• BIST 83.154
  • Altın 146,708
  • Dolar 3,7984
  • Euro 4,0449
  • Kocaeli : 6 °C
  • İstanbul : 7 °C
  • Sakarya : 5 °C

İçimizde bomba var!

Ayşe SARIZEYBEK

Yaz tatili, bayram tatili derken günler su gibi akıp geçti.

Eylül ayı ne zaman başladı, ne zaman sonu geldi bilmiyorum.

Zaman sanki daha hızlı akıyor. 

Sürekli bir şeylere yetişme çabaları içerisinde yaşıyoruz.

Bir şeylere yetişmeye çabalarken, gözden kaçırdıklarımız, ertelediklerimiz üzerimizde zaman zaman baskı yaratıyor.

Bu baskıların etkisiyle de daha tahammülsüz bireylere dönüşüyoruz.

Kaç kez sıkıştığınızı, çözümsüz kaldığınızı hissettiniz?

İkilemde kaldığınız, hangisini yapsam daha doğru olur diye düşünmekten baş ağrıları yaşadığınız oldu mu?

Hayatın yolları niye tümseklerden oluşur ki?

Mesela, dört şeritli bir otoban gibi olsaydı hayat, nasıl hissederdik?

Sıkıcı mı yoksa eğlenceli mi?

**

Bazen her şey kol kola girip, halay çekerek üstümüze gelir.

Bazen kişisel düzenimiz yerinde görünse bile, ağzımızın tadını bozacak bir şeyler çıkar.

Çocuğun  yazılısı kötü geçer, tam imza atacakken anlaşma bozulur, kredi kartının ekstresi fazla gelir, bir bakmışsın yine benzine zam gelir, vs,vs..

Hal böyleyken, durmadan bir şeylerle mücadele halinde iken, sinirimizi bozmamak, öfkelenmemek, sakin olmak mümkün müdür?

Sükunet ve sevgiyle her şeyi karşılamak nasıl başarılır?

İçsel huzuru korumak nasıl olur diye insanın düşünesi geliyor.

**

Dikkatinizi hiç çekti mi bilmiyorum, kişisel gelişimle ilgili yazılarda, psikoloji konulu makale ve bloglarda akışta olmakla ilgili bir kavramdan bahsedilir. Akışa bırakmak, akışta olmak tavsiyelerinde bulunulur.

Akışta olmak, genellikle de tam anlaşılmadığından, bana da sıkça sorulan sorulardan birisidir.

Hiç öfkelenmeyecek miyiz?

 Hiç kızmayacak mıyız?

Kırılmayacak mıyız?  

İnsanız, robot değiliz ki. Duygularımız var. Ne olacak, hep bastıracak mıyız?

Elbette ki hayır!!

**

 

Bastırdığımız duygular, bomba misali bir anda patlar.

Hem de küçücük bir şeyden.  

Hiçbir sorunu yok gibi yaşarken, aniden intihar etmiş insanlar vardır. Gazetelerin üçüncü sayfa haberleri böyle öykülerden oluşur.

Cinnet geçirip eşini öldürenler, komşusunu bıçaklayanlar gibi.

Ya da, küçücük bir sözden küsüp de yıllarca konuşmayan akrabalar vardır.

Bir türlü niye o kadar alındığını anlayamayız.

Sana ne demiştim ki bu kadar alındın deriz.

**

Aslında, bu durumların o an yapılanlarla doğrudan bir ilgisi yoktur.

Duygu patlaması dediğimiz, öfke krizlerini yaratan, biriktirilmiş, bastırılmış olumsuz duygulardır.

Kişi, içinde tuttuğu olumsuz duygularını taşıyamayacak hale geldiğinde, incir çekirdeğini doldurmayan bir olayda bunu artık dışarı atar.

Çünkü istihap haddi dolmuştur.  

Daha fazla taşıyamıyorum der özümüz.

Yeter artık diye bağırır.

Tüm bunlar, kendimizi istediğimiz gibi ifade edememekten kaynaklanır.

Bazen ayıp olmasın diye, bazen karşımızdaki kırılmasın  diye, bazen patron kızar diye. Tutarız tutarız, sonra bumm..

**

Akışta olmaktan yola çıkıp, konuyu bastırılmış duygulara neden getirdim diye  merak etmiş olabilirsiniz.

Burada sözü edilen akış, duyguların akışıdır.

Örneğin, bir durum yaşadınız, kızdınız.

Dikkat etmemiz gereken tek şey, duygularımızın analizini yapmaktır.

Bizde kızgınlık duygusunu yaratan davranış ya da olay neydi?

Bu olayda kızgınlığın arkasına gizlenmiş başka  hangi duygular yaşandı?

Sır, görünende değildir aslında. Görünen sadece maskemizdir. Sır, onun arkasına gizlenmiş duygulardadır.

**

Akışta olabilmek için, olumlu ya da olumsuz, günlük hayatımız içerisinde hissettiğimiz duyguların analizini yaparak, onların arkasına gizlenenleri çözmemiz  gerekir.  Tıpkı şifre çözücü gibi. Görünen duyguyu ve görünenin arkasındaki duyguyu bulmak. Bu, kendimizi keşfetme yolundaki ilk ve önemli adımdır. Sakinliğimizi korusak ta korumasak ta, kendimizi analiz etmeye devam etmeliyiz. Buna alıştıkça, çözümlemelerimiz daha çabuk olmaya başlar.

**

Hayat, insanın kendini keşfetmesi için tasarlanmış bir oyundan ibarettir ve dünyaya gelirken, oyunda bir rol seçmişizdir.

Hepimizin geliş amacı aynı. Hepimiz, insan olmayı, insanlığı öğrenmek için buradayız. Değerliyiz, biriz, önemliyiz.

Seyrettiğiniz herhangi bir filmi hatırlayın. Filmdeki oyunculardan hangisi sizce gereksizdi? Kötü karakteri sevmeyiz ama, o olmazsa film olmaz. İyi karakterde öyle. Birini çıkartırsak, senaryo bozulur. Ne gereksiz insan diye gördüğümüz kişiler varsa, bizim senaryomuzda onun da mutlak bir rolü vardır. Yaradan, hiçbir şeyi sebepsiz sokmaz hayatımıza.

Her durumdaki hayrı görebilmek dileğimle. Sevgiyle kalın.

 

Bu yazı toplam 853 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim