• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Kocaeli : 7 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 7 °C

İcralık dosya sayısı sizi ürkütmüyor mu?

M.Tanzer Ünal

Gazetemizin dünkü manşeti köşemde…

“Kocaeli’de 234 bin kişi icralık!”

Fotoğrafa bakıyoruz, icra dosyaları koridorlara taşmış.

Dün konuyu biraz daha araştırdım.

Bu sayı, 2015 yılında açılan dosya sayısı.

Devreden dosyalar, bu sayıya dahil değil.

Bir de talimatla başka şehirlerden gelen icra takipleri var.

Bunları da katarsak sayı 700-800 bini buluyor.

Tabii “700-800 bin kişi icralık demek” mümkün değil.

Bir kişinin birden fazla icra dosyası olabileceğini de düşünürsek, yine Kocaeli’de icralık kişi sayısı 250-300 binden aşağı değil.

Korkunç bir rakam!

 

***

 

Kocaeli’nin son nüfusunu biliyorsunuz…

1 milyon 780 bin.

Çocuk ve genç nüfusu çıkın, Kocaeli’de 20 yaş üzeri 1 milyon civarında insan vardır.

Demek, yetişkin nüfusun dörtte biri icralık!

Burası bir de Türkiye’nin en dinamik şehri.

İnsanlarımızın gelirleri Türkiye ortalamasının çok üzerinde…

Nüfus başına düşen işyeri sayısı çok fazla.

Böyle bir şehirde, icralık insan sayısının bu kadar yüksek olması, Türkiye’nin genel ekonomik durumunun çok kötü olduğunu ortaya koyuyor.

Diğer rakamlara bakma, sadece icra dosyası sayısına bak, Türkiye’nin ne durumda olduğunu hemen anlarsın!

 

Sadece ekonomik durum mu?

Sevgili okurlarım, “gemi fena halde su alıyor”!

Sadece ekonomi değil, yıllardır yaşadığımız terör olayları artık “isyana” dönüştü.

Dünyada bir tek dostumuz kalmadı.

Ekonomide iyice içe kapandık.

Üretim düştü…

İhracat düştü…

Turizm gelirleri düştü…

Tam, “yüksek enflasyon- yüksek kur- yüksek faiz” sarmalındayız.

 Elde avuçta ne var ne yok dış sermaye gruplarına satıldı.

İşsizlik her geçen gün artıyor.

Petrol fiyatları düşünce, Araplar da artık konut almıyor.

Devlette israf diz boyu.

Belediyeler, yandaşların “rant kapısı” oldu.

Harcamamız, gelirimizin çok üstünde.

İflas etmiş tüccardan bir farkımız yok.

Özel sektör borç batağında.

Ülkemizin toplam dış borcu 410 milyar doları geçti.

Milli gelirimiz 2013 yılında 820 milyar dolardı, 2015 yılında 722 milyar dolara düştü.

Son üç yılda 100 milyar dolar geriledi.

 

***

 

Bilmem, Güneydoğu’daki ayaklanmayı konuşmaya gerek var mı?

Her şey gözümüzün önünde olup bitiyor.

AKP’nin yıllardır hainlere verdiği prim, bugün ülkemizin başını fena halde belaya soktu.

“Ergenekon, Balyoz” dediler, “Açılım ve barış süreci masalları” söylediler, yıllarca askerin kolunu bağlayıp köpekleri saldılar, sonunda bugünlere kadar geldik.

Devleti yönetenlerin hatalarını, şimdi askerlerimiz ve polislerimiz kanlarıyla ödüyor.   

 

***

 

Dünyadan tamamen tecrit edildik.

Dostumuz diyebileceğimiz bir tek ülke yok.

Bütün komşu ülkelerde boğaz boğaza geldik.

Ortadoğu’da haritalar yeniden çiziliyor, biz seyrediyoruz.

Neden?

Çünkü “borç alan ülke”, “borç veren ülkeler”in dediğini yapmak zorundadır.

Cebinde paran yoksa, kasanda paran yoksa, konuşamazsın!

Konuşturmazlar…

Seni kimse ciddiye almaz.

Elin kolun bağlı, sadece seyretmek zorunda kalırsın.

 

Ve insanı kahreden sonuç

Ülkemiz, ne acıdır ki, bu durumda.

Köşeye sıkıştırıldık, başımıza gelecek felaketleri bekliyoruz.

Kısa adı BOP olan Büyük Ortadoğu Projesi, diğer adıyla Ortadoğu’yu paylaşım projesi, adım adım uygulanıyor.

Ve insanı en çok ne üzüyor biliyor musunuz?

“Gemiyi batıran kişi”den, gemiyi kurtarmasını bekliyoruz.

Anlayacağınız, celladımıza teslim olmuş durumdayız.

Allah sonumuzu hayır getirsin!

 

Bülent Arınç, artık “O zat” oldu

Farkında mısınız, AKP’de artık “birbirlerini suçlama” dönemi başladı.

Hem de en üst seviyede…

AKP’nin en üst seviyede kurucuları kimlerdi?

Recep Tayyip Erdoğan…

Abdullah Gül…

Bülent Arınç…

Abdullatif Şener…

Abdullah Gül, gruptan dışlandı mı, dışlandı…

Bülent Arınç’ın ipi de çekildi mi, çekildi…

Abdullatif Şener, zaten çoktandır dışarıdaydı.

Şimdi partinin de Türkiye’nin de tek hâkimi, Erdoğan!

 

***

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Bülent Arınç arasındaki son diyalog mutlaka dikkatinizi çekmiştir.

Bir zamanlar AKP’nin en önemli isimlerinden biri olan Bülent Arınç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın nezdinde artık “o zat” oluverdi.

Erdoğan, Bülent Arınç’ın artık ismini dahi ağzına almıyor.

Gazeteciler, kendisine Şili’de sormuşlar…

“Sayın Cumhurbaşkanı, Bülent Arınç’ın son açıklamalarına ne diyorsunuz?”

Erdoğan’ın cevabı:

“Söyledikleri doğru değil. O zat, benimle çalışırken böyle demiyordu…”

Tamam, Bülent Arınç’ın da defteri dürüldü mü, dürüldü.

 

Dün Erdoğan Gümüşkaya’yı da uğurladık

Dün, İzmit’in simge isimlerinden birini daha ebediyete uğurladık.

O, Fethiye Caddesi’nin alt tarafında bulunan “Çinili Fırın”ın sahiydi.

Herkes onu işyeriyle tanırdı.

Çinili Fırın Erdoğan…    

Veya kısaca, Çinili Erdoğan!

İzmit’in beyefendi esnaflarından biriydi.

Bir zamanlar kentin en sosyal esnafları arasındaydı.

Rahatsızlanınca, etkinliklerden geri durmaya başladı.

Geçen yıl pastaneyi de kapatmış, ticaretten elini eteğini çekmişti.

Son konuşmamız iki ay kadar önceydi.

Gazeteye gelmiş, beni bulamayınca oğlum Erkan’a uğramıştı.

Telefon etti, “Neredesin, sana geldim, İzmit çok değişti, konuşacak, selam verecek adam kalmadı, kısa zamanda görüşelim” dedi.

Program yapamadık, görüşemedik.

Dün, sevenleri olarak cenazesindeydik.

Allah rahmet eylesin!

Yakınlarının acısını paylaşıyorum.

 

Turan Sarı, mesleğine devam ediyor

Dün, Erdoğan Gümüşkaya’nın cenazesinde Turan Sarı ile karşılaştık.

“Herkes benim muayenehanemi kapattığımı sanıyor, çalışıyorum, ne olur iki satır yazıver” dedi.

Turan Sarı, benim 40 yıllık dostum.

Aralık ayı başında, “31 Aralık’ta diş hekimliğini noktalamak zorundayım. Bakanlık, bizim gibi eski diş hekimlerinden olmadık fiziki şartlar istiyor. Bunları benim ve benim gibilerin yerine getirmesi mümkün değil” dediğinde, üzülmüştüm.

Sonra bakanlığın kararı değişmiş.

6 ay daha eski sistemle çalışabilecekleri söylenmiş.

Arkasından Danıştay, Sağlık Bakanlığı’nın bu kararını tamamen iptal etmiş.

Yani, eski diş hekimleri şimdiye kadarki şartlarda ölünceye kadar çalışmalarını sürdürebileceklermiş.

Anlayacağınız, Turan Sarı İzmit Belediye İşhanı 4. Kat 7 numaradaki muayenehanesinde hasta kabulüne devam ediyor.

Karar vermiş, elleri titreyinceye kadar da devam edecekmiş.

Turan Sarı dostumuz doğrusunu yapıyor.

İnsan, ölünceye kadar çalışmalı.

Bu yazı toplam 1823 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim