadesine göre sünneti terk etmeyi sapıklıkla eşdeğer kabul ediyorlardı Abdullah İbni Ömer (r.a.)’in şu sözleri Allah Resûlünün sünnetine sarılmayı Müslümanlığın olmazsa olmaz şartı kabul eden sahabenin duygu ve düşüncelerine tercüman olmaktadır: “Biz hiçbir şey bilmezken Allah bize Muhammed (s.a.s.)’i peygamber olarak gönderdi. Biz, Muhammed (s.a.s.)’i neyi, nasıl yaparken görmüşsek, onu öylece yaparız.” (Nesâî, Taksîru’s-salât 1)

 

Mâlik İbn Enes’in yanına bir adam geldi ve kendisinden bir mesele sordu. Mâlik ona: “Resûlullah şöyle şöyle buyurdu, deyince, adam: Senin görüşün ne? dedi. Bunun üzerine Mâlik, “Peygamberin emrine muhalefet edenler, fitneye ve can yakıcı azaba uğramaktan, korksunlar” (Nûr, 24/63) ayetini okudu. Demek oluyor ki, Allah ve Resûlü bir konuda hüküm vermişse, bir başka seçenek yoktur. Başka sözler ve görüşler, Resûlullah’ın hadis ve sünnetine uymazsa, onları terketmek vacip olur. (Riyâzü’s-Sâlihîn Terc. Erkam Yay. C. I, Sh. 544)

 

Görüldüğü gibi; dünya ve ahiret mutluluğunun Kur’an ve sünnete uymakla mümkün olduğu açıkça ortadadır. Bu nedenle, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in sünnetini ehemmiyetsiz görmek ve bu konuda münakaşa yapmak hiç doğru değildir. Müslümana düşen görev; kendisine emredilen şeyleri yapmak, yasaklanan şeyleri de terketmektir, kısacası her hâlükârda Allah ve Resûlü’ne tereddütsüz uymaktır, başka yollar aramak değildir. Zira Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Sizi bir şeyden menettiğim zaman ondan kesinlikle kaçının. Bir şey emrettiğimde ise, onu gücünüz yettiğince yerine getirin  (Buhârî, İ’tisâm 2)

 

 Sözü daha fazla uzatmadan Zührî’nin dediği gibi diyelim: “Peygamberlik Allah vergisidir. Resûl’e tebliğ, bize de teslimiyet düşmektedir.” (bkz. Beğavî, Şerhu’s-sünne, I, 217) Sonuçta Allah ve Resûlüne tam manasıyla uyanlar kazançlı çıkar, uymayanlar ise ebediyen kaybetmeye mahkum olurlar.

 

O halde; Hz. Peygamber (s.a.s.)’e itaat etmeden Allah’a itaatin mümkün olmadığının idrakinde olmalı; Hz. Peygamber (s.a.s.)’in emrettiklerini yapmalı, nehyettiklerinden sakınmalı; Allah’ın sevgisini ve rızasını elde etmek için Allah Resûlüne itaat etmeli ve O’nun sünnetine uymalı; her türlü problemimizi Kur’an ve sünnetin ışığında çözmeli; aksi takdirde dünyada çeşitli sıkıntılara maruz kalacağımızı, ahirette de azaba uğrayacağımızı unutmamalıyız.

Bu yazı toplam 889 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim