• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli : 9 °C
  • İstanbul : 9 °C
  • Sakarya : 9 °C

HZ. PEYGAMBER SEVGİSİ (1)

Mehmet Sönmezoğlu

 

 

Sevgi, insanın yaratılıştan sahip olduğu ulvî bir duygudur. İnsan bu fıtrî duygu ile insanları, bitkileri, hayvanları, tabiatı kısaca canlı-cansız tüm varlıkları sever. Sevginin dereceleri ve çeşitleri vardır. Sevginin en yüce mertebesi ise; tüm güzelliklerin ve iyiliklerin yaratıcısı olan ve bunları Yüce Zâtı’nda toplayan Yüce Allah’ı sevmektir. Dinimize göre hakiki sevgi ancak Allah sevgisidir. Cenâb-ı Hak’tan sonra sevilmeye en layık kimse ise; Allah’ın âlemlere rahmet olarak gönderdiği Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’dir.

 

Bir mü’min için hiçbir kimse, hiçbir dünyevî menfaat Allah ve Resûlü’nden daha önemli ve değerli değildir. Bu nedenle mü’min, hiçbir sevgiyi Allah ve Resûlü’nün sevgisinden, Allah ve Resûlü’nün değer verdiklerinin sevgisinden daha üstün tutmamalıdır. Zira Kur’an’da; bir mü’min için hiçbir kimsenin, hiçbir dünyevî menfaatin Allah ve Resûlü’nden daha önemli ve değerli olamayacağı vurgulanmaktadır. (Tevbe, 9/ 24)

 

Hz. Peygamber (s.a.s.)’i sevmek, mü’min olmanın bir gereği olduğu kadar bir insanlık görevidir. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.), hayatı boyunca insanlığın kurtuluşu ve hidayeti için mücadele etmiş, bu uğurda türlü eza, cefa ve meşakkatlere maruz kalmıştır. Bundan dolayıdır ki, bütün insanlık O’na şükran borçludur.

 

Kendi başına gelen eza ve sıkıntılara hiç aldırış etmemiş olan Peygamberimiz (s.a.s.), ümmetine düşkünlüğü sebebiyle onların ızdıraplarını dindirebilmek, dertlerine çare bulabilmek için elinden gelen her türlü gayreti göstermiştir. Bu dünyada bizim kurtuluşumuz için çaba gösterdiği gibi hesap günü de bizlere şefaat etmek, bizim affımız ve cehennemden kurtuluşumuz için secdeye kapanıp Yüce Allah’a yalvaracaktır. (Buharî, Enbiyâ, 3,9; Müslim, İman, 327, 328)

 

Hz. Peygamber ile mü’minler arasında güçlü bir sevgi ve yakınlık bağı bulunmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de bu yakınlık şöyle ifade edilmektedir: “Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir...” (Ahzâb, 33/6) Hz. Peygamber (s.a.s.) de, “Hiçbir mü’min yoktur ki, ben ona, dünyada ve ahirette insanların en yakını olmayayım...” (Müslim, Ferâiz, 14-15) buyurmuştur.

 

Mü’minlerin Hz. Peygamber (s.a.s.)’e gösterdikleri sevgi ve yakınlığın ölçüsü de bir hadis-i şerifte şöyle açıklanmıştır: “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki, sizden biriniz, ben kendisine; anasından, babasından, evladından ve bütün insanlardan daha sevimli olmadıkça hakiki manada iman etmiş olamaz.” (Buharî, İman, 8)

 

Peygamber Efendimiz (s.a.s.), kendisine “Ey Allah’ın Resulü! Sen bana, nefsim hariç her şeyden daha fazla sevimlisin” diyen Hz. Ömer (r.a.)’i:  “Hayır ya Ömer! Nefsim elinde olan Allah’a yemin olsun ki; sen, beni nefsinden de daha fazla sevmedikçe gerçek iman etmiş olamazsın” buyurarak uyarmıştır. Hz. Ömer (r.a.)’in bu defa: “Vallahi şimdi sen bana nefsimden de daha sevimlisin” demesi üzerine Hz. Peygamber (s.a.s.): “Şimdi imanın kemale ermiştir ya Ömer” buyurmuştur. (Buharî, Muhtasarı Tecrid-i Sarih Terc, I, 31)

 

Kur’an’da ve Sünnet’te peygamber sevgisinin bu kadar vurgulanmasının birçok sebep ve dayanağı vardır; O’nu Allah sevmiştir, bu sebeple kendisine “habîbullah” (Allah’ın sevgilisi) denilmiştir. (Kur’an Yolu Türkçe Meâl ve Tefsiri, DİB. Yay. Sh. 367-368) Yüce Allah, sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)’e büyük değer vermiş, O’na itaati kendine itaatin şartı saymıştır. Kur’an-ı Kerim’de diğer peygamberlere isimleriyle hitap ettiği halde Efendimiz (s.a.s.)’e “Ey Muhammed” gibi hitaplarda bulunmamıştır. Bizleri de kutlu elçisine karşı edepli olmamız konusunda uyarmıştır: “(Ey müminler!) Peygamber’i, kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayın.” (Nûr, 24/63)

 

Başka bir ayet-i kerimede ise; “Ey iman edenler! Seslerinizi, Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın, yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider.” (Hucurât, 49/2) buyrularak O’nu görme bahtiyarlığına erişen ashab-ı kirama Efendimizin yanında edebli ve saygılı olmaları emredilmiştir.

 

Kur’an-ı Kerim’de;  “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin!” (Ahzâb, 56) buyrularak, Yüce Allah’ın ve meleklerin Hz. Peygamber (s.a.s.)’e salât ettiği bildirilmiş, bizlere de ümmeti olduğumuz Hz. Muhammed (s.a.s.)’e salâtü selam getirmemiz (Allahümme sallî alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed) emredilmiştir. Öyleyse; Efendimiz (s.a.s.)’e sevgimizin gereği ve bir şükran nişanesi olarak her fırsatta salatü selam getirmeliyiz.

 

(Haftaya devam edecek)

  Kocaeli İl Müftüsü

 

 

Bu yazı toplam 870 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim