• BIST 89.371
  • Altın 146,677
  • Dolar 3,6426
  • Euro 3,9175
  • Kocaeli : 19 °C
  • İstanbul : 19 °C
  • Sakarya : 19 °C

İki büyük “casus”u zindana attık, oleyyy!

M.Tanzer Ünal

Memleket ne güzel yönetiliyor, değil mi?

Gidişattan memnunsunuzdur, memnun…

Memnun olmasak, daha doğrusu her iki seçmenden biri memnun olmasa, AKP tek başına iktidar olamazdı.

Benim necip milletim memnun ki, AKP’yi tek başına iktidar yaptı.

“Kaosu” değil, “istikrarı” tercih etti.

“Memleket, son 13 yılda olduğu gibi yine huzur içinde yönetilsin” dedi.

 Ve işte gördüğünüz gibi…

Çok iyi yönetiliyoruz, çok!

Huzurluyuz, mutluyuz ve de gururluyuz!

***

Şu olup bitenler mi?

Bakmayın siz yaşadıklarımıza.

Münafıkların yüzünden…

Teröristlerin yüzünden…

Casusların yüzünden…

Vatan ve millet düşmanlarının yüzünden…

Türkiye’nin başarısını çekemeyen dış güçlerin yüzünden…

*Rusya ile ilişkilerin bozulması çok önemli değil. Putin de kim oluyormuş, bizim başımızda “dünya lideri” var. Vurdu mu, oturtur. Biz bu işten zararlı değil, kârlı çıkarız.

*PKK terör örgütü mü? Az kaldı, işlerini bitiriyoruz… Dağlardan taşlardan temizleyeceğiz.

*Paralel yapıya gelince… İnlerine girdik, hepsini yok edeceğiz. Bir zamanlar ne istedilerse vermiştik, şimdi verdiklerimizi geri alacağız. Bu kesime selam verenleri bile suçlu ilan ediyoruz.

*Ya Can Dündar ile Erdem Gül’ün tutuklanması? Canım bunların tutuklanmaları gazetecilik mesleği nedeniyle değil! Haklarında terör ve casusluk suçlaması var.

*Dün Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, suikast sonucu öldürüldü… Dünyanın her tarafında böyle şeyler olur. Allah rahmet eylesin.

*Ekonominin durumuna ne diyeceksiniz? Piyasada iflas furyası var. Firmalar, şirketler ardı sıra kapanıyor… Ekonomimiz çok güçlü, bize bir şey olmaz.              

 

 

Ülke olarak nereye gidiyoruz, bilen var mı?

Sevgili okurlarım, çok çalışmama ve bütün dikkatimi toplamama rağmen, kentimizin ve ülkemizin gündemini izlemekte zorluk çekiyorum.

Arka arkaya o kadar önemli olaylar oluyor ki, hangisini önce yazacağımı şaşırıyorum.

Bazen, başladığım yazı bitmeden eskiyor.

Olaysız bir gün geçmiyor.

Hepsi şok olaylar!

Piyasalar tedirgin…

Vatandaş kaygılı…

Dünya, gözünü kulağını vermiş bizi izliyor.

Rayından çıkmış tren, ipini koparmış deli dana gibiyiz.

Nereye gittiğimizi bir bilen var mı?

 

 

İki yiğit gazetecinin zindana tıkılması…

Bugünkü yazımda sadece o “iki yiğit gazeteci” yi yazacaktım.

İki büyük “terörist”i…

İki büyük “casus”u…

“Zindana tıktığımıza göre, Türkiye artık rahat nefes alır, olaylar biter, toplum huzura erer” diyecektim.

Tam bunları düşünürken, bir de baktım, Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin öldürüldüğü haberi geldi.

Demek dedim, dışarıda daha “gazeteci teröristler”, “gazeteci casuslar” var.

Az kaldı, ama var.

Kim bilir, onları da hapse atarsak…

Bütün gazete ve televizyon kanallarını ya “yandaş” yapar ya da kapatırsak…

Ülkemiz huzura kavuşacak.

Haydi, dışarıda kimler kaldıysa, onları da atın içeri!

Madem bütün olayların müsebbibi gazeteciler, bitirin işlerini!

Haydi!

***

Sevgili okurlarım, artık bu konunun tartışılacak tarafı kalmadı.

Ülkemizde hukuk var mı, yok mu?

Basın özgürlüğü var mı, yok mu?

Ne “hukuk” var, ne de “basın özgürlüğü”…

İkisi de sizlere ömür.

Hukuk olmadığı için, artık yargı hukuk kurallarına göre değil, “büyük yerden gelen emir” doğrultusunda karar veriyor.

En tepedeki, “Tutuklansın” talimatı vermişse, o kişinin “tutuklanmama” şansı yok.

Böyle bir ülke olur mu?

Ne diyordu muhterem?

“Bunun hesabını vereceksiniz…”

Hesap soruldu, Can Dündar ve Erdem Gül zindana atıldı.

Onlar, bizim mesleğin “yiğit insanları” idi.

Görevlerini, yani gazetecilik yapıyorlardı.

Gazetecinin görevi, haber yapmaktır.

Birilerine yaranmak için haber saklamak değil.

Devlet, saklanacak bir şeyi varsa, saklar.

Ama saklayamazsa, saklamak istediği şey basının eline geçerse, gazeteciye düşen görev onu yazmaktır.

Bu, evrensel bir kuraldır.

Sen devlet olarak, saklama görevini yerine getirmeyenleri cezalandırabilirsin, ama bir gazeteciyi “Neden yazdın” diye cezalandıramazsın.

Bunu bütün dünya ayıplar, ayıplıyor da…

Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanmaları, ülkemizi bütün dünyaya bir kez daha rezil etmiştir.

“Türkiye’nin uluslararası itibarsızlığı” nı daha da artırmıştır.

Artık Türkiye, “gazetecilerini hapseden ülkeler” sıralamasında en üstlerde.

Efendim, Can Dündar ve Erdem Gül gazetecilik mesleği nedeniyle tutuklanmadı…

Geçiniz bunları!

Kimse, aptal değil!

Ülkemizde ne olup ne bittiğini bütün dünya biliyor.

 

 

Türkiye’de bu ifadelere uygun ortam var mı?

Şimdi sizlerle “basınla ilgili evrensel kural ve kararlar” ı paylaşacağım.

Bakın bakalım, ülkemizdeki ortam bu kural ve kararlara uygun mu?

*İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ’NİN 19’UNCU MADDESİ-“Her fert fikir ve ifade özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kimsenin müdahalesi olmadan bilgi toplamak ve her türlü medyada bilgi ve fikir yaymak hakkını içerir.”

*AVRUPA İNSAN HAKLARI VE TEMEL ÖZGÜRLÜKLERİ KORUMA SÖZLEŞMESİ’NİN 10’UNCU MADDESİ-“Bu hak; resmi makamların müdahalesi ve ülke sınırları mevzubahis olmaksızın; fikir sahibi olmak ve yaymak özgürlüğünü içerir.”

*AVRUPA İNSAN HAKLARI DİVANI KARARI-“Düşünceyi açıklama özgürlüğü sadece yararlı veya sadece ilgisiz ya da zararsız bilgi ve haberlerin alınıp verilmesini değil, devleti veya halkın bir kesimini düşündüren, sarsan veya onlara aykırı gelen bilgi ve haberleri de içerir. Demokratik toplumun vazgeçemeyeceği çoğulculuk, hoşgörü ve açık düşünce bunu gerektirir.”

Aşağıdaki söz de ABD’nin kurucularından Thomas Jefferson’a ait: “Hükümetler sansüre geçit vermemelidirler. Bu, ancak basının özgür olmasıyla olabilir. Eğer erdemli bir hükümet ise kendisine karşı yapılacak herhangi bir saldırıdan korkmasına gerek kalmayacaktır.”

 

 

Son söz

Basını susturmaya kalkmak, “kendi ayağına kurşun sıkmak” tan farklı bir şey değildir.

Bakın geçmişe, bunun pek çok örneklerini görürsünüz.

Ama ne yazık ki, ülkemizi yönetenler de bu “evrensel hata”ya düştüler.

Ülkeleri yönetenlerin görevi, işlerini doğru dürüst yapmaktır, basını susturmaya kalkmak değil!

Can Dündar ve Erdem Gül’ün yazdıkları haber nedeniyle hapse atılmaları, kendileri de açıkladılar, birer “onur”dur.     

Bu onuru; yandaş, yalaka, şarlatan, soytarı gazeteciler hariç bütün gazeteciler taşımaya hazırdır.

Gün gelir, bu hükümet de gider, ama biz gazeteciler kentimize, vatanımıza, milletimize hizmet etmeye devam ederiz.

Bu yazı toplam 1188 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
YURSEVER
29 Kasım 2015 Pazar 12:50
12:50
Ne şehittir nede gazi Bolu ya gitti bizim Niyazi.Oley Oley Oleyyyy
OLEY
29 Kasım 2015 Pazar 11:36
11:36
Ne şehittir ne gazi ... oley OLEY
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim